ADANA SANAYİSİNİ BİLİNÇLENDİRME VE FARKINDALIK ÇALIŞMALARININ ÖNEMİ

17/11/2021 21:54 223

Geçtiğimiz günlerde, AB yeşil mutabakatı kapsamında ‘Adana sanayisini bilinçlendirme ve farkındalık çalışmalarının önemi’ başlıklı bir toplantı gerçekleştirildi Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesinde. Burada bir konuşma yaptım. Düşüncelerimi anlattım. Bu düşünceleri siz kıymetli okurlarımla da paylaşmak istiyorum:
Yeşil Mutabakat’a acilen hazırlanmamız ve uygulamaya geçmemiz şart. Aksi halde ülkemize hem ekonomik hem de siyasi maliyeti ağır olacak. Son yıllarda teknolojinin, üretimin ve sanayinin hızla gelişmesi, tüm dünyada çevre sorunlarının da artmasının başlıca sebebi. Dünyamızın nüfusunun her geçen gün büyümesi, doğal olarak sanayinin ve özellikle de kentleşmenin artmasına sebep oluyor. Dünyadaki mevcut yaşamın ihtiyacı da, insanlar için önemli iki olgu olan sanayinin ve kentleşmenin de, kısacası her şeyin hammaddesi, bildiğimiz gibi doğadan karşılanmakta. Bu ihtiyacının giderilmesi noktasında, ne yazık ki doğamız da hızla tahrip edilerek, hem çevreye hem de yaşamımıza zarar veriliyor.

Son 20 yılda gençlerimizin, çevreye duyarlı her bir bireyin, yani hepimizin ortak fikri;

‘doğal kaynaklarımız plansız ve yanlış bir şekilde tüketiliyor ve yok ediliyor.’

Peki bu tüketim ve yok etme hırsının önüne geçilebilmesi için, neler yapmamız gerek?
Birkaç noktada ifade edecek olursak;

-Bu plansız ve yanlış tüketimin önüne geçilmeli.

-Çeşitli düzenlemeler ve planlamalar yapılmalı.

-Bu planlamalar yapılırken çevre kirliliğinin en aza indirilmesi amaçlanmalı. 

-Ülkemizin daha bilinçli ve çevreye duyarlı üretim yapması hedeflenmeli.

-Bu hedef doğrultusunda da tüm toplum, her türlü iletişim kanallarıyla bilinçlendirilmeli ve bilgilendirilmeli.
-AB’nin iklim değişikliğiyle mücadele, sera gazı emisyonlarının azaltılması, yenilenebilir enerji kullanımı gibi başlıklar başta olmak üzere çevresel ve sosyal sürdürülebilirlik konularında gösterdiği hassasiyeti, pek tabiî ki ülke olarak biz de göstermeliyiz.

-Dünyamız için hedeflenen dönüşümün gerçekleştirilmesi için, sürdürülebilir üretim ve tüketim konularında farkındalık oluşturmalı ve tüm dinamiklerle hep birlikte çalışmalıyız.

Türkiye’nin AB Yeşil Mutabakatı’na uyum sürecinde değişim ve dönüşüm geçirmesi beklenen sektörlerde düzenlemeleri iyi anlaması, gelişmeleri takip etmesi ve oluşturulacak standartlara uyum sağlamak konusunda hızlı adım atması gerekiyor. AB Yeşil Mutabakatı’nın bir başka amacı da var. Bu mutabakatı, bir başka açıdan değerlendirecek olursak; AB, tüm dünyanın ekonomik dengesini değiştirecek yeni bir ticaret sistemi kurguluyor. Bu dünyada yeni bir uluslararası ticaret sistemi ve üretim bölüşümü (her ülkenin kendi ürettiğini değerlendirmek ve iş paylaşımı) anlamı da taşıyor. Türkiye bu düzenlemeden kısa zamanda ve maksimum düzeyde faydalanmalı. Bildiğimiz üzere AB, ülkemizin en önemli dış ticaret ortakları arasında. Dolayısıyla Türkiye’nin AB’nin yeşil ekonomik dönüşümüne uyumlu politikalar geliştirmesi ve en önemlisi de bu politikaları uygulaması şart. Özellikle mutabakatın hedeflerine bakıldığında, yeni bir ekonomik büyüme stratejisi sunan AB Yeşil Mutabakatı, öncelikle ülkemizde anlaşılması ve sonrasında da çok iyi anlatılması gereken çok önemli bir konu.

İstanbul Politikalar Merkezi (İPM), Türkiye ekonomisinin iklim değişikliğiyle mücadelede ‘net sıfır’ hedefine ulaşmak için nasıl bir yol izlemesi gerektiğini ortaya koyan ‘Türkiye’nin karbonsuzlaşma yol haritası: 2050'de net sıfır’ raporunu 27 Ekim Çarşamba günü açıkladı.

Küresel sıcaklık artışını 1,5 derece altında tutmak amacıyla Paris Anlaşması’na imza atan Türkiye’nin, 2050’ye kadar fosil yakıtlardan yenilenebilir enerjiye geçişi, enerji verimliliği, elektrikli ulaşım, binalarda ve sanayide alınacak önlemlerle adım adım karbonsuzlaşma raporun başlıkları arasında.

Raporda, politika değişiklikleri yoluyla karbondioksit emisyonlarının ne zamana kadar, nasıl ve ne hızla azaltılması gerektiği, bilimsel modelleme sonuçlarına dayalı olarak ortaya konuyor.

Bir başka rapor;

40 oturumdan oluşan ve 135 konuşmacı ile 3000’in üzerinde katılımcının dahil olduğu “İmece Summit Geleceğe Etki Zirvesi’nin raporu yayımlandı. Rapor dünyanın önde gelen değişim liderlerinin katılımıyla geçtiğimiz mart ayında düzenlenen ‘İmece Summit- Geleceğe Etki’ Zirvesi’nde konuşulan meseleler ve paylaşılan içgörüler ışığında hazırlandı. Rapor, değişim öncüsü birey ve kurumların dönüşümü yönetmesini ve hızlandırmasını nasıl sağlayabiliriz?” Ve bu amaçla sektörler, kurumlar, bireyler arası bilgi aktarımı ve iş birliğini nasıl kolaylaştırabiliriz?” Sorularına cevap aranan ‘imece summit’ zirvesi boyunca bu sorulara verilen cevapları ve bu cevaplardan hareketle geliştirilen içgörüleri kapsıyor. İmece, düzenlediği bu zirve ile Birleşmiş Milletler tarafından ilan edilen sürdürülebilir kalkınma amaçlarının işaret ettiği 2030 yılında daha değerlere dayalı, insancıl ve gezegen odaklı sistemler, daha eşitlikçi yaklaşımlar ve daha sürdürülebilir bir gezegene ulaşmak isteyen bireyler ve kurumları bir araya getirdi.

Şimdi; küresel düzen değişiyor ve bu düzende Türkiye de mutlak ama mutlak yer almalı.

İklim değişikliği, ekolojik dengeler ve yaşam bizleri hemen her alanda yeşile yönelme sürecine soktu. Bundan sonra da artarak devam edecek yeşile dönüşme ve dönüştürme çabası. Yeşil tarım, yeşil enerji, yeşil çevre, yeşil teknoloji, yeşil kentler, yeşil nesil, yeşil eğitim, yeşil finans…

örnekler çoğaltılabilir.

Küresel ölçekte bakıldığı zaman;

Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı, Çin öncülüğünde başlatılan “yeşil kalkınma” stratejisi ABD’nin “Yeni Enerji Mutabakatı”nı yürürlüğe sokması… Bunlar küresel düzende yeni şartlar.

Bu konuda hep birlikte bir toplumsal etki yaratmalıyız ve yaratılan toplumsal etkiyi artırmak gerekiyor. İş dünyası da dahil olmak üzere tüm paydaşların olduğu kadar,  medya da üzerine düşen sorumluluğun ne denli büyük olduğunun farkına varmalı. Türkiye’nin mutabakata uyum sağlamamasının siyasi ve ekonomik faturasının yüksek olacağını hepimiz biliyoruz. Türkiye’nin de sektörleri tasarlarken kendine özgü yeşil sanayi politikasını ve büyüme stratejisini oluşturmasının gerekliliğini de biliyoruz.

İşte tam da bu noktada;

Medya üzerine düşen bilinçlendirme görevini tam anlamıyla yerine getirmeli. Konunun uzmanlarının sesini her platformda radyoda dergide gazetede TV’de ilgili tüm kurum kuruluş ve kişilere duyurmalı, yeşil dönüşüm yapacak kuruluşlara destek vermeli.

AB Yeşil Mutabakatı kapsamında Adana sanayisini bilinçlendirme ve farkındalık çalışmalarının önemi de bu anlattıklarımla birlikte iki katına çıkıyor. Adana sanayisinin bu konudaki bilinçlendirme çalışmalarında üniversitelerin, STK’ların, çalıştayın tüm paydaşlarının ve OSB yönetiminin ilgili birimlerinin de sorumluluğu medyanınki kadar çok büyük.