ADALET(SİZLİK)

21/02/2020 19:21 659

Anayasa’nın Başlangıç ilkelerinden yaptığım bazı alıntıları aşağıya alıyorum.

“ Türk Vatanı ve Milletinin ebedi varlığını ve Yüce Türk Devletinin bölünmez bütünlüğünü belirleyen bu Anayasa

…Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu Millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasada gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı;

Kuvvetler ayrımının, Devlet organları arasında üstünlük sıralaması anlamına gelmeyip, belli Devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medenî bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu;

…Hiçbir faaliyetin Türk millî menfaatlerinin, Türk varlığının, Devleti ve ülkesiyle bölünmezliği esasının, Türklüğün tarihî ve manevî değerlerinin,

…laiklik ilkesinin gereği olarak kutsal din duygularının, Devlet işlerine ve politikaya kesinlikle karıştırılamayacağı;

…TÜRK MİLLETİ TARAFINDAN, demokrasiye âşık Türk evlatlarının vatan ve millet sevgisine emanet ve tevdi olunur. “

Anayasa’nın Başlangıç İlkeleri, yine Anayasa’nın 2. Maddesinde atıf yapılarak, maddeler münderecatına dâhil edilmiştir.

Bir de Avukatlık Kanununun 1. Maddesine bakalım; “Avukat, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder.”

Şimdi herkese soruyorum;

Yukarıda alıntılardan yola çıkarak, ülkemizde savunma ne durumdadır?

Savunmanın doğru işlememesi, savunmanın iyi işlememesi, savunmanın bırakalım evrensel hukuk değerlerini, ülkemiz Anayasa ve Kanunlarına göre bile layıkıyla uygulanamaması ülkemizde Adalet(sizlik)’in geldiği noktayı göstermesi açısından önemsiz bir konu mudur?

Bugün, ülkemizde, Yargı Bağımsızlığı konuları çok ciddi olarak her yerde konuşuluyor ise, Savunma makamının içine düştüğü ve hatta DÜŞÜRÜLDÜĞÜ durumdan dolayıdır.

Hiçbir şart altında, SAVUNMA GEREKSİZ DEĞİLDİR. Çünkü, ADALET, HERKESE GEREKTİR.

Savunma ile, yani, Avukatlıkla ilgili yapılan yanlışlar, ülkemizde Adalet Mekanizmasının tıkanmasında en önemli nedenlerin başında gelmektedir.

Biliyorum, Hâkimlik, Savcılık konularında da söylenecek çok şey var ama biz hem önceliği nedeniyle Savunmayı ele alıyoruz, hem de, Savunma mensuplarının içinde bulundukları olağanüstü İŞ, EKMEK, İTİBAR konusundaki konumları ve ortamları daha acil çözüm bekleyen konu olduğu için öncelik tanıyoruz.

Derhal, nasıl olursa olsun, Avukatlık Mesleği, Yani insanlığın en olmazsa olmazı olan, SAVUNMA MEKANİZMASI MENSUPLARININ hayat şartlarına katkıda bulunacak bir çözüm üretilmelidir. Bazı ülkelerde uygulanan Sigorta düzeni olabilir, savunma Bağımsızlığını bozmayacak bir asgari imkân sağlanabilir vs. Bu ayrıntılar, ayrıca düşünülebilir.

Bu kadar Üniversite açtık diye övünmek, bakınız çare değilmiş. Tarihin hiçbir döneminde ve öyle görünüyor ki, bundan sonra da Nicelik, Niteliği yenemez. Yani, sayı önemli olabilir belki bazı durumlarda, anca, Nitelik, daima ve mutlaka tercih edilmelidir.

Gençler, ne olursa olsun, Üniversite diploma sahibi olsunlar da, ben de koltuğumda rahat otururum diyebilirsiniz. Ancak, bugün, gelinen noktada, her konuda olduğu gibi işte ADALET’TE DE inanılmaz tıkanma yaşarsınız.

Elbette, şu akla gelebilir. Savunma Mekanizması Mensupları’nın hataları da yok mu? Olabilir. Hatta vardır da. Elbette, mensuplar, bu mesele için arayış içerisinde olmalıdırlar en önemli ve hatta tek gündemleri bu olmalı. Biliyorum ki, böyle olmuyor. Hatta, biliyorum ki, Baro Seçimlerinde bile bu konulardan ziyade kendi nefislerini tatmin ile uğraşmayıp, Mesleğinin dağ gibi sıkıntılarını geri plana itenler var. Ama, bunun da çözümü yine, iktidar sahiplerinin gündeminde olmalıdır.

Çünkü, Yönetme ve Yürütme görevi bu demektir. Böyle söyleyince, toplumun büyük kesiminin beni istihza ile karşıladığının farkındayım. Ancak, Milletlerin ve hatta TÜRK MİLLETİ’NİN ne badireler atlattığını bir Tarihçi olarak çok iyi biliyorum.