Açmazlar

05/10/2020 03:02 351

 

Gördüğüm açmazları Cimer hattından, Sayın Cumhurbaşkanımıza yazmaya karar verdim. Ancak gönderirken anladım ki, bu yazdıklarım bazılarına duyarsız kalan ilgili bakanlığa yönlendirildi.

Neden böyle bir yazı yazmaya karar verdiğim konusunda söyleyebileceğim şu:

Tandem süreci nedeniyle dışarı fazla çıkmıyorum. Ancak bu hafta iki kere çıkmama rağmen, çok sayıda yaşamda dramların olduğunu gördüm. İşinden edilmiş insanlar var ve çaresizlik içine düşmüşler. İnsan hayatını etkileyen en önemli şeylerden biri işsiz kalmaktır. Evine ekmek götüremeyen aile babası veya annesi olmak ne demektir, bunu yaşayanlar çok iyi bilir. İşte bu dramlar o kadar çok ki, tanıdığımız veya tanımadığımız çok sayıda insanımız bu dramlarla karşılaşmış durumdalar. İşini kaybedince, insanlar belki bir şey yapamadığı için veya kendisinden bir şey talep edilebileceğini düşünerek, o kişiden uzaklaşmaya başlıyorlar. Sağlık sorunlarını artık ücretini ödemeden yapamıyor işsiz olanlar. Nedeni en azından ayda yine sağlık primi ödemeleri gerekiyor. Yuvası dağılanlar var.

İşte daha fazla detaya girmeden, bu yüzden yazmaya karar verdiğimi söylemeliyim.

Yine de, bu konuları hepimizin düşünmesi, paylaşması, varsa çözümler üretmesi adına, gazeteme de gönderdim.

Sayın Cumhurbaşkanım,

Yeni yasama dönemi başlarken, gördüğüm önemli açmazları size bildirmek istedim. Ülkemizin huzuru ve mutluluğu için düşünce üretmek ve paylaşmanın önemini en iyi sizin bileceğinizi ve bu açmazların çözümüne katkı koyacağınızı umarak size yazmaya karar verdim.

İlave İstihdam Teşviki ve konusundan başlarsak…

4447 sayılı Kanunun geçici 19 ve 21 inci maddeleri kapsamında uygulanmakta olan bu teşvik bu günkü şartlarda uygulanamaz hale gelmiştir. Ayrıca 6111ve 7103 sayılı teşviklerde de benzer sorunlarla açmazlar bulunmakta ve istihdamın önünü açmak yerine tıkamaktadır.

Sebepler ve sorular…

Birinci sebep hiç elemanı olmayan firmalara, eleman alma isteği olduğu halde bu teşvik verilmiyor. Oysa neticede bu firmanın işsizlik tablosundan bir kişiyi kurtarmış olma şansı varken, bu şans ilk eleman alımı nedeniyle kullanılamamaktadır.

İkinci sebep olarak, dünyanın ve ülkemizin yaşadığı bu kriz ortamı, korona uygulamalarıyla, işyerlerinden aranan şartlar konusunda zafiyetlere uğramaları nedeniyle, teşvik uygulaması kapsamına girmelerinin mümkün olmamasıdır.

Üçüncü bir sebep olarak, kimi teşvik yasası uzun yıllar kullanılan bir teşvik olduğundan, bazı çalışanlar bu teşvikten yararlanarak işe girmişler, ancak 3-5 sene çalıştıktan sonra işten çıkarılmış oldukları için bu teşvik, yeniden işe girme şansını yakaladıklarında, uygulanamadığı için işe girme şansları ellerinden alınmış olmaktadır.

İstihdam ihtiyacı olan kadınlar içinde açmazlar var.

Belirli yaşın üstündeyse ve işsiz kalmışsa, iş bulması çok daha zor hale geliyor kadınlarımızın. Mevcut teşviklerde de yukarda bahsettiğimiz açmazlar var.

Kadınlarımız ayıca emeklilik konusunda yaşa takılanlar açısından da zor durumdalar. Emeklilik hem yaşa takılırken, aynı zaman da prim ödeme şartları yükseltildi. Yaşını beklerken, işini kaybeden kadınlarımız, arttırılan prim günlerini tamamlayamıyorlar. Yaş şartını sağlayabilseler bile yine prim eksiği yüzünden emekli olamayarak hak kaybına uğruyorlar.

Oysa küçük dokunuşlarla bu hak mahrumiyeti giderilebilir.

  • İşsiz kalmış ve yaşa takılmış olanların eksik primleri için bir borçlanma hakkı verilebilir.
  • Yine eksik primler için 5500’e tamamlayanlara emeklilik hakkı verilerek mağduriyetler giderilebilir.

Bir başka haksızlık da kadınlarımıza çocuk borçlanması kanununda yapıldı.

Bu haksızlık çifte kavrulmuş bir haksızlık oldu.

Neydi bu?

Kadınlara 3 çocuk için borçlanma hakkı verilirken, işe giriş öncesi olanlara bu hak verilmedi. Birçok kadın tam işe girecekken hamile olduğunu öğrenip, insanlığın devamı adına analık içgüdüleriyle, işe girmekten vaz geçip, evladını yaşama katmaya odaklandı. Ama bu kutsal özveri, bu çıkarılan güzel yasada göz ardı edilmiş ve kadınlarımızın bir kısmı adeta cezalandırılmıştır.

Erkeklere verilen askerlik borçlanması hakkı ne kadar kutsal bir haksa, bence doğum yapan kadınlarımıza, ilk doğumları ile ilgili bir defaya da mahsus olmak üzere, en az dokuz ay on günlük borçlanma hakkı verilmesi, vicdanen olması gereken değil miydi?

Sayın Cumhurbaşkanım,

Dünya ve ülkemiz yeni bir düzene doğru yol alıyor. Korona virüsünün başladığı andan itibaren her şey değişmeye başladı. Bu nedenle gördüğüm açmazları size bildirmek ve çözümü konusunda yüksek iradenize sunmak istedim. İnsan hayatları açmazlar karşısında çözüm bulunamazsa, ülkemiz açısından tamiri zor olan bunalımlar yaşanmasını hiç birimiz istemeyiz.

Saygılarımla.”