ACI REÇETE Mİ ? 3

18/11/2020 02:15 365

Şiirde de görüldüğü gibi bu vatan hepimizin… Vatan, kişi, kurum, zümre, topluluk vs. ye ait değildir. Ancak, ne var ki, ben zengin çocuklarından hiç birisinin tehlikeli yerlerde askerlik yaptığını duymadım…!!! Ölüm Allah’ın emri, ama el, kol, bacak gibi uzuvlarını kaybedip, GAZİ olmakta var, sakat kalmak da var işin ucunda…. Tüm hayır ve Şer Allah’tan ama, hiç kimse kendisine şerrin gelmesini talep etmez. Hep hayırla anılmasını ve dua edilmesini ister.

Bu bilgilerden sonra insanın aklına şöyle bir şey geliyor;

Başka ülkelerin başbakanı, ülkesinin kurtulmasını, refaha kavuşmasını istiyor. Bizimkiler ise *Ben 1950’li li yıllardan bu tarafa, olan hatırlıyorum; sanki batmasını istiyor olmalı. Tabii buna, TBMM ‘de milletvekili, bakan sıfatıyla yer alanlarda dâhildir. Bir gecede kendilerine %30-60 zam kanununu çıkaran meclis, çalışanına gelince, cömert değil. Hiç bir öneri veya teklif de verilmiyor. Bir vekilin her türlü sağlık, ulaşım, sosyal kültürel harcaması meclis tarafından karşılanırken, net asgari ücretin 11 katı tutarındaki 25. bin lira maaşa az diyebiliyor. Peki 5 bin lira dahi maaş alamayan memur, asgari ücret kadar dahi maaş alamayan emekli, milyonlarca işsiz, asgari ücretli işçi, nasıl geçiniyor? Bin lira ücretle çalışan milyonlar var. Evli, bir çocuklu aile ne yiyip ne içiyor acaba? Hiç düşünebiliyorlar mı? Hayat pahalılığının, sürekli zam yiyen piyasanın ne kadar farkındalar dersiniz? Tok açın halinden anlamaz derler…Ya da şöyle yapılsa; o şartları çok değil, birkaç ay boyunca kendilerine uygulasalar nasıl olur? İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batırmak kolay. Bir de tersini yapın bakalım; çuvaldızı kendinize batırın…!!! Makam saltanatı sürmek çok kolay. Nasıl olsa babanızın malı değil. Şehit olan askerlere bir bakın bakalım; aralarında bir tane zengin çocuğu, bir tane general çocuğu, yüksek seviyedeki bürokrat çocuğu ve siyasilerin milletvekillerinin çocukları var mı? Yok…!!! Bu ülke sadece fakirlerin, yoksulların ülkesi mi? Bu ülkenin yükünü, sadece, emekli, dul, yetim, işçi, işsiz, fakir fukaramı çekecek? Yazık değil mi bu insanlara…

Şah Hatâyî (Şah İsmail) ne diyor du?

Şalvarı şaltak Osmanlı,
Eğeri kaltak Osmanlı,
Ekende yok biçende yok,
Yiyende ortak Osmanlı…

Ne güzel ifade ediyor, egemenlerin bencilliğini, sadece kendilerini düşündüğünü…

Fakirin, fukaranın umurlarında olmadığını…

İşte böyle hali melalimiz değerli okur…Bir tarafta ülkeleri için çalışanlar, ülkesinin ekonomisini kurtarmak için, yeni bir elbise bile giymemeye ant içen başbakanlar, diğer tarafta, trilyonlarca liralara hizmete özel lüks uçak almalar….Bir yetmedi, iki, ikisi yetmedi üç ve daha niceleri… Keza ikinci zırhlı araba ve birçok lüks marka hizmet aracı aldırabiliyor devletine. Fedakarlık, özveri, sadece halktan, sadece vatandaştan beklenmemeli. Ülkeyi yönetenler, öncü ve örnek olmalı… Hep birlikte bu acı reçeteye razı olmalıyız. ‘’Biri yer, biri bakar, kıyamet ondan kopar’’ zihniyeti, fayda değil, zarar getirir. Ben keyfimden, zevkimden, lüksümden vazgeçmeyim, har vurup harman savurayım, israf edeyim, müsrif davranayım, devletin kaynaklarını optimum kullanmak yerine, verimsiz kullanayım, hiçbir şeyin hesabını vermeyeyim, kötü gidişattan ben sorumlu olmayayım, mesuliyeti üzerime almayayım mantığı… Halk tabiri ile; ‘’ oh ne ala, ne ala, sizin mahallede var Mualla, pışşııkkk, gel avcumu yala…’’

Bir çivi kadar olamıyorsak, biz hiç yaşamıyoruz bu ülkede demektir.

SON SÖZ: ‘’RABBENA, RABBENA, HEP BANA, HEP BANA YÖNTEMİ İLE ACI REÇETE OLMAZ:’’