ABD DOST MU 2 ?

31/12/2019 14:42 668

Yanımızdan uzaklaştırdığımız dostlarımız, yakınlarımız ve sevdiklerimiz ise dünün karşıtlarının yanı başımızda saf tuttuklarını görünce, içten içe kin duymaya başlarlar. Sonra Horasaninin dediği gibi uzaklaştırılan dostlarımız düşman olurlar.

Bir gün, herkes düşman safında birleşince yıkılmamız ve beklenen son kaçınılmaz oluyor. Son geldiğinde ise, düşmanlarınızı yakınlaştırmak için uğraşlarınız sonucunda yanınızdan uzaklaştırdığınız dostlarınızı kaybetmişsiniz, dost gözüken düşmanlarınız ise asıl dostlarınızla ortaklıklar kurmuşlardır. Söylenen sözlerin anlamını tarihe baktığınızda tüm çıplaklığı ile görürsünüz. Ve devletlerin aralarında dost ilişkiler değildir belirleyici olan, çıkar ilişkileridir ve aynı zamanda güç dengeleridir.

Eba Müslim Horasanin sözleri, her aklıma geldiğinde bölgemizdeki belediye başkanları da gelir aklıma. Belediye başkanı seçilirken etrafında olanlar, bir dönem sonra yanlarında olmazlar. Asıl seçilirken, bir şey değilken yanında olanlar, o’nu yakından tanıdığı için ve otorite kuramayacağını düşündüğünden, ilk fırsatta yanı başlarından uzaklaştırırlar, çıkarsız yanı başında olanları. Sonrasında ise yanında duranların büyük çoğunluğu çıkar ilişkilerine göre belirlenir. Çıkarlar bir gün örtüşmediğinde ise, yanında gözüken soluğu öteki tarafta alır. Ve işin en ilginci ise, ilk günde yanında olanlar, ilk günden karşısında olanlardan daha da karşıtı olurlar, uzaklaştırıldıkları günden itibaren. Her türlü kumpasta genellikle ilk uzaklaştırılanlardan çıkar, ilk hançeri vurur. Aynen Sezar’a ilk hançeri vuran Brütüs gibi. Biliyorsunuz ki, M.Ö. 100-44 yılları arasında yaşayan, Romalı asker ve politik lider, Julius Casar’a (Jül Sezar) yapılan suikasttir. Bu suikastin anatomisine bakarsak, sanırım konu daha iyi anlaşılır…

Sezar’ı en yakını diye bildiği kişi vurmuştu. Siyasette ne olursa olsun, çekirdek kadrolarını tasfiye edenler, eninde sonunda yalnızlaşıyorlar. Aynı zamanda çekirdek kadroları zenginleştiremeyen ve genişletemeyenlerde, küçük kalmaktan asla kurtulamıyorlar. Çekirdek kadroyu derin devlet gibi görenler ise asla demokrat olamıyorlar ve demokrasiye katkıda bulunamıyorlar…

Bu olayda asıl ilginç olan şey ise, suikasta dahil olan, sağından solundan bu olayla ilişkili veya bu olaylarla ilişkili insanlara yakın olan kişiler. Kişiler biraz karışık olacağından bunları iki kişi odaklı yazacağım; ‘Sezar ve Brütüs.’ biliniyordur ancak yine de hatırlatma amaçlı olarak söyleyeyim; Brütüs, Sezar'ın suikastçılarından biri ve en ünlüsü.
öncelikle Brütüs'ün annesini ele alalım, Servillia:

Servillia o dönemin en güçlü kadınlarından biri. Hem de o kadar güçlü ve bilge ki, o dönemin elitleri, senatörleri, yatırımcılarını evinde ağırlıyor, onlara danışmanlık yapıyor ve yasaların çıkmasında önemli rol oynuyordu. Servillia aynı zamanda Sezar'ın en büyük aşklarından biri, belki de en büyüğü. Aşkının en büyük kanıtlarından biri ise, ona aldığı bir inci. İnci deyip geçmeyelim, çünkü değeri, bir lejyonerin yıllık maaşının 7000 katı. Daha iyi açıklamak gerekirse, günümüzdeki değeriyle, 100 milyonlarca dolar. Yani sözün özü, Brütüs'ün annesi aynı zamanda  Sezar'ın büyük aşkı.

Biraz da - belki de suikast sebeplerini hazırlayan, şu iki adama değinelim, Cato the Younger ve Pompey

bu adamlar, Sezar'ın o dönemdeki en büyük muhalifleri. Sezar, bu iki adamın başını çektiği grupla 4 yıl boyunca bir iç savaş vermiştir. Cato, Brütüs'ün üvey dayısı ve aynı zamanda manevi babası. Pompey ise, Sezar'ın eski damadı ve Brütüs'ün babasının ölümüne sebep olan kişi. Brütüs ailesi Pompey'den ölesiye nefret eder, ama gel gör ki sezar'a karşı bir kan kardeşi edasıyla girişmişlerdir mücadeleye. ey roma halkı gör gör, bu Sezar ne büyük bir adam ki, kimleri kimlerle yan yana getiriyor. Anlayacağınız, kanlı bıçaklı olan iki grup, Sezar'a karşı birleşiyor….

Devamı yarın..