50 YAŞ ÜSTÜNDEKİ HERKESİ ÖLDÜRÜN

25/03/2020 19:57 730

 

Değerli okurlarım; hepinizin bildiği gibi, ülkemiz ve dünyamız, olağanüstü günlerden geçiyor.

Dünyayı saran, (COVİD-19) KORONA virüsü olayı, sadece yaşamı değil, üretimden, ticarete, ekonomiden  turizme, eğitimden  sosyal ve kültürel etkinliklere kadar, pek çok alanı etkiledi. Uçak seferleri iptal, ülkeler sınırları kapatıyor. Daha bir dizi önlemler…Her ülke kendince tedbirler alıyor. Çünkü bu virüs, ne Kuş gribine, ne Domuz gribine, ne de Sars ve Mers’e benzemiyor. Bir kere kuluçka süresi uzun… Eşya ve emtiaların üzerinde yaşama  süresi uzun.

TV ler de sürekli açık oturumlar… Sağlık Bakanı başta olmak üzere, Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulunda görevli uzmanlar… Sürekli açıklama ve bilgilendirme yapıyor. Çok ta faydalı şeyler öğreniyoruz. Başta Bakanımız olmak üzere,  sağlık alanında çalışan tüm Dr.larımıza ve personeline, en içten teşekkürler…Gece gündüz demeden, 24 saat uykusuz kalarak çalışıyorlar. TV haberleriyle, dünyada ki gelişmeleri, anında öğreniyoruz. Ve akıllı telefonlarda yapılan duyuru ve paylaşımlar… Bu mecralardan ‘SOSYAL MEDYA’ güne damgasını vuruyor.

Tabii ki, sosyal medyada da hem yararlı, hem de yararsız,  gereksiz bi yığın paylaşım  yapılıyor. Kötü amaçlı, siyasi içerikli ve faydası olmayan, bilgi kirliliği yaratan, ‘KÖTÜ’ amaçlı paylaşımları dikkate almazsak, epey faydalı paylaşımlar yapılıyor..

İşte bu gün bir dostumun gönderdiği ve sosyal medya da dolaşmaya başlayan bir

KISSADAN HİSSE…
‘’Padişah Emridir. Tüm diyardaki 50 yaş üstündekiler toplanacak ve infaz edilecektir. Gençlerden biri, babasını samanlıkların altına, özel yaptırdıkları sığınağa saklar. Diyardaki tüm 50 Yaş üstündekiler toplatılır ve infaz edilir.
Padişah uyanık tır. Bakar ki bir direniş olmamıştır, hatta babalarını kendi elleriyle teslim edenler bile olmuştur...
Aradan bir süre geçtikten sonra, bu sefer de "kırk ile elli yaş arasındakileri deniz kenarına toplayın" der. Toplarlar. Padişah; "size üç gün süre. Üç gün sonra geleceğim bana kumdan tespih yapacaksınız, eğer beceremezseniz hepinizin başı kesilecek" der.
Bir gün geçer, kumdan tespih yapmak ne mümkün.!!!
İkinci gün geçer, hiç bir şey yapılamaz…!!!
Üçüncü günün akşamı, babasını sakladığını bile ölüm korkusundan unutan genç adam, koşar babasının yanına durumu anlatır...Süre bitmiştir. 40-50 yaş grubundaki insanlar, Deniz kenarına toplanırlar. Ortada tespihten eser yoktur. Cellatlar hazırdır. Ahali korku içinde, kimisi eşinin, kimisi babasının, kimisi abisinin, kimisi en yakınının infaz kaygısı içinde, korkudan açılmış gözlerle meraklı bir bekleyiş içindedirler...
Padişah, Alana infaz emri için gelir.
"-Verilen süre doldu, görevi yerine getiremediniz" der ve tam cellatlara infaza başlayın diyecekken;
Babasını gizleyen adam, padişaha tüm ahalinin duyacağı ses tonuyla seslenir;
"-Padişahım, biz bu görevi aslında yerine getirirdik, lâkin bir sorun, niye tamamlayamadınız" diye der.
Padişah; olmayacak bir şeyin cevabı da olamayacağını bildiği için, alaycı bir edayla,

‘’-Neden?" der.
Genç adam cevap verir:

"-Hünkarım, biz çok düşündük…!!! Kumdan tespih taneleri yapmak zor değil. Lakin bunun İmamesi nasıl olacak? Padişahımız ya beğenmez se...!!!
Siz bu konuda tüm diyarın en iyisisiniz. İmameyi siz varken bizim yapmamız ne haddimize... Siz İmameyi yapın, biz de taşları etrafına hemen diziverelim" der.
Padişah çok zor durumda kalmıştır.
İnfaz emrini veremez. Mecburen "tamam sizleri afettim" demek zorunda kalır.
Döner kurmaylarına;

"-Ulan şerefsizler, hani hepsi ölmüştü bunların?

Saklanan tecrübeli birini, gözden kaçırmışsınız!" der...
Evet, üretilen bir virüs yaşamımızı ve dünyamızı alt üst ederken, diğer tarafta hedef aldığı kitle; aslında yaşamımızın en kıymetlileri  olan, hafızamız , bir sözleri ile bizi yaşatacak ya da kırk yıl ileri götürecek olan, önümüze, geleceğimize ışık tutan, en karmaşık sorunlarımız, deneyimleri ile çözen, bize güven aşılayan, başımız sıkıştığında koştuğumuz, başımızı omuzuna yasladığımız, tecrübelilerimizi hedef almakta…Oysa biliyoruz ki bir insanın yetişmesi, olgunlaşması yılları alır. Tıpkı dalında yetişerek, olgunlaşmayı bekleyen meyve gibi.
Maalesef öyle bir psikolojik duruma sokulduk ki, paranoya derecesine ulaştık; neredeyse virüsün sebebi ilan edeceğiz yaşlılarımızı. Günah keçisi yapacağız onları.

İşte bunu onlara yapmayalım, onları incitmeyelim...
Tıpkı Babasını gizleyen Evlat gibi onlara çok kıymetli olduklarını, onlara çok ihtiyacımız olduğunu, onlarsız bu karanlık yoldan çıkamayacak olduğumuzu ve onları çok sevdiğimizi hissettirelim ve şunu unutmayalım; onları feda edersek sıra bize gelecek. Aslanlar karşısında feda edilen ‘SARI ÖKÜZ’ misali.. Oysa ABD’Lİ ünlü yönetmen, yazar ve yapımcı, George Orson Welles, İngiltere’deki dünyaca meşhur,  OXFORD üniversitesinde  yaptığı bir konuşma da, üniversite öğrencilerine  ne güzel seslenmiş; ‘’ BEN GENÇLİĞİ BİLİYORUM AMA SİZ YAŞLILIĞI BİLMİYORSUNUZ.’’

Mesela ben, 48 yaşındayım, kumdan tespih nasıl yapılır onu da bilmem.
Çok krizler yaşadık hayatımızda lakin; rahmetli babam ve anam, hep bir yol bulur bizi çıkarırdı. Biz onları gözden çıkaran ne İngiliz ne de İtalyan'ız.
Sıkı sıkı sarılın, korkmayın. Onlar bizim olsa olsa, bizim karanlıklarımızın aydınlığı ve  ‘PANZEHİRİMİZ’ olur.
Yeter ki biz onların VİRÜSÜ Olmayalım.
Evinde kal değil; ‘BİZIMLE KAL DEME VAKTİDİR.’
*Kendi Can korkumuz yüzünden, büyüklerimize saygısızlık yapıp ,küfür edeceğimize ,onları güzelce ikna edip, evde kalmaları konusunda, hoşça vakit geçirtmeye Çabalasak,  daha güzel olmaz mı haa.? Unutmayın; ne ekerseniz, onu biçersiniz…
ALLAH'ın rızası Ana baba rızasında. ,büyüklerde ve hala dünya dönüyorsa sabi çocuklar ve yaşlılar hatırınadır .Yaşanılan her şeyden ders alabilene, ne mutlu. Bu günler geçecek elbette…Bu süreçte Atasını, büyüğünü hor gören, berekete ve  ALLAH'ın rızasına, ihsanına nail olabilecek mi?..

SON SÖZ:’’ HAMDIM, YANDIM, PİŞTİM…’’ Hz. Mevlâna…