26 AĞUSTOS ALPASLAN VE BAŞKOMUTANLIK

30/08/2021 23:33 798

 

26 Ağustos günü Türk Tarihinde iki önemli ve hayatî dönemin belirleyicisidir.

Birincisi, 1071 yılında o gün, Büyük Başbuğ Alpaslan’ın kendisinden çok kuvvetli Bizans ordusunu yenerek Anadolu’nun kapısını Türklere tamamen açtığı gündür. Neden tamamen? Çünkü, son yüzyılda yapılan çalışmalar ve araştırmalar, Anadolu’da Türklerin binlerce yıla dayanan varlığının ispatını sağlamaktadır.

Bu arada hemen belirtmeliyim; Bizans ordusundaki Hıristiyan Türklerin Malazgirt Savaşını kazanmamızda olağanüstü katkıları olmuştur.

Neyse… Konumuz farklı.

26 Ağustos’un İkinci önemli ve hayatî özelliği de, yaklaşık 1000 yıldır Anadolu’yu yurt edinmiş Türk Milletinin buradan mahşere kadar çıkmayacağını, o dönem buraya gelen düşmanların geldikleri gibi gideceklerini gördüğümüz gün olmasıdır.

Türk ve Dünya Tarihini o dönemin şartlarında çok iyi bilen dahi Mustafa Kemal ATATÜRK, 26 Ağustos gününü tesadüfen mi seçtiğini düşünüyorsunuz? Olabilir mi? Asla!

Bu nedenle, 26 Ağustos gününü bahane ederek büyük Türk Başbuğları arasında rekabet yaratma soytarılıklarına asla tevessül etmemeliyiz.

Bu Liderler, birbirinin karşıtı değil, birbirinin Türk Milleti adına tamamlayıcısıdırlar.

Gelelim Başkumandanlık isminin verilmesi konusuna…

Bu konuyu daha önce birkaç kez yazmıştım, bugün yine tekrar edelim. 1924 yılında 30 Ağustos Bayramına Başkumandan Zaferi adı verilmiştir.

Gerçekten, kelimenin tam anlamıyla, BAŞKUMANDAN ifadesi doğrudur ve tartışmasız yerindedir.

26 Ağustos Malazgirt Zaferini ve 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı bize hazırlayan, emeği geçen, canını veren, yaralanan, Millet olmanın gereğini eksiksiz yerine getiren tüm atalarımıza minnet, şükran ve saygılarımızı sunarız. Onlara yaptığımız bu teşekkürler yetmez; Bıraktığınız bu vatanı, bu Millî Devleti ilelebet korumak için elimizden geleni sizin gibi sonuna kadar yapacağımızdan emin olarak rahat ve huzurlu uyuyun demeyi de ilâve etmeliyiz.

Gelelim Başkumandanlık konusuna.

Neden Başkumandanlık bu savaş için bu kadar önemlidir?

Sakarya Meydan Muharebesi’nin kazanılmasından sonra 31 Ekim 1921’de ilk defa Mustafa Kemal ATATÜRK’ün isteği üzerine 3 aylık olarak Başkumandanlık Kanunu çıkmıştır. Bu Kanun ile Mustafa Kemal ATATÜRK, Meclis’in tam yetkisini almıştır. 4 Şubat 1922’de ve 6 Mayıs 1922’de Kanun’un geçerlilik süresi 3’er ay uzatılmıştır.

Ancak, 6 Mayıstaki uzatma için, Mecliste 5 Mayısta şiddetli tartışmalar olmuştur. Mustafa Kemal, rahatsızlığı nedeniyle Mecliste değildir. Akşam, evine Genelkurmay Başkanı ve Millî Savunma Bakanı, yani İsmet İNÖNÜ ve Fevzi ÇAKMAK gelmiştir. İcra Vekilleri Heyeti olarak istifa edeceklerini bildirmişlerdir. Gerekçeleri ise, Meclisteki tartışmalardan, yarınki oylamada Başkumandanlık Kanunu’nun uzatılmama ihtimalini görmüş olmalarıdır.

Mustafa Kemal ATATÜRK, istifa etmemelerini ve kendisine 24 saat izin vermelerini rica etmiştir. Sonra, sabaha kadar o gün Mecliste konuşulanları tutanaklardan incelemiş ve kimin ne dediğini ayrıntıları ile öğrenmiştir.

Karşı çıkanların önemli sayılan görüşlerinden bazıları şunlardır:

  1. Meclisin üstünde kimse olamaz.
  2. Gizli Oturum yapılmamalıdır.
  3. Görevler şahıslara göre olmaz.

Başkumandan Mustafa Kemal ATATÜRK, bu iddialar karşısında öyle bir konuşma yapmıştır ki, herkesin mutlaka cevapları okumasını ve hatta ezberlemesini gönülden isterim. İnanıyorum ki; bu cevapları okuyan herkesin fikirleri, duyguları, düşünceleri, inançları etkilenecek ve değişecektir.

Erzurum Milletvekili Salih Efendi, Afyon Milletvekili Mehmet Şükrü Bey, Erzurum Milletvekili Hüseyin Avni Bey, Selahattin Bey ve arkadaşları bir gün önce Meclis kürsüsünden kükrerlerken, verilen cevaplar karşısında şaşkına dönmüşler ve kükremenin ne olduğunu Türk Milletinin Büyük Başbuğu Mustafa Kemal ATATÜRK’den öğrenmişlerdir.

Verilen cevaplardan sadece birkaç özet cümle söyleyelim:

  1. Bu Meclisi ben kurdum, ona zarar verir miyim?
  2. Gizli Oturum istemek, Türk Milleti’nden kaçmak için değil, sizin yaptığınızı düşmana duyurmamak içindir.
  3. Düşmana saldırıya geçemeyeceksiniz

diyenlere karşı işte bu BAŞKUMANDANLIK MEYDAN SAVAŞI kazanılmıştır

5 Mayıs akşamı Genelkurmay Başkanı ve Millî Savunma Bakanını istifa noktasına getiren TBMM’deki durumun 6 Mayıstaki oylama sonucu şudur:

11 ret, 15 çekimser ve 117 oy kabuldür.

Onun için 30 Ağustos, Başkumandanlık Zafer Bayramıdır.

Bunu kim değiştirebilir?