24 OCAK KARARLARI

06/12/2019 22:09 864

                                             

Tarih dediğimiz süreç, kişilerin, milletlerin, devletlerin ve insanlığın hayatında kesintiye uğrayan bir süreç değildir. Tarih süreci, birbirini etkileyerek ilerleyen yaşanmışlıklardır. Asıl olan, bu yaşanmışlıkları FELSEFE yaparak anlamaya çalışmaktır. Diğer bir ifade ile Tarih, Felsefe yaparak yaşanmışlıklara dayanan süreci anlamaya çalışmaktır. Aksi takdirde, tarih süreci, sadece yaşanmışlıklardan ibaret kalır ki, bu da ham, işlenmemiş bir bilgidir.

Neden yazıya böyle girdim?

Yaşanmışlıklardan yola çıkarak bugünkü durumumuza da ışık tutabilme düşüncesi ile!

1979 Kasım ayında Ülkemizde bir Ara Seçim oldu. Seçim sonucu, CHP ileri gelenlerinin beklediğinin (bu beklentinin en yakından şahitlerinden biriyim) tam tersine, AP'nin 5-0 alması oldu. Başbakan Bülent ECEVİT istifa etti ve en kısa sürede Süleyman DEMİREL, bir Azınlık Hükümeti kurdu. 1980'lerin başında göreve gelen bu Hükümette Turgut ÖZAL büyük yetkilerle Başbakanlık Müsteşarı oldu. En kısa sürede, 24 Ocak Kararları denilen ve ülkemizde, günlük yaşantımızda, geleceğimizde TAM ETKİLİ olan dönüşümün BAŞ MİMARI oldu.     

Ne idi 24 Ocak Kararları?

Özeti şudur:

Cumhuriyeti kuran irade, yaşadığımız ağır bunalımların etkisiyle,  ekonomik anlamda, iki duruma karşı açık tepkili ve dirençli olmuştur.

1) İthalatı mümkün olduğu kadar azaltarak, onun yerine bütün şartları zorlayarak ve mümkün olduğu kadar, kendi üretimini yapmak. Bu durumun Ekonomi dilindeki adı, İthal İkamesi Düzenidir.

2) Bütün iç imkânları zorlama pahasına, dışarıdan borç almamaya Tam gayret sarf etmek.

Cumhuriyetin Kurucu İradesi, gerçekten, ilk 15 yıl bu konuda elinden gelen tüm çabayı gösterdi. Bu çabaların etkisi, HER ŞEYE RAĞMEN, 1980 24 Ocak Kararları alınana kadar sürdü.

Süleyman DEMİREL Başbakanlığında Turgut ÖZAL, adı geçen tarihte, Türkiye'yi, bu İthal İkamesi Düzeninden, Serbest Piyasa Ekonomisine, Tam Rekabetçi anlayışa, yani, Kapitalist Ekonomi Düzenine eklemleyeceği iddia edilen büyük değişim, dönüşüm kararlarını ülkede uygulamaya soktu.

Peki! Bu kadar büyük bir değişim, dönüşüm topluma hemen kabul ettirilebilir ve toplum hemen bu büyük değişim ve dönüşümü sindirebilir mi?

Kaç kişi bu iki soruya evet der bir değerlendirelim!

Bu iki sorunun cevabı çok büyük bir oranla HAYIR olacağına göre, ikinci soru hemen arkasından gelmez mi?

Peki! Bu kabul ettirme ve sindirme nasıl sağlanır?

Hadi bakalım, bu sorunun cevabını arayalım!

O günleri yaşayanlar için bu sorunun cevabını uzun uzadıya aramaya gerek var mı?

Bu kabul ettirme ve sindirme TEK, BİR yolla sağlanır: SİLAH GÜCÜYLE!

ŞİMDİİİİ, tarihî süreç devam ederken, biraz felsefe karıştırarak yaşanmışlıkları anlattık, ama, henüz bu ham bilgileri daha derinleştirerek Tarih Felsefesi yapmadık. O halde yapalım! Ne demek Felsefe yapmak? Merak ederek soru sormak, araştırmak, anlamaya çalışmak.

Acaba 12 Eylül 1980 İhtilâli, ülkemizde akan KARDEŞ KANININ akmasına engel olmak  için mi yapıldı, yoksa yukarıda saydığımız nedenle, 12  Eylül 1980 İhtilâli yapmak için mi KARDEŞ KANI aktı.

Neden 1979 Ara Seçimlerinden alarak konuya girdim?

Çünkü, oralarda da sorulacak sorular var da onun için.

Ara Seçim sonucu nasıl bu kadar rahat 5-0 AP lehine oldu?

CHP, o günün şartlarına bakarak; nasıl bu kadar rahat hükümetten çekildi?

Yeni Hükümet, neden bir kişinin eline bu kadar rahat bırakıldı?

60-70 yıllık bir ekonomik düzeni değiştirmek için, o günün şartlarında, ne kadar süredir, nasıl, nerede, ne için hazırlanılmış olabilir ki 15-20 gün içerisinde böyle büyük bir değişim, dönüşüm kararları alınmış olsun?

Bu tarih kesiti, olmuş bitmiş bir kesit değildir. Bu örnekleri, kendi tarihimizde bile çoğaltabiliriz. Örnek olarak, 1881 Muharrem Kararnamesi ile İflasını ilan eden Osmanlı Türkiye'sinde de bu tarihten sonra yaşananları belki de aynı ölçüde değerlendirebiliriz.

Amaç, kişileri ele almaktan çok, olayları ve olayların arka planlarını anlamaya çalışmaktır. Kişiler, konumları ne olursa olsun, bazı zamanlarda, istemeden de olsa görünmeyen ellerin maşası olabilirler.

Kişiler bazında değerlendirme yapacak olursak, o zaman, o görünmeyen ellere isteyerek mi yoksa istemeden mi maşa olduklarını araştırmak gerektir.