100 YILLIK ENERJİ

06/03/2020 20:01 670

Çok üzücü, ama, maalesef gerçek!

Türk Milleti'nin 100 yıldan beri ENERJİSİ TÜKETİLİYOR.

Neden?

Çünkü, 100 yıldır bitmeyen bir kaç konu halledilemiyor, halledilemiyor.

Bir asırdan beri bitmeyen, bitirilmeyen bir kaç konu ile uğraştıkça uğraşıyoruz ve dolayısıyla aynı konular köpürdükçe köpürüyor ve köpürtülüyor.

Halbuki, ezberimizdekileri ve önyargılarımızı değiştirme cesareti gösterip ilgili konular hakkında biraz sorgulama yapsak ve soru sorsak hemen hemen her şey çözülecek. Böyle olunca da, elbette, enerjimizi korumuş olacağız ve ülkeye daha verimli hizmet sunma imkânını elde edeceğiz belki.

Bitmeyen konulardan biri şudur:

Birileri sürekli diyor ki; Mustafa Kemal ATATÜRK'Ü, Samsun'a Vahdettin gönderdi! Hatta para da - miktarı 40 bin altına kadar çıkarılan - verdi.

Birileri de diyor ki; Hayır Vahdettin göndermedi ve para da vermedi!

Bu konuda bir asırdan beri inanılmaz tartışıyoruz ve bu tartışma bitmiyor.

Yahu, çok basit bir kaç soruyu kimse sormuyor!

Soru sormayan insan, cansızdır.

Göndermedi diyenlere dönüp diyorum ki; Arkadaş, Mustafa Kemal ATATÜRK'Ü Vahdettin ve Damat Ferit gönderdi ve para da verdi. Bu durum, eşyanın doğası gereği zaten olması gereken bir durum değil mi? Hükümet onlar değil mi? Ayrı bir Hükümet mi var o aşamada?

Şimdi gelelim gönderdi diyenlere; bak arkadaş, sen, Vahdettin, Mustafa Kemal'i gönderdi diyerek ne kastediyorsun? Yani, Vahdettin ve Damat Ferit, Mustafa Kemal'i, ülkeyi kurtarsın diye plânlı ve bilerek gönderdi mi demek istiyorsun? Bunun ne kadar anlamsız olduğunu neden anlamıyorsun?

Konuyu bu her iki kısır tartışmadan çıkarak ele alalım:

Ülkenin birçok yeri işgal edilmiş. Başkent İstanbul'a işgal güçleri tarafından el konulmuş. İşgal güçleri, işlerine gelen yerleri işgale devam ediyorlar.

Bu arada, Rumlar ve Ermeniler fırsat geldi, artık, hayallerimizi gerçekleştirebiliriz diyerek harekete geçmişler. Rumlar, Karadeniz'de Pontus Devleti kurma girişimlerine başlamış. Özellikle, Din Adamı Hrisontos, olağanüstü bir mücadele veriyor. Elbette, başta Trabzon olmak üzere bütün Karadeniz'i Türklerden arındırmak istiyorlar. Bunun için de silahlanıp Türkleri katletmeye başlıyorlar. Ancak, dünyaya anlattıkları, bunun tam tersi. Zaten, ülkedeki Rum ve Ermenilerin , o döneme göre son 150 yıldan beri yaptıkları oyun hep aynı. Batı devletleri de bu oyunları bilerek, bizim aleyhimize oyuna katılıyorlar. Düşersen vururlar. Bu durumda, İngiltere, Vahdettin ve dolayısıyla İstanbul Hükümeti'ne Karadeniz'deki olayları durdurmasını istiyor ve hatta ültimatom veriyor. Bunun Türkçesi; Karadeniz'deki Türklere engel olun, Rum ve Ermeniler rahatça devletlerini kursunlar. Yoksa, ne yaparlar? İşgal ederler. Bu durumda, Vahdettin ve Hükümeti, orada ASAYİŞİ SAĞLAYACAK(!) bir Komutan arıyorlar. Elde kalmış zaten bir  avuç Paşa. Çünkü, İttihatçılar, ya sürülüyor, ya Bekirağa Hapishanesine konuluyor yahut da kaçıyorlar. Eldeki bir avuç Paşa'nın içerisinde elbette Mustafa Kemal öne çıkıyor. Çünkü, Çanakkale Kahramanı ve Vahdettin'in Almanya Seyahatinde Yaveri.

Bir de buna, Mustafa Kemal'in Adana'dan yola çıkıp 13 Kasım'da İstanbul'a vardıktan sonra yaptıklarını eklersek, Mustafa Kemal'in Samun'a çıkışının alt yapısını sanırım anlarız. İstanbul'da geçen 6(altı) ay zarfında, İstanbul'dan ümit kalmadığını gören Milliyetçi Kadrolar, çare ve çözümün Anadolu'da olduğuna karar veriyorlar zaten. Mustafa Kemal'in kurduğu ilişkiler ve görüştüğü kişiler, bu konuda son derece gizli olarak yardım ediyorlar. Bu yardımlarla birlikte, Vahdettin ve İstanbul Hükümeti, İngilizler'in isteğini yerine getirmek için, Mustafa Kemal'i görevlendiriyorlar. Bir hükümet, görevlendirdiği kişiye normal olarak HARCIRAH vermez mi? Yani, harcırah kadar  para da veriliyor, elbette, ama, kaç günlük?

SONUÇ:

Mustafa Kemal, 15 Mayıs 1919'da Hükümet mi ki,  kendi kendine yazı çıkarsın?

Mustafa Kemal, elini kolunu sallaya sallaya Samsun'a gitse nasıl karşılanır ve ne sonuç alır?

Bu durum, anlaşılmaz bir durum mu da, bu tartışmayı bitiremiyoruz?