10  KASIM’A DEVAM

14/11/2022 22:15 677

                                               

Son yazım ATATÜRK’ÜN Türk Milleti için mücadele ettiğini vurgulayan bir yazı idi. Bu yazımda ATATÜRK’ÜN olağanüstü başarısının temel nedeni olarak Türk Milleti’ne inandığını, güvendiğini ve O’na bağlılığını vurgulamıştım.

Kendi el yazısı ile Türk Nedir? Sorusuna verdiği cevap örneğini de köşeme almıştım.

Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN akıl almaz ve dünyaya örnek olmuş başarısındaki temel nedenin Türk Milleti’ne olan güveni, bağlılığı ve inancı derken elbette bir takım sağlam dayanaklarımızın da olması gerekmektedir.

Bu temel ve sağlam dayanaklarımızdan birisi şudur: Büyük Başbuğ Mustafa Kemal ATATÜRK, yola çıkarken bir çok kişiden farklı bir görüş, farklı bir bakış ve farklı bir inanç ile çıktı.

Nedir o?

Gazi, Devletin kurtulma ümidinin kalmadığını gördüğü için devleti kurtarmaktan çok milleti kurtarmanın daha öncelikli olduğunu anladı. Buradaki devletten kasıt ebette Osmanlı Devletidir. Osmalı Devleti’nin o zamanki mevcut yapısı, konumu ve içine düştüğü durumu ile yaşamasının artık mümkün olmadığını anlamıştı.

Türk Milleti, o dönemde var olan şartlar altında aslında ortada bırakılmıştı. Başta Padişah Vahdettin olmak üzere yönetim kadrosu sadece kendi konumlarını kurtarmak ile devleti kurtarmayı aynı görmüşlerdi. Oysa ATATÜRK. Devleti kurtarmak için yapılan her hareketin içerisine katılmış ve son derece başarılı gayretler göstermişti. Ama, ne olursa olsun artık, devletin kurtulmasının ve yeniden ayağa kalkmasının, dirilmesinin mümkün olmadığını anlamıştı.

ATATÜRK için oldukça farklılık yaratan bu konuyu beraber yola çıktığı arkadaşları ile zaman zaman ayrı düşmelerinde de açıkça görebilmekteyiz.

Devletin görevlisi olarak Samsun’a giden Mustafa Kemal, kafasında planladığı Türk Milleti’ni kurtarma gerektiği görüşünü Amasya’da ilân etmiştir.

Samsun’a çıkış Millî Mücadele’nin başlangıcıdır, ama resmen ilânı değildir. Resmî ilân Samsun’a çıkış tarihinden yaklaşık bir ay sonradır. 21 Haziran’da yayınlanan Amasya Tamimi, Millî Mücadele’yi başlatmanın ilânı olmuştur.

Bu ilânda ne denmektedir. Türk Milleti kendi kaderini kendisi belirleyecektir, çünkü, İstanbul hükümeti artık Türk Milleti’ni kurtaracak konumda değildir. Mealen yazdığım bu yazıdan çıkan sonuç nedir? Yukarıdan beri anlatmaya çalıştığım, Türk Milleti’ni kurtarmanın öncelikli olduğu ve bu önceliği fark edenin en başta Mustafa Kemal ATATÜRK olduğu gerçeğidir.

ATATÜRK’ÜN Türk Milleti’ni kurtarmanın öncelikli olduğu görüşünü destekleyen diğer bir unsur da yola çıkarken seçtiği veciz düsturdur.

Nedir o?

“YA İSTİKLÂL, YA ÖLÜM”

Böyle bir söz insanlara söylenir. Yani, Türk Milleti’ne demektedir ki; ne olursa olsun bağımsızlığını kazanacaksın, özgür yaşayacaksın, kendi egemenliğini kendin kullanacaksın, ya da öleceksin.

ATATÜRK, Türk Milleti’nin içine düştüğü/düşürüldüğü durumdan çıkabilmek için son bir gayretle silkinmesi, ayağa kalkmaya çalışması gerektiğine inanmaktdır. Eğer bu son gayreti de gösteremezse Anadolu’da tutunamayacağını görmekte ve bilmektedir.

Doğu ve Orta Avrupa’dan itilmiş, sıkıştırıldığı Balkanlar’da tutunamaz duruma gelmiş Türk Milleti için Anadolu’da kalmak Mondros Mütarekesi ile ve arkasından gelen Sevr ile imkânsız olmuştur.  Birkaç asırda bu konuma düşmüş olan Türk Milleti, Avrupalıların dediği ve istediği gibi geldiği yere geri dönecektir.

İşte, Türk Milleti’ni kurtarmanın önceliğini en iyi kavrayan, anlayan ve gören Mustafa Kemal ATATÜRK, Osmanlı Devleti’ni kurtarma için gösterdiği gayretleri, Türk Milleti’ni kurtarmak için de göstermiş ve sonunda bağımsız bir Türk Millî Devleti’ni, Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmayı başarmıştır.

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ile 100 yıldan beri uğraşılmasının ana kaynağı da budur. Yok olmak üzere olan Türk Milleti’ni diriltmek ve yeniden hayata döndermek; içeride ve dışarıda Türk Milleti’ne kem gözlerle bakan herkes, her fikir, her grup için ATATÜRK’Ü kendisine düşman olarak görmeye neden olmuştur. Bu durumun tersi olarak son yıllarda ATATÜRK’E olan bağlılığın aşırı artmasındaki neden de bu olmuştur.