Yaşayan Şaman gelenekleri (2)

Değerli dost, Prf.Dr.Ali Doğan'ın ; günümüzde halen kullandığımız "Şaman Gelenekleri"ni maddeler halinde sıralamış; Kurşun Dökmek,Kırmızı Kurdele bağlamak, Mezar Taşlarımız, Dilek Tutmak, kullandığımız kilim motifleri, mevlit ve ilahiler, su içerken kafanın elle desteklenmesi ve Mezarlardaki küçük sululuklar'dan söz etmiştik.

Gelelim diğerlerine;

10.Yukarıda Allah Var;

Tengrizm inancından kalmıştır.

Bu anlayıştan dolayı dua ya da işaret ederken eller gökyüzüne açılır.

11. Sağ ayak;

Kapıdan çıkarken sağ ayağın önde olması da Şaman Kültüründen kalma bir ritüeldir.

Sol ayakla geçmenin kişiye uğursuzluk getireceğine inanılır.

12. Su dökerek uğurlama;

Şaman kültüründeki suyun kutsallığı olgusunun doğurduğu adettir.

Su berekettir, kutsaldır "Su gibi çabuk dön, ak geri gel, ak çabuk, kazasız belasız git" demek için su dökülür gidenin arkasından.

13. Türbelere ağaçlara, çalılara bez ve çaput bağlamak.

Şamanizm inancında dilek dileme şekli.

Küçük kumaş parçaları genel olarak ağaçlara çok önem verildiğinden ve yaşamın sembolü kabul edildiğinden ve yaşam üzerinde muazzam etkileri olduğu düşünüldüğünden, bunların dallarına bağlanır ve dileğin gerçekleşmesi beklenir.

Günümüz Türkiye'sindeki bu eski gelenek de halen devam etmektedir.

Temelinde ise, doğadaki her varlığın bir ruhu olduğu inancı yatmaktadır.

14. Tahtaya Vurmak;

Eski Türkler göçebe oldukları için, daha önce girmedikleri ormanlara girerken, ormandaki kötü ruhları kovmak için ağaçlara vurup, bağırarak gürültü çıkarırlarmış.

Bu davranış aynı zamanda doğa ruhlarına kötü olayları haber verip, onlardan korunma dilemek amaçlıdır.

Tahtaya vurma adeti, sadece Türk kültüründe değil, bir çok Avrupa kültüründe de vardır.

15. Ölünün ardından belirli aralıklarla toplanmak:

Birisi öldükten sonra evinde toplanıp dua okumak; bu toplanma işini 7, 21 ya da 40 günde bir tekrarlamak gibi eylemler de Şaman Kültüründen kalmadır.

Eski Türk inanışına göre, ruh fiziki bedenini 40 gün sonra terk etmektedir.

Vefat edenin "40'ın çıkması" deyimi vardır.

Şamanizm'de ölen kişinin ruhu evi terk etsin, göğe yolculuğuna başlasın, öteki ruhlar doluşmasın diye, insanlar ölen kişinin evinde toplanıp ayin yapar, yas tutarlar.

16. Çocuklara doğa'dan esinlenen isimler koymak:

Orta Asya Toplulukları (Eski Türkler) doğada bazı gizli kuvvetlerin varlığına inanmışlardır.

Tabiat güçlerine itikat eden hemen hemen bütün halk, dinlerinde mevcuttur.

Fiziki çevrede bulunan, dağ, deniz, ırmak, ateş, fırtına, gök gürültüsü, ay, güneş, yıldızlar gibi, tabiat şekillerine ve olaylarına karşı, hayret ve korkuyla karışık bir saygı hissi eskiden beri olagelmiştir.

Çocuklarımıza verdiğiz isimlerin bir çoğu da bu derin bağlardan kaynaklanmaktadır.

17. Ay Dede;

Eskiden Şamanist Türkler Ay'ın koruyucu/sahip ruhuna "Ay Ata" ya da "Ay Dede" derlerdi.

Onların Orta Asya'dan Anadolu'ya göçen kısmı, hala çocuklarına Ay'ı gösterip "Ay dede" derler.

Binlerce yıl önce Şamanlar'ın yaptığı gibi.

18. Akdeniz, Karadeniz:

Şamanist dönemde Türkler için her yönün bir renk simgesi vardı.

Kuzey'in simgesi Kara, Batı'nın simgesi Ak renkti.

Bu yüzden Kuzeyimizdeki denizin adı Karadeniz, Batımızdaki denizin adı Akdeniz'dir.

Akdeniz'in Yunanistan ile Anadolu arasındaki uzantısına "Ege" demek çok yakın bir dönemde ortaya çıkmıştır.

Atatürk'ün "Ordular ilk hedefiniz Akdenizdir" dediği deniz Ege'dir.