YAPAY ZEKA

Dünyanın İlk ‘Yapay Zekâ Bakanı’, Yapay Zekâyı Geliştiren Ülkelerde Değil, Yapay Zekâ Ürünlerini Satın Alan Ülkede, Göreve Başladı. Hiç akla gelmeyecek bir haber; Dünyanın ilk ‘Yapay Zekâ Bakanı’ göreve başladı. Hem de yapay zekâ konusunda ileri düzeyde bilimsel araştırma alt yapısına sahip olmayan, tam tersine yapay zekâ ürünlerini satın alan, bir körfez ülkesinde. Normalinde, bilim ve teknoloji üretmeyen bir ülkede, yapay zekâ gibi insanlığın kendisi ile yarışan ve insanın yerine birçok alanda yüksek fonksiyon göstermesi beklenen bir konuda, böyle bir adımın atılması çok şaşırtıcı.

Teknolojinin yaşamın her alnına robotları yerleştirmesi ve ileri düzeyde yazılım programları üzerinden bir insanın yapacağını robotlara yatırması, batının, ileri teknoloji geliştiren ülkelerinde, artıları ve eksileri sıkça konuşulmaktadır. Robotlara yüklenmeye başlayan programların, bir insan gibi verilen emirler yanında ayrıca, vazife çıkarması yani ‘yapay zekâ’ programları konusunun, ileride insanın yerine karar vermesi durumunda olası tehlikeleri konuşulurken, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE)’inde “yapay zekâdan sorumlu” bir bakanlık kurulmuş ve başınada 27 yaşındaki Omar Bin Sultan Al Olama atanmıştır. Daha önce başbakanlıkta gelecekten sorumlu direktör olarak çalışmış olan genç bakan Omar Bin Sultan Al Olama’nın, yapay zekâ teknolojisi gibi ileride yaşamın birçok alanında kullanılacak ve insanlığın önemli kırılma noktalarından birinin ilgi alanından sorumlu olması, manidardır. Çok yakın gelecekte “yapay zekâ” yazılımları ile insanın birçok alandan elinin çekileceği ve insan yerine robotların kara vereceği, üretim yapacağı ve plânlayacağı bir yapı, insanlığın yaşam biçiminde değiştirecektir. BAE yönetimi, geleceğin önemli konuları olan robotlar, otonom araçlar, Droneler ve hatta Mars’ta koloni kurmak, kâğıtla yapılan tüm işlemleri dijitalleştirme gibi konularda geride kalmamak için kolları sıvamış.

Petrol Zengini Bölge, Geleceği Petrolde Değil de Teknolojide mi Arıyor?

Habere konu olan gelişme, son derece önemli. Ancak konu ile BAE’liğinin bilim ve teknoloji üretimi arasında, bir çelişki dikkatlerden kaçmıyor. Bugün, batıda bile kullanımı konusunda yetki almamış teknolojilerin, körfez ülkelerinde deneniyor ve müşteri buluyor olduğu bilinmektedir. Bilim ve teknoloji üretmeyen, ancak sahip olduğu zengin yer altı petrol kaynaklarını kullanarak, dünyanın daha denenmemiş teknolojilerini satın alabiliyor. Sık sık haberlere konu olan yeni teknoloji konularını ilk deneyen ülke öncelikle BAE olmaktadır. Hızlı araba, hızlı tren, uçabilen taksi, yeni teknoloji roket uçaklar ve telekomünikasyon alanlarındaki yenilikler, vs. Körfezin zengin emirlikleri satın alma yolu ile dünyanın en yeni teknoloji ürünlerini adeta bir fuar alanı gibi sergileyerek ilgileri üzerine çekebiliyor ve önemli ölçüde de turizm geliri sağlayabiliyor.

Anlaşılan ülkede, bu tür yenilikleri takip eden ve bu yenilikleri ülkesine taşımak isteyen, uzak görüşlü bir yönetici/yöneticiler var. Eğitim yılı ortalaması düşük, eleştirel düşünmenin ve taleplerin sınırlı olduğu bir ülkede, liberal teknolojinin kullanılması konusunda canhıraş bir tutum içinde olmak da ayrı bir paradoks. Muhtemelen batıda eğitim görmüş, oralarda gördükleri araç ve gereçlerden etkilenmiş, genç krallık ailesi yöneticileri, ülkelerinde de bu teknolojileri yaşamak istemektedirler. Hatta denilebilir ki, çağın gerisinde kalmamak için, yeni yeni açılımlara ve dönüşümlere evrilmek istemektedirler. Açıkçası,bu evrilmeler, önümüzdeki dönemlerde Orta Doğuda çok farklı dönüşümlerin olacağının habercisi olacaktır.

Teknolojiyi Satın al Ancak Teknolojiyi Yaratan Özgür Düşünceyi Değil…

BAE’lerinin teknolojiye bu denli önem vermesi akıllara Osmanlının son dönemlerinde batının gelişmişliği ve sahip olduğu çalışma disiplini, üretkenliği ve yarattığı teknolojik gelişmeler okumuş çevrelerde sıkça tartışılıyordu. Batının gelişmişliği ve kültürel değerler arsında yaşanan bu tartışmada, dönmede Türk şairi Mehmet Akif Ersoy “batının teknolojisini alacaksın ancak ahlaki değerlerini almayacaksın” mealindeki görüşleri halen tartışılmaktadır. O günün Osmanlı devletinde Mehmet Âkif Ersoy, Batılı devletlere yüksek bir medeniyet kazandıran bilimsel çalışmaları, sanatsal, eğitsel yöntemlerin anlaşılması ve uygulanmasının önemini belirten anacak dini, kültürel ve sosyal yaşama ilişkin değerlerden de uzak durulmasını belirten düz yazılarında‘Safahat’adlı eserlerinde bugünkü gibi belirtmiştir. BAE’liğinde bu tür tartışmalar yapılıyor mu bilmiyoruz? Ortadoğu ülkelerinde bugün yaşanan birçok sorunun altında tartışmanın ve eleştirel düşüncenin olmaması gibi, çok ciddi bir sorunun olması nedeniyle, mutlaka teknoloji satın alınmasının ne getirip ne götürdüğünün konuşulması önemli olacaktır.

Hemen aynı günlerde Suudi Arabistan’da Hong Kong merkezli HansonRobotics’in robotu Sophia zengin bir topluluğun önüne çıktı. Sarışın tenli uzun boylu ve sorulan sorulara nazikçe cevap veren robot bir insanda olan birçok özeliklere sahip yapısı ile insanın yerine birçok işi yapıyor olması birçok tartışmayı da getirecektir. Hatta Sophia Suudi devleti tarafından vatandaşlığa da kabul edilmek ile insan olarak tanımlanmış ve yaratan anlayışı ile çelişecek bir ilkede imza atmış olmaktadır.

Krallık ile yönetilen aile normalinde feodal-gelenekçi ve erkeler tarafından yönetilen bir ülkenin şaşırtıcı derecede teknoloji kullanımında liberal olması, zengin gençlerin ileri düzeyde gelişmiş araçlara kullanması, büyük spor faaliyetlerini ülkede organize etmesi paradoksal bir yapı ortaya koymaktadır. Kapitalizmin bütün teknolojilerini satın alıyor ve sonuna kadar da teknoloji nimetlerinden yararlanıyor. Ülkesinde farklı yaşam sergileyen ancak Amerika Avrupa’ya gidince farklı yaşam stili gerçekleştiren körfez ülkelerinin bu tutumu tam bir hibrit yaşam.

Yapay Zekâ Bölgede Tartışma Yaratır mı?

Bölgenin yerleşik kültüründe halen yapılmayan bilgi üretmek ve teknolojiye mesafeli yaklaşan insan topluluklarının olduğu bir ortamda, teknolojiyi satın alarak toplumun ayağına getirmek ve yapay zekâya yurttaşlık vermek, derin tartışmalı mesajları bünyesinde barındırıyor. Suudi Arabistan bir Hollywood yıldızına benzetilen robota vatandaşlık verilmesi üzerine yapılan eleştiriler daha çok “yapay zeka” insanı kontrolüne alır mı? Veya kutsal insan ile robot insan olarak aynı kimliği alabilir mi? Bunu üzerine Hong Kong merkezli HansonRobotics’in geliştirdiği Sophia robotunu tasarlayan ve şirketin sahibi ABD’li mühendis Dr. David Hanson “yapay zekânın kullanım amacına dikkati çekmiştir. Mühendis Hanson yaptığı açıklamada “Yapay zekâ davranışlarının sonuçlarını anlamazsa, insanlığın zekâ seviyesini geçerse tabii ki gezegenin kontrolünü ele geçirebilir.” Bu durumda dünyanın başı belaya da girebilir.

Ancak işin teknik yanı kadar insanın kutsallığını bir yapay zekâya kutsal topraklarda veriliyor olması inançlı insanları doğal olarak rahatsız edebilir. Şu ana kadar bu konu siyasi parti liderimizin verdiği tepkinin ötesinde konu çok tartışılmadı.

SON SÖZ: ‘’ GÜNÜMÜZÜN TEMEL SLOGANI: TEKNOLOJİ,TEKNOLOJİ,TEKNOLOJİDİR.’’