"YALAN" İNSANIN FITRATINDA VARSA...

Hergeçen gün daha da ağırlaşan, içinden çıkılmaz hale dönüşen, "ne olacak bu memleketin hali?" sorularını ve sorunlarını netleştirme adına, SORU- CEVAP gidelim.

........

-Yalan ve yalanlar var ve çok.

-Ne kadar çok?

-Bülent Ersoy'un makyaj takımı kadar.

-Güzel yerden yakaladın, Bülent Ersoy'un makyaj takımından dem vurdun..

O vakit, "vakitli vakitsiz öten horozların" bugüne kadar ürettikleri ve söyledikleri yalanlar kainata yeter desene?

-Dedim bile.

-Başka neler diyebilirsin?

-Mesela her yanıyla paspas, pestil, hamur, çamur, rezil ve rüsva olan ekonominin düzeldiğini söylemek.

-Mesela, ar- haya nedir bilmeden, enflasyon belasının düştüğünü çok rahat şekilde açıklamak.

-Mesela, asgari ücrete, emekliye "kallavi zam" yapılacak derken, di-ye-bi-lir-ken utanmamak, sıkılmamak, ezilmemek, hicap duymamak.

-Mesela, çiftçiyi tüccarı, esnafı, bakkalı çakkalı, fakiri fukarayı, gurabayı, dar gelirliyi, yetimi, ezilmişi, hakkı yenmişi, mağduru, kendine yetemeyeni her gün değil, her saat akla hayale gelmez yalanlarla kandırmak.

Mesela, "bu ülkede kimse aç ve açıkta değil" yalanlarını üretmek.

-Mesela, tükürüğümüzle boğabileceğimiz "cani İsrail'in" bize saldıracağını dillendirilmek.

-Mesela, TÜİK yalanları.

-Mesela, Milli Eğitim müfredatındaki bilinmezlik.

-Mesela, bebek katili APO safsatası.

-MESELA'ları çoğaltabilirim.

-Ne kadar çoğaltabilirsin?

-Fizan'ı bilir misin?

-Bilirim.

-İşte oraya kadar. Hatta Okyanus'u "dört kez" dolaşıp, Antarktika’ya kadar da uzatabilirim.

-Hayret yahu.

-Değil yahu.

-Pekiiii, bu iş nasıl çözülür?

-Sandıkta.

-Ne olacak sandıkta?

-Önüne sandık konan vatandaş, oy pusulasına;

"Ne sürdün elime, ne süreyim yüzüne" notunu ekleyip, SON NOKTA'yı koyacak.

-Herkes mi bu yolu izleyecek?

-Değil tabiki. "Hergele" olmadığını ispat etmek isteyenler, bu anlayışla hareket edecek, tek FİRE vermeden "kararlı biçimde" ayağa kalkacak, mecburen ve mahkumen bunu ya-pa-cak.

-Deme yahu.

-Dedim yahu.

-HE mi yahu?

-Elf kere, mit elf kere HE yahu.!