Ya onlar da konuşursa!-1

Geçtiğimiz günlerde yazmış olduğum ‘Dili olsa da konuşsa’ köşe yazım, yakın çevrem ve dostlarım tarafından çok beğenildi. Tebrik mesajları ve telefonlar aldım. Hepsine teşekkür ederim. Kendi çapımda hayal ürünü, kıssadan hisse hikâyelerle olmayacak durumları, yazıları yazma gayretine giriyorum. Çünkü bilirim ki, ‘Kızım sana diyorum, gelinim sen anla’ misali, laf da, söz de gideceği yeri bilir..

Yoksa para hiç konuşur mu?

Ama kimler, kimler konuşuyor...

Paraların konuşmaması olur mu?

Bu doğrultuda aklıma yeni bir hikâye daha geldi. Bu hikâye biraz farklı, ama biraz daha gerçekçi... Aslında herkesin içinden geçen, lakin çoğu insanın aklına dahi gelmeyen bir konu olacak.

Bu seferki hikâyemiz hepimizi ayakta tutan, yani yaşamamıza neden olan organlarımız olacak.

Dedim ya parayı bile konuşturduk, organlar konuşmaz mı hiç?

Biraz absürt, uçuk kaçık bir hikâye olacak, ama organlarımızı da konuşturursak iyi olur diye düşündüm.

Bakalım organlar ne diyecek?

Hikâye bu ya…

***

Boğazına düşkün, kilolu bir adam, sabah uyandığında içinde bir kıpırtı hisseder. Kıpırtı dediğim; müthiş bir sancı ve ağrı vardır vücudunda. Adamın içinde bildiğiniz fırtınalar kopuyor, ağrıdan ve sancıdan yerinde duramıyor. Bakıyor olacağı yok, doktora gitmeye karar verir.. Eski bir dost, bildik tanıdık, çok güvendiği ve nazı geçen doktorun kapısını çalar.

Hoş geldin, beş gittin derken doktor sorar; “Seni bu halde görmek beni çok üzdü dostum. İki büklüm olmuşsun. Hayırdır neyin var?” diye sorar.

‘Ne sen sor, ne ben söyleyeyim birader! Canım çok yanıyor. Neyim var bilmiyorum?’

“Dur, panik yapma. Önce bir muayene edeyim, sonra bakarız neler yapacağımıza”

Önce stetoskopla sırtını dinler ve “Öksür, öksür…”

Adam öksürdükçe içi dışına çıkıyor, nefes dahi alamıyor ve doktor arkadaşına ‘Bir şeyler yap, canım çok yanıyor!” der.

Doktor bakıyor, bakıyor bir teşhis bulamıyor. Birden aklına kendi icat ettiği ama sır gibi sakladığı bir tedavi yöntemi gelir. Bu tedavi yönetimini de yılların dostu olan arkadaşının üzerinde denemeye karar verir.

“Sana bir şey söyleyeceğim, aman kimselere söyleme! Bir makine icat ettim ve bu makine işe yararsa tıp literatürüne gireceğim. Sana güvenebilir miyim?” diye sorar.

Adam biraz korkmuş, fakat meraktan da çatlamıştı ve ‘Söz veriyorum, kimseye söylemeyeceğim. Nedir bu buluş, nasıl bir şey acaba?’ (Devam Edecek…)