Dışarıdan bakınca herkesin hayatı ne kadar güzel değil mi? Gülen yüzlerle dolu
sosyal medya fotoğrafları, boş vermişçesine çekilmiş fotoğraflar, toz pembe
hayatlar…
Oğuz Atay’ın bir sözü var “Her insanın yaşadığı en az iki hayatı vardır; biri
bildiğimiz vitrinlik, diğeri bilmediğimiz derinlik…” Bu sözle dışarıdan görünen bir
hayatın ve dış görünüşün olduğu dile getirilmiştir. Fakat, bir de insanların iç dünyası
vardır. İnsanlara yansıtmadıkları aile içinde yaşadıkları iç çatışmalar; belki sağlığı ile
ilgili, belki ekonomik, belki çok daha farklı bir konu üzerine sürekli olarak veya
geçici bir süre için baş etmek zorunda kaldığı problemler. İşte, mühim olan mesele
birisi ile iletişim kurarken içten olmak ve karşıdaki kişinin derin duygularına inmeye
çalışmak. Tabii ki, bir bireyin derinini keşfetmek öyle bir kerede olan bir şey değil.
Size yakın olan kişilerin derinliklerini daha kolay anlamlandırırken birkaç kere
konuştuğunuz birinin derin dünyasını keşfetmeniz o kadar kolay olmaz. Yani mühim
olan mesele bireylerin içerisindeki öz beni keşfetmeye çalışmak. Herkesin içerisinde
bir öz vardır. Onları kişiselleştirir. Bu onların fıtratı gibidir. Bir de bu özün bir iyi
niyet bir de kötü niyet tarafı vardır. Bireyin özündeki niyeti de ancak tanıdıkça
anlarsınız. Ki bazı bireyler özlerini çok iyi gizledikleri için bazen onu bile
anlayamayabilirsiniz.
Bana geçenlerde bir arkadaşım Lara tam istediğim gibi bir hayatın var dedi. 10
numaraymış. Ben de ona dedim ki daha beni yakından tanımıyorsun hiçbir hayat
düpedüz mükemmel değildir. Biz onu olabildiğince güzelleştirmeye çalışırız. Güzel
olarak yansıtır ve bu şekilde dışarı sunarız. İyi yansıtırız ki insanlar bizimleyken
sıkılmasın, üzülmesin ve bize ayırdıkları zamanda bizlerle güzel anılar biriktirsin.
Fakat, eve dönünce veya çok özele inince yine gerçeklik gözler önüne gelir. Mesela,
eğer ki ekonomik olarak çok iyi bir hayatınız varsa hayat sizi başka bir şekilde
imtihan eder bu ya aile içi problemlerle ya sağlık sorunlarıyla ya da bambaşka bir
şeyin baş göstermesi ile olur. Ama mutlaka bir şey olur. Yani imtihan dünyasında
yaşıyoruz. Bir şeyler olmalı zaten. Olmaması tuhaf olur. Toplumda gördüğünüz o
olgun bireyler var ya onlar çok acı çekmiş, imtihanlardan geçmiş belli bir olgunluğa
erişmiş bireylerdir. Bu yüzdendir ki, çocuklar ve gençler daha vurdumduymazken
olgunlaşmış bireyler hayata daha çok yönlü ve duyarlı bakar. En azından olgun
bireyin yapması gereken hal ve hareketler öyledir; o şekilde de davranması gerekir.