Latince; venire, videre, vincere fiilerinin birinci tekil şahıs geçmiş zaman halidir. Türkçe karşılığı; Veni, Vidi, Vici, "Geldim, gördüm, yendim"dir.
Tarihi kaynaklara göre, MÖ 100 veya MÖ 44 yılları arasında yaşadığı tahmin edilen Roma İmparatoru Julius Sezar, Pontus asıllı Basforos kralı II. Pharneke ile Zile Altıağaç mevkiinde çok kanlı bir savaş yapar. Savaşta her iki taraf da büyük kayıplar verir. Ancak savaşı Roma İmparatoru Julius Sezar kazanır. Bunun üzerine dünyaca ünlü sözü ”Veni-vidi-vici” (Geldim-gördüm-yendim) diyerek, durumu Roma'ya bildirir.
Sezar, Pompei'de kaleye taş bir kitabe yaptırarak, dünyaca ünlü bu sözünü oraya da yazdırır.
Önce Galya’yı sonra Britanya’yı fetheden, iç savaşta büyük rakibi Pompeius’u dize getiren, Mısır donanmasını yakan ve bu arada İskenderiye kütüphanesindeki 400 bin elyazmasının yok olmasına neden olan, neredeyse 10 yılda geride 2 milyona yakın kurban bırakan Sezar, Anadolu’dan gelen kötü haberlerle bu kez soluğu Zela’da alıyor.
Bu cümle, Julius Sezar tarafından Roma Senatosu’na yazılmış, Zela Savaşındaki zaferini anlatan mektupta geçer. Sezar İtalya'nın Pompei ilçesinde Pontus'lu Pharnaces II'ye karşı kazandığı zaferin ardından, Roma Senatosuna gönderdiği mektupta, bu cümleyi kullanmıştır. Bu kısa ve özlü söz sadece Sezar'ın zaferinin büyüklüğünü değil, onun askeri hünerini de vurgulamaktadır. Farklı bir bakış açısından (Sezar aynı dönemde bir iç savaşı da sürdürmektedir), bu özdeyiş aristokratlardan oluşmuş ve geleneksel olarak Roma Cumhuriyeti'ndeki en güçlü grubu temsil eden, senatoyu küçümseyişinin bir göstergesi olarak yorumlanabilir.
Şimdi diyeceksiniz ki, bu ‘Veni,Vidi,Vici de’ nerden çıktı...???
Hemen anlatayım:
5Ocakgazetesinin geleneksel kahvaltılı toplantılarının bu seferki konuğu; göreve başlayalı henüz üç ay dahi olmamış, Adana valisi, sayın Süleyman Elban’dı…
Artık klasikleşen bu toplantıların konsepti; önce kahvaltı, sonra kısaca gazete yönetiminin ve yazarların tanıtımı, akabinde de sorulara geçiş… Adana ile ilgili konuları Bizler sorduk, sayın valimiz cevapladı…
Henüz üç ayı bile doldurmamış, tabir caizse, çiçeği burnundaki en büyük mülki amire, yeniliğine bakılmaksızın, tarımdan sanayiye, ekonomiden piyasaya, turizmden hizmet sektörüne, gastronomiden festivallere kadar, kenti ilgilendiren her şey soruldu.
Arkadaşların soruları karşısında, ‘’ ben henüz yeniyim, daha mülki idare birimlerini yeni yeni tanıyorum, daha henüz ilçeleri tam gezemedim, sanayi kurumlarını, tarım, turizm, hizmet kurumlarını ve de sivil toplum kuruluşlarını tanımam zaman alır filan gibi bir tavır ve davranış içinde olmadan, son derece rahat, kendinden emin, özgüven içinde, açık, şeffaf, içten ve samimi bir şekilde, sanki Adana’da yıllardır görev yapan birinin tecrübesiyle konuşması, takdire şayandı. Kendisini sıkmadan, kasmadan, tereddüt içinde kalmadan, çok rahat tavırlarla cevap vermesi, hepimizi rahatlattı… Karşımızda, göreve yeni gelmiş bir vali değil de,
Samimi iki arkadaş, iki dost gibi sohbet ettik. Bu kadar kısa zamanda, konulara bu denli hakim olması, soruları cevaplarken detaylandırması da, ayrı bir hayranlık konusu idi…
Sayın valimizi izlerken, ister istemez, ‘Veni, Vidi,Vici’ sözlerini anımsadım. Ve bu sözlerin söylenmesine vesile olan, Zela savaşı ile savaşın kahramanı, Julius Sezar’ı….
Sayın valimiz de adeta, henüz yeniyim, ama ‘Geldim, Gördüm, Konulara Hakim oldum’ der gibiydi. Zorluklarla nasıl mücadele edeceğinin altını çizerken, geçmiş dönemlerde ki Mahalli idareler (Şb.Md.Daire Bşk. Ve Gn.Md.Yrd. 13 yıl) görevi ile Bilecik ve Ağrı valiliği görevlerindeki deneyimlerine ait performansı da ortaya koyuyordu…
Evet, karşımız da sadece tahsili, donanımı ile değil, deneyimleri ile de, çıtayı yukarı taşıyacak kabiliyet ve kapasitede bir vali vardı. Tabii ki , Adana’mız için büyük bir kazançtır, ‘back groundu’ oldukça doyurucu bir valiye sahip olmak. Ayrıca gençliği, (51 Yaşında) dinamizmi, enerjik halleri, gülen yüzü ve samimi davranışları ile aileden biri gibi… Çekinmeden, sakınmadan iletişim kurulacak bir insan…
Evet sayın valim… Toplantımız da, bu izlenimleri edindim. Adana’mıza hoş geldiniz. Göreviniz hayırlı, uğurlu, başarılarınız daim, yolunuz açık olsun. Biliniz ki, tüm Adanalıların gönlünde olacaksınız. Bütün Adanalıların desteği sizinle olacak…
SON SÖZ:’’ ZAFER, ZAFER BENİMDİR DİYEBİLENİNDİR.’’