Vatanın Bağrında Yeni Bir Devlet Kuruluyor; 1920’lerde Türkiye… 4

YIL 1926…

1926 yılı hukukla alakalı inkılaplarla başladı. 17 Şubat 1926 gününde Türk Medeni Kanunu, 1 Mart gününde ise Türk Ceza Kanunu kabul edildi. 16 Mayıs günü İtalya’dan bir haber geldi; son Osmanlı Padişahı Vahdettin, İtalya’nın Sanremo şehrinde hayatını kaybetti.

Mustafa Kemal Paşa’ya yönelik belki de en ciddi suikast girişimi 1926 yılında İzmir’de ortaya çıktı. Bir yurt gezisinde olan Mustafa Kemal Paşa’ya, İzmir’e geldiğinde düzenlenecek olan saldırı gerçekleşmeden önlenmişti. Birinci Meclis’te Lazistan Mebusu Ziya Hurşit’in başını çektiği suikastçıların planları şu şekildeydi; Gürcü Yusuf, Laz İsmail ve Çopur Hilmi gibi fedailer, Mustafa Kemal Paşa’ya Kemeraltı Karakolu önünde ateş edecekler ve kargaşadan yararlanarak kaçacaklardı. Bu şahısları Giritli Şevki adlı bir motorcu, motoruyla Sakız Adası’na kaçıracaktı. Ancak Giritli Şevki sonrasında suikast girişimi olacağını ihbar etmiş ve böylelikle suikast engellenmişti.

Tutuklamalar suikastla doğrudan ilgili ekiple sınırlı kalmamıştı. Eski İttihatçılar, Kazım Karabekir, Ali Fuat Paşa, Refet Paşa, Cafer Tayyar Paşa gibi önemli isimler de gözaltına alındı. Sonra aklanarak serbest bırakıldılar. İzmir suikastı davasında sonuç olarak 15 kişi idam edildi.

Atatürk o dönemlerde Türk kültürünü kuvvetlendirmek ve Türk nüfusunu Anadolu’da sıklaştırmak istiyordu. Bu sebeple bir İskan Kanunu çıkardı. Bu kanuna göre devletin hizmetlerinden yeteri kadar faydalanamayan bazı köyler şehir merkezleri etrafına yerleştirildi. 2 Ağustos’ta Midilli açıklarında Türk Gemisi Bozkurt ile Fransız Gemisi Lotus bir kaza yaptı. Çarpışma sonrası Türkler, Lotus’un yardımcı kaptanı Demos’u tutukladı. Bu durumu haber alan Fransa, Türkiye’nin hukuksuzluk yaptığını öne sürerek olayı Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’na taşıdı. Divanda Türkiye’yi savunmak için görevlendirilen Mahmut Esat Bey davayı kazandı ve Soyadı Kanunundan sonra kendisine Bozkurt soyadı verildi.

1926 yılı fabrikaların bol bol açılmasıyla sona erdi ve 1927 yılına geçildi…

***

YIL 1927…

Mustafa Kemal, gelişmiş devletlerdeki istihbarat kuruluşlarına benzer çağdaş bir yapı kurma isteğindeydi. Bunun üzerine Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak, Milli Emniyet Hizmeti Riyasetini kurdu. Bu istihbarat teşkilatının adı 1965 yılında Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) olarak değişecekti.

7 Mart gününde ise İstiklal Mahkemeleri’nin görevi 7 yıl sonra sona erdi. 6 Mayıs gününde Türkiye bir tarihe tanıklık etti. Ülkemizdeki ilk radyo yayını Sirkeci Büyük Postane binasında gerçekleşti. Kısa bir süre sonra Teşvik-i Sanayi Kanunu kabul edildi ve ülke ekonomisini güçlendirecek işletmelere belirli muafiyetler verildi. Buna ek olarak vatandaşların zorunlu ihtiyaçlarının devlet kuruluşlarıyla karşılanması yoluna gidildi. O sıralar bir kararla bütün resmi ve milli binaların üzerindeki Osmanlı’ya ait tuğra, methiye ve armalar kazınarak müzelere konuldu.

27 Ağustos gününde 150’liklerden Kuşçubaşı Sami ve çetesi, Cumhurbaşkanı Atatürk’e suikast düzenlemek amacıyla Yunanistan’dan Anadolu’ya sızdı. Anadolu sahillerinde yerel halk ve güvenlik güçleriyle çatışmaya giren Hacı Sami ve kardeşi öldürüldü. Geri kalanları etkisiz hale getirildi. Anadolu’ya Mustafa Kemal’i öldürmek için geldiklerini söyleyen çeteden 3 kişi, Eminönü Meydanı’nda idam edildi. Bu sıralarda savaş sonrası toparlanmaya başlayan ekonomi ilk meyvelerini veriyordu. 10 Ekim gününde memurların maaşı ilk defa peşin ödendi.

***

YIL 1928…

1928 yılı bir yolsuzluğun gün yüzüne çıkmasıyla başladı. Milletvekili ve Bahriye eski Bakanı İhsan Eryavuz’un, Yavuz Zırhlısının onarımında yolsuzluk yaptığı iddiası gündeme bomba gibi düştü. Eryavuz’un dokunulmazlığı kaldırıldı ve Yüce Divan’a sevk edildi. Görevi kötüye kullanmaktan 2yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bu karar Yüce Divan’ın Cumhuriyet tarihinde verdiği ilk mahkûmiyet kararı oldu.

1928 yılı diğer yıllar gibi ilklerin senesi oluyordu. Türkiye Devleti’nin dini İslam’dır cümlesi, Anayasa’dan çıkarıldı, ayrıca milletvekillerinin ve Cumhurbaşkanının dini temellere göre değil, namusu üzerine ant içmesi kararlaştırıldı. Kısa bir süre sonra Türk Vatandaşlığı Kanunu kabul edildi. Buna göre Türkiye ahalisine din ve ırk olmaksızın Türk deneceği açıklandı. Ardında Türkiye’de Gençlik Teşkilatları kurma hakkının, sadece Türk vatandaşlarına ait olduğu kararlaştırıldı. Kısa bir süre sonra uluslararası rakamlara geçildi. Rakamların değişmesiyle harflerin de değişmesi gündeme geldi ve yeni Türk alfabesini hazırlamak amacıyla Dil Encümeni toplantısını Ankara’da gerçekleştirdi. Kısa bir süre sonra komisyon yeni Türk harfleri marşını yayınladı. Ardından Latin temeline dayanan yeni Türk harfleri yürürlüğe girdi.

Yeni Türk harflerinin kabulünden sonra, halkı okur-yazar kılmak amacıyla bir eğitim seferberliği başlatıldı ve bu politika doğrultusunda Miller Mektepleri açıldı. O döneme kadar çok düşük olan okuma-yazma oranı, Millet Mektepleri sayesinde hızlıca artmaya devam etti.

***

YIL 1929…

Devrimler gerçekleşirken endişe verici haberler de geliyordu. Bursa’da hükümeti devirmek için örgüt oluşturma girişimleri dolayısıyla 32 kişi yargılandı ve bunlardan 5’i idam edildi.

Bunun yanında 1929 yılında 23 Nisan ilk defa Çocuk Bayramı olarak kutlandı. 1 Eylül günü ilk ve orta öğretim okullarında Arapça ve Farsça kaldırıldı. Zaman böyle geçerken 1930’lu yıllara geçildi…