Sabah kalkar kalkmaz ilk işim gazeteleri kontrol etmektir. Tatbikî ilk önce kendi gazetemize bakarım. O gün 5 Ocak Gazetesi’ni elime aldığımda nutkum tutuldu.
Manşette “13 köy ve mahalle mucuk istilasında” haberini tüylerim ürpererek okudum.
Bu devirde böyle bir olayla karşılaşacağımı kırk yıl düşünsem aklıma gelmezdi. Uzay çağından bahsediyoruz ama, orada yaşayanlar bahçesine bile arı şapkasıyla giriyor.
Hele de dedenin feryadı gözlerimi doldurdu, Birkent Mahallesi’nde yaşayan bir dede: Geçenlerde bahçeye girdim torunum babaannesinin kucağında, babaanne dedem uzaylımı oldu!’ diye sormuş.
Acaba bu haber asparagas mı diye şüphe düştü içime, ancak bizim haber merkezi hiçbir zaman asparagas habere yer vermez.
İddialar çok büyük, vatandaşlar yetkililerin oraya gittiklerinde arabadan indikten sonra maskesiz 15 saniye bile dışarıda duramayacaklarını ifade ediyorlar.
Kurban Bayramı yaklaşıyor, burada yaşayan vatandaşlar bu yılda mı kurbanlarını keserken saman yakacaklar?
Öte yandan yaşanan bu trajedi bizi dünyaya da rezil ediyor. Dünyaca ünlü yazarımız Yaşar Kemal’in köyü de mucuk istilasında. Oraya gelen turistler Yaşar Kemal Parkı’na gittiklerinde ziyaret etmeden kaçıyorlarmış.
Buradan bir kez de ben seslenmek istiyorum;
Adana Valisi Yavuz Selim Köşger ve Osmaniye Valisi Dr. Erdinç Yılmaz’a, insanların bu yardım çığlığına acilen kulak verin, yoksa mucukların ısırdığı insanlar hasta olursa, bu işin altından nasıl kalkılacak?
Son sözüm şu;
“Oralar da bir köyler var uzakta.. Gitmesek de, görmesek de o köyler bizim köyümüzdür…”
Benden söylemesi.