Konuyla ilgili kapsamlı bir rapor sunan Baturhan Öğüt, bölgedeki ters bindirme faylarının davranış biçimlerini kamuoyuyla paylaştı. Van-Tuşba hattındaki 5,2’lik depremin, aslında 2011 yılındaki büyük yıkımın bir artçı etkisi değil, o depremin tetiklediği enerji kayması sonucu oluşan bağımsız bir kırılma olduğunu savundu. Uzmana göre bölgedeki faylar, üzerlerindeki yükü birbirine aktararak sinsi bir enerji birikimi oluşturuyor.
FAY HATLARI ÜZERİNDEKİ ENERJİ SIKIŞMASI
Bilimsel veriler, Van Gölü havzasındaki fay sistemlerinin birbirine paralel ve etkileşimli çalıştığını ortaya koyuyor. Baturhan Öğüt, 7,1 büyüklüğündeki ana depremin ardından geçen zaman zarfında bölgedeki sismik frekansın yükseldiğini ifade etti. Bu yükselişin ana sebebi olarak, yer kabuğunun derinliklerinde yaşanan devasa stres transferi gösteriliyor. Özellikle kuzeydoğu-güneybatı uzantılı fay hattının üzerinde biriken bu stres, bölgenin sismik sessizliğini bozabilecek bir güç barındırıyor.
6,5 VE ÜZERİ İÇİN TEMKİNLİ OLMA ÇAĞRISI
Öğüt’ün uyarılarının odağında ise Gevaş ve Erciş fay sistemleri yer alıyor. Bu iki bölgedeki yer altı yapısının, 2011'den bu yana gelen basınçla oldukça gerildiğini belirten yer bilimci, 6,5 şiddetini geçebilecek bir sarsıntının olasılık dahilinde olduğunu aktardı. Bar bazında yapılan stres ölçümlerinin, bu fayların kırılma sınırına yaklaştığına dair ipuçları verdiğini söyleyen uzman, yerel otoritelerin ve halkın her türlü ihtimale karşı "temkinli ve hazırlıklı" olması gerektiğini vurgulayarak hayati bir çağrıda bulundu.