UZLAŞMA KÜLTÜRÜNÜN EKONOMİK HAYATIMIZDAKİ ÖNEMİ

İnsan kadar davranışlarında çelişkiler bulunan varlık son derece azdır. Uzun süre yalnız başına yaşayamaz. Yanında bir başka canlı bulunsun ister. Ne var ki yanında istediği canlı ile bir zaman sonra anlaşamaz, çatışma ve yapabilir ise hasretini çektiğini ortadan kaldırmaya kadar giden süreci başlatır. Doğada böyle davranan başka bir yaratık yoktur. İnsan bu özelliği ile başta kendi nesline olmak üzere her şeye sürekli zarar vermektedir.

Peki insan niçin böyle davranmaktadır? Doğasında tabiata, hayvanlara ve özellikle diğer insanlara “hükmetme”, onları istediği gibi “ yönetme”, “kendine benzetme” gibi refleksi olan insan, aslında kendi şahsi çıkarlarını her şeyin üzerinde görmektedir. Bu duygu ile hareket ettiğinden etrafıyla savaşmaktadır. Bireysel menfaatini gerçekleştirmeye çalışırken diğer varlıkları tahrip ettiğinin farkına bile varmaz. Günümüzde doğayı, hayvanları ve hatta birlikte yaşamak zorunda olduğu diğer insanları yok ettiğinin ne kadar farkındadır?

Bireysel çıkarlarını elde etme refleksi ile hareket etmesi, diğer varlıkların haklarına riayet etmemesi bir süre sonra kendisini çıkmaza sokar.. Etrafındaki en yakınlarını kaybeder. Hükmedeceği hayvan, tabiat ve insan bulamaz. Böylece kendi menfaatini koruma şansını kaybeder. Bu gerçeği görenler “ortak yararlar” etrafında birleşirler. Aslında kendi isteklerini elde etmenin, diğerlerinin çıkarlarıyla uyumlu hareket edilmesine bağlı olduğunu anlarlar.

Bunun adına “uzlaşma kültürü” denir. Gelişmiş toplumlarda uzlaşma kültürü en üst seviyeye çıkar. Böyle davranılarak her kesin yararı korunur, üretim artar, toplumun genel refah düzeyi yükselir. Sorunlar el birliği ile çözülür. Ekonomiyi büyütecek, kişilerin gelirlerini artıracak büyük projeler için devasa mali güce erişmiş şirketler kurulur. Sözü edilen şirketlere binlerce insan ortaktır. Uzlaşma kültürü olamaz ise kişisel çekişmeler, kavgalar topluma hakim olur. Yıkıcı olmak, yok etmek yaygınlaşır. Şirketler, işletmeler büyük üretimleri yapabilecek mali kaynaklara sahip olamaz. Baba, anne ve kardeşlerden oluşan firmalar bile uzlaşma kültürü olmadığından kısa sürede dağılır.Bu gün bazı ülkelerde üretim için tüm olanaklar var iken, iç savaşlar nedeniyle insanların açlık çekmesi bu yüzdendir.

Saygılarımla,