“Umut”

1970 yılında “Umut”u en iyi anlatan filmdi.

Senaristliğini, yönetmenliğini, yapımcılığını ve başrol oyunculuğunu Yılmaz Güney'in yaptığı “Umut” filmi, politik Türk sinemasının ilk örneklerinden olma özelliğine sahip bir yapıttı.

“Umut” filmi, tek geçim kaynağı atı olan bir adamın, sefalet içinde yaşayan ailesinin karnını doyurabilmek için eski at arabasıyla verdiği hayat hikâyesini anlatır. “Umut” filmi, tüm esnafa borcu olan Cabbar’ın, atına bir araba çarpması sonucu ölmesiyle iyice umutsuzluğa düşmesini ve sonrasını beyaz perdeye taşır. Atının ölmesiyle umutsuzluğa düşen Cabbar’ın artık tek umudu, arkadaşı Hasan’ın sürekli bahsettiği defineyi bulmaktır.

Yani, Cabbar, “Umut”suzca, “Umut”a sarılmıştır.

Yaşamak ve çocuklarını geçimini sağlamak için sarıldığı “Umut” onu ayakta tutmuştur.

***

2024’e girdiğimiz bu günlerde yeni yıldan umduğumuz “Umut” bana bu efsane filmi hatırlattı.

En umutsuz olduğumuzda bile umudu kaybetmememiz gerektiğini bana hissettirmişti.

Her ne kadar şartlar çok değişmiş olsa da, vatandaşın zor süreçlerde “Umut”a sarılması adeta bir gelenek gibi duruyor karşımızda…

Umutsuzca, “Umut” beslemek!

***

Umut, moral ve motivasyon için çok önemli olsa da gerçekleri bir an olsun aklımızdan çıkarmamamız gerekiyor.

O da, hiçbir şey yapmadan sadece “Umut”a sarılmak sonucu değiştirmiyor.

O nedenle umutlu olmak için kendimizi yenileyerek ya “Alın Teri” ya da “Akıl Teri” dökmemiz gerekiyor.

Durarak, yaşam kalitemizi belirli bir standartta tutmak veya yükseltmek mümkün değildir.

O nedenle Umut ettiklerinize ulaşmak için çok çalışarak “Alın Teri”, düşüncelerimizi hayata geçirmek için de mücadele ederek “Akıl Teri” dökmeliyiz.

Sonra da umuda sarılmalıyız.

Yani “Umut” bizi beklemiyor, biz “Umut”a gitmeliyiz!

2024’de mücadele verdiğiniz umutlarınızın gerçekleşmesi Umuduyla!