ÜLKEMİZİN SORUNLARI

Ülke sorunlarımız o boyutlara ulaşmış durumdaki gerçekten içinden çıkılması zor noktalara gelmiş bulunmaktayız.

Ekonominin konuşulacak durumu bile kalmadı neredeyse. Kararlar kevgire dönmüş bulunmakta. Ekonomik durumumuzun neresinden tutsanız elinizde kalmakta. Enflasyon kontrol edilemez duruma gelmiş bulunmakta. Faizlerin ne olduğu belli bile değil. Faizler düşük mü, yüksek mi? Güya politika faizi düşürülüyor, ama kredi faizleri vs. politika faizlerinin çok çok üstünde. Özellikle bankalar, çok düşük politika faizinden Merkez Bankası’ndan para alıyor ve istese çok yüksek faizle geri verebiliyor. Ekonomi deyince bir de bankaların durumu var ki evlere şenlik. Bankaların ilân ettiği kârlar, ciddi sayıda insanımızın yaşantısı ile asla uyuşmuyor.

Bütün ağır şartlarına rağmen ülkemizin zengin bir ülke olduğunu biliyor ve görüyoruz. Bir şekilde karar vericilerin iyileşmesi ile genel ekonominin de iyileşeceğine olan inancımızdan dolayı bu konuyu şimdilik göz ardı edebiliriz.

Gerçekten çok ağır bir deprem ve sonuçlarını yaşıyoruz. İlk iki-üç gün müdahale edilmedi, ilk anda doğal afetlere en hazırlıklı kurumumuz olan askerimiz kışladan çıkarılmadı, geç müdahale edildiği için birçok insanımız deprem altında ölüme terk edildi vs vs tartışmalarını bir kenara bıraktık, hâlâ yaralarımız tamamen sarılmış değil. Soylu açıklama yapıyor ve depremde o ağır şartlarda yaşamak zorunda olan inanımızın kahvaltısının eksik olduğunu ve bu konuda yardım yapılmasını istiyor. İnsanımızın kahvaltısı eksik ama, ev yapmak için her şey var nasıl oluyorsa. Bu kadar ağır deprem şartları yaşarken, her gördüğümüz, duyduğumuz olaylar karşısında ciğerimiz yanarken, bir de bakıyoruz, partiler arası Belediye yarışmaları var ve hem de ülkenin en büyük görevlileri tarafından. Kardeşim, kimin nasıl, ne kadar yardım ettiğinin ne önemi olabilir. Bir insanımıza yapılacak yardım, böyle dönemlerde kimden gelirse gelin hepimizi mutlu etmektedir. Bu gerçeği görmeyip düşmanlık ölçülerinde rekabet etmek ne kadar doğru olabilir? Kaldı ki, deprem mağdurlarının, kimin yardım ettiği ile ilgilendiğini mi zannediyorsunuz? O ağır şartları yaşayan insanlarımıza uzanan elin kimin oluğunu önemserler mi zannediyorsunuz? Bu nedenle kim yardım etmiş olursa olsun herkese teşekkür etmek yapılması gereken tek hareket ve söylenmesi gereken tek söz değil mi? Suçlayıcı dillerle adeta yardımları örtmeye çalışmak böyle bir dönemde doğru olabilir mi?

Uzmanlar şurada burada deprem olacak diye yazıp, söyleyip duruyorlar. Bu konuda nasıl bir çalışma yapılıyor, bundan sonra ilk depremde yine aynı acıyı yaşarsak bunun sorumluları kim olacak? Yine kader deyip işin içinden çıkacağımızı mı düşünüyoruz? Acun’un yaptığı her işte olduğu gibi yardım toplama işinde de yapılan göz boyama, gösteri ile toplanan paralar ne oldu? Taahhüt edilen paralar toplandı mı? Toplandı ise nerelere harcandı? Bu durumları kim ne kadar biliyor acaba? Hani, kamuoyuna her şey açıkça duyurulacaktı?

Sağlık konusunda da bir konuya dikkati çekmek istiyorum. Ülkemiz yaklaşık 10 seneden beri uyarıldığı gibi maalesef çok ciddi cerrah eksikliği ve hatta yokluğu sıkıntısı yaşamaya başlamıştır ve daha da hızlanarak yaşayacaktır. Çünkü, Türkiye’nin göz bebeklerinden olan Tıp Mezunu gençler, uzun zamandan beri TUS sonuçlarında cerrahlık dallarını tercih etmemektedirler. İnceleyin TUS sonuçlarında bu dallarla ilgili puanlar kaça düşmüş. İnceleme sonucunda açıkça görüleceği gibi çok ciddi cerrah sıkıntımız olmaktadır ve olacaktır. Bu durumun sorumluları kimlerdir acaba?

Bir günlük köşe yazımızda bütün sıkıntılarımızı aktarmak mümkün değildir. Bu nedenle çok özet olarak geçtiğimiz bu sıkıntılara herkes de bir konu ekleyebilir. Örneğin mutlaka değinilmesi gereken Eğitim konusu eklenebilir. Günü geldikçe bunlara elbette değiniyoruz ve değinmeye devam edeceğiz.

Ancaaak, esas bir sıkıntı var ki, dünyada herhangi bir ülkede olsa o ülke ayakta kalamaz: Ülkemize gelen sığınmacılar! Bu konu en birinci ve en önemli sıkıntımızdır. Ülkemize gelen sığınmacılar konusu, hemen derhal çözülmelidir. Bu konunun bir gün dahi beklemeye tahammülü yoktur. Suriyeli Türk olmayanlar, ülkelerine mutlaka ve bir an önce dönmelidirler. Ülkemizde çok büyük bir çoğunluğun rahatsız olduğu bu konunun mevcut yönetim tarafından dikkate alınmamasının nedeni nedir acaba?

Bütün sıkıntılarımızı yazsak, söylesek de Türk Milleti olarak moralimizi, ülkeye olan bağlılığımızı, Türk Milletine olan güvenimizi mutlaka korumak zorundayız. Çünkü, tarih bize bunu çok açık olarak söylüyor. Daha yüz sene önce, bugünkünden çok ağır şartların içerisinde olduğumuzu biliyoruz. Nasıl ki o zaman bir aslan çıktı – ki biz ona Türk devi diyoruz – yanına kendi gibi aslanları ve bütün bileşenleri ile Türk Milletini aldı ve dünyayı yendik. Yine yapma gücümüz vardır, hem de her şeye rağmen daha da fazlası vardır. Çünkü bugün önümüzde, söylediğimiz gibi yenmenin bir örneği vardır.