Biliyorum, şu aralar seçime odaklanmış olduğumuz için ülkemizin en önemli meselesi seçimmiş gibi anlaşılabilir. Elbette, Türkiye gibi büyük bir ülkede seçim var ise ülkenin en büyük meselesi seçim olabilir. Ancak, zaten diğer konuları göz önüne almak da seçim konusunun altyapısını oluşturur. Yani, seçimi belirleyen unsurlar ülkenin içinde bulunduğu durumlar ve yaşanan gerçeklerdir. Bu açıdan bakıldığında ülkemizin en önemli meselesinin içimizdeki sığınmacılar olduğunu çok rahatlıkla söyleyebilirim. Gelecek açısından, ekonomik açıdan, siyasal açıdan, millî devlet açısından, devletin kuruluş ilke ve felsefesi açısından, gençlerimizin ülkeye olan bağlılıkları açısından vs. en önemli meselesi budur.
Bu gerçek sadece benim tespit ettiğim bir gerçek de değildir. Toplumun çok ciddi bir kesimi bu gerçeği dile getirmektedir. Hangi görüş, hangi parti ile bağlantılı değerlendirme yaparsa yapsın insanımızın büyük bir kısmı bu durumdan oldukça şikâyetçidir.
Gördüğüm kadarı ile ülke insanımızın yüzde seksen beş-doksanı arası ülkemizdeki sığınmacılardan şikâyetçi, rahatsız ve muzdariptir. Neden yüzde yüz değil diye sorulacak olsa galiba o kadar küçük bir oran bu konuda da dar kalıplar ve ölçülerle değerlendirme yapmayı tercih etmektedirler demek daha doğru olur.
İşin ilginç tarafı bu kadar büyük bir karşı olma gerçeğine rağmen var olan ülke yönetiminin bu konuda üç maymunu oynamayı tercih etmesidir. Yani, duymuyorum, görmüyorum ve konuşmuyorum diye bir yaklaşım içerisinde olmasıdır.
Nasıl olur?
Ülke yöneticileri ve destekleyicileri Türk olmayan Suriyelilerden ve Afganlılardan memnun mudur? Böyle bir durumu düşünebilmek, anlayabilmek mümkün müdür?
Sık sık ülkede seyahat eden bir kişiyim. Nereye gidersem gideyim bu sığınmacılardan şikâyet etmeyen, rahatsız olmayan yok gibi.
Depremin ilk günlerinde ve belki de yer yer hâlâ özellikle de Hatay ilimizde yaşananlardan dolayı bu Türk olmayan Suriyeliler açısından insanımızın nasıl gerildiğini, kızdığını ve üzüldüğünü hepimiz yakından biliyoruz.
Sığınmacılar meselesi öyle sıradan bir merhamet meselesi gibi görünmemektedir. Bu konuyu daha derinlemesine incelediğimizde bir planın, bir projenin parçası olduğu görülmektedir.
Nereden anlıyoruz?
1- Bir kere Suriye'de iç savaş falan yokken bir de baktık Suriye sınırlarımızdaki mayınların kaldırılması gündeme geldi. Mayın kaldırılması işinin İsraillilere verilmeye kalkılması ülkemizde çok ciddi tartışmalara neden oldu ve sonunda görünürde İsrailliler tarafından değilse de mayınlar kaldırıldı ve sınır geçişi adeta serbest duruma sokuldu.
2- Bu durumdan önceki bir gelişme de, 1990'ların başından itibaren dünya gündemini sıklıkla meşgul eden şu haber vardı: Türkiye, Türklere bırakılmayacak kadar büyük ve önemli bir ülkedir.
Bu iki başlığı ortak değerlendirdiğimizde nasıl bir sonuca varabiliriz? Elbette, başka tespitler ve eklemeler de yapılabilir, ama bu iki ana başlık sığınmacı konusunun özünü vermektedir diye düşünüyorum.
Bir kaç konuyu daha işlemeliyiz. Birisi şudur: Suriyeliler deyip bütün Suriyelileri kastedemeyiz. Derhal gitmesini istediğimiz Suriyeliler, Türk olmayanlardır. Türk olan Suriyelilerin de gitmesini isterim, ama aynı gerekçelerle değil. Suriye'deki Türk topluluğunun güçlü olarak kalması adına gitmelerini isterim. Yoksa, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin gerek Suriye ve gerekse Irak Türklerine borcu vardır.
İşlenmesi gereken bir durum daha var; yukarıda izah etmeye çalıştığım planı kuranlar, biz Batı Türklerinin gelen sığınmacılardan etkilenerek Arapça öğreneceğimizi de galiba hesaplamışlardı. Çünkü hem ortam hazırdı ve hem de din kardeşi idik. Ama sonuç planlandığı gibi olmadı ve böylece plan işlemedi. Ülkemizde Türk olmayan sığınmacılar çok büyük oranda yalnız kaldılar ve istenen kaynaşma asla gerçekleşmedi. Sadece bu nedenle bile bu sığınmacıların gitmesi bana göre kendi yararlarınadır diye düşünüyorum. Çünkü, bundan sonra uyumlu bir hayat tarzları olmayacaktır. Böyle büyük bir ülkede dışlanmış yaşamaktansa kendi ülkesinde yaşaması daha tercih edilir bir durumdur diye düşünüyorum. Gerek Selçuklu devletimizde, gerekse Osmanlı devletimizde her şeye rağmen Türkçesinden vazgeçmeyen Türk Milleti, bu dönemde dilinden taviz verir mi?
Böyle bir zamanda neden ülkenin en büyük meselesi sığınmacılar diye anlatıyorum? Neden acaba