Gerek dünyada, gerek bölgemizde ve de gerekse ülkemizde gündem sürekli değişir ve dolayısıyla gündemi takip etmek zorlaşmaktadır.
Örneğin, dünyada çok önemli gündem konusu olması gereken ve uzun süre göz önünden kalkmaması gereken kirli, pis, skandal seks adasını dünyaya unutturdular. Halbuki o konu bütün dünyada mutlaka uzun süre bitmeyen bir gündem olmalıydı.
Neyse...
Biz ülkemize gelelim.
Ülke gündemimizi takip edeceğiz derken suni gündem yaratma kuyruğuna takılmamak gerektir.
Zaten temel olarak vurgulamak istediğim budur.
Gündem takip etmek demek suni, yaratılmış gündeme takılmak demek olmamalıdır.
Örneğin;
“İslamsız bir Türklük yaratılmak isteniyor.”
“İslamsız Türklük olmaz” gibi bir gündem ile ilgileneceğiz derken asıl ülke gündemini atlayabiliriz, kaçırabiliriz.
Bir kere bu sözlerin muhatabı da yoktur.
Ayrıca bu konuları sırası geldikçe çok konuşuruz. Kaldı ki, bugüne kadar da çok konuştuk ve konuşmaya da devam ederiz.
O halde soru şudur:
Ülke gündemi nedir?
Bakın, ülke gündemimiz birinci derecede ekonomidir.
Daha tam bir vurgulama ile belirtmeliyim ki;
Ülke gündemimizin ana konusu ekonomidir, ekonomidir, ekonomidir.
Ülke yakın bir gelecekte yerel seçimlere gidiyor.
Çok ilginç, bu seçim bile büyük oranda insanımızın kendi ekonomi ile bağlantısı ölçüsünde dikkatini ve ilgisini çekiyor.
Her gün her şeye zam nasıl gelebilir?
Gerçekten artık bir hafta ürünlere zam için epey uzun bir zaman.
Her gün hemen her şeye zam geliyor. Hem de az bir zam değil.
Özellikle gıda ürünlerine yapılan zamların altından kalkabilmek neredeyse imkânsız duruma geldi.
Alışverişe gittiğiniz zaman kasalarda fiyat etiketleri yığınla gözümüzün önünde duruyor.
Yine mi zam diye sorsanız hemen kasiyerden cevabı alıyorsunuz: Evet dün geldi veya bugün geldi.
Bu işin içerisinden nasıl çıkılacak anlamak mümkün değil.
Biliyorum ve hem de yakından biliyorum ve çok açık bir biçimde gözlemleyebiliyorum.
Zaten bir çok kişi de bu durumu gözlemliyor.
Nedir o?
İnsanımız alışkanlıklarını terk etmekte direniyor. Ne olursa olsun, önceki yaptıklarını, alışkanlıklarını bırakmamakta direniyor. Ama ekonomi öyle bir iş değil. İmkânınız ölçüsünde yapabilir, yaşayabilirsiniz. Dolayısıyla mutlaka ekonomi bu ısrarın bedelini ödetecektir.
Umarım, böyle olmaz da daha uzun süren bir ekonomik hayatımız olur.
Piyasa adeta başıboş bir biçimde gibi.
Belki bu fiyat artırımlarında fırsatçılar da var.Ancak bunu belirleyecek olan, engelleyecek olan yönetimdir. Bu nedenle bu denetim konusunda bir an önce harekete geçilmelidir.
Yaşadığımız zamların TÜİK tarafından açıklanan enflasyon oranları ile hiçbir yakınlığı, ilgisi bulunmamaktadır. Bu nedenle resmi kanallardan açıklanan enflasyon oranları kamuoyu açısından güvenilirliği dibe vurmuş bulunmaktadır. Bu resmi enflasyon oranı, emeklinin asgari ücretin çok çok altında maaş almasında değerlendiriliyor sadece.
Ülke gündeminde ekonomi kadar önemli bir konu da sığınmacılar konusudur. Ancak, bugün en büyük tehlike en yakın tehlikedirden hareketle ekonomiyi gündemimize aldık.
Sonuç:
Her ne olursa olsun, bu ülke bizimdir. Vatan sahibi olmak mücadele ile olur.