Üç yıldızlı otelde yitirdiğimiz beş yıldızlı adam-2

Uyuşturucu kullanmaktan hüküm giyen Azer Bülbül’ün 10 yıllık hapis cezası, para cezasına çevrildi ve 3 yıl boyunca uyuşturucu tedavisi gördü.

Uyuşturucu kullandığı günleri şöyle anlatmıştı bir röportajında; “Allaha şükür o işler bitti. Bir yerlere geldiğiniz zaman etrafınızda olumsuz kişiler de oluşuyor. Avrupa’ya gidiyorsunuz, orada bir takım arkadaşlar falan… Bir ara uyuşturucu kullanma durumumuz olmuştu, zaten yakalanmıştım biliyorsunuz. Sonra tedaviye gittim, 3 sene tedavi gördüm yurtdışında. Bu da bu işin bir parçası olması gerekiyor zannediyorum. Ama arkadaşlarıma, gençlere tavsiye etmem, Allah düşmanımı düşürmesin. Tükenmişlik, bunalım hayatın bölümlerinden birisi işte. O kadar insanın içinde geliyorsun, odanda tek başınasın. Bu bir yalnızlık değil midir sizce? “

Azer Bülbül’ün karmaşık bir özel hayatı da vardı bir yandan. 19 yaşında ailesinin zoruyla evlendiği eşi ile 12 yılda zor boşandı. Evliliği boyunca eşiyle sadece 3 gün görüştüğünü söylemişti. Sebebinin ise, evden canı istediği zaman çıktığında hesap sorulması olduğunu anlatıyordu. Ailesiyle karşı karşıya gelmesini sağlayan bu evlenme boşanma durumu, Azer’in hayatındaki en büyük sıkıntılardan biri oldu. Çok sonraları ise Güler Işık’la nişanlandı, ama kısa sürede nişanı attı. Sebebini ise kimse bilemedi.

***

Zaman hızla akıp geçiyordu, yıl 2012’ye gelmişti. Yeni albümünün piyasaya çıkmasına ramak kalmıştı. Albümünün adını ‘Duygularım’ olarak belirlemişti. Yaşadığı tüm duyguları, zorlukları ve sanat hayatının en kritik anlarını bu albüme sığdırmıştı. Albümün tanıtımını yapmak için de Antalya’ya gitmişti. Hatta burada bir televizyon programına katılmış, hem Antalya’ya olan bakış açısını, hem de yeni albümünün heyecanından bahsetmişti. Her şey nizami ve olması gerektiği gibiydi.

Program çıkışı oteline gitmişti, yanındaysa bir kadın hayranı vardı. Ertesi günü onu muhteşem bir konser beklemekteydi. Binlerce insan onu dinlemek için sıraya girmişti. Konser saati yaklaşmış fakat ondan ses seda yoktu.

Sevenleri heyecan ve merak içindeydi, hemen ardından acı haberi geldi. Azer Bülbül’ü 3 yıldızlı bir otelin kenar bir odasında yitirmiştik. Ölüm sebebi kalp kriziydi. Yorgundu… Kendisi belki farkında değildi ama kalbi çok çekmiş, çok çektirmişti ona. Hasta olduğunu hissetse de konserine çıkabilmek, hayranlarını kırmamak için gizlemişti bu durumu.

O gencecik yaşta annesini, babasını evlatsız bıraksa da, binlercesinin kalbinde ölümsüzlüğe adım atmıştı. Artık onu canlı canlı dinleyemeyecek, kalabalık konserlerini göremeyecektik. Yüzüne bakamayacak, bir imza için kuyruk oluşturamayacaktık ardında. Fakat bazen bir minibüsün, bazen şehirlerarası giden sıradan bit otobüsün, bazen de karanlık gecelerin içinde onun sesini duyacak candan arkadaşlığına tanık olacaktık.

Yani hiçbir zaman ölmeyecekti.

Cenazesindeki kalabalık ne kadar sevildiğinin bir göstergesiydi zaten.

***

Türk arabesk tarihinin tabiri caizse en Underground isimlerinden biri olarak geldi ve 45 yaşında aynı şekilde göç etti titrek kral.

“8 senedir Subutay’dım, 20 senedir Azeri’m… Azer daha çok yaşadı Subutay’dan,”

Cümlesi ise sevenlerinin yüreğine şarkıları gibi acıtarak işlendi.

Titreyerek söylediği şarkılarla kalbimizin bam teline dokunan bir Azer Bülbül geçti bu hayattan.

Işıklar içinde uyu Titrek Kral…