Türkün aklı, ya kaçarken…

Söylerken biraz utanırız ama “Türk’ün aklı ya kaçarken, ya da mıçarken aklına gelir” sözü bize ait bir deyim.

Çok şık durmaz diye toplum önünde, hele bir yayın organında söylerken, ya da yazarken biraz derleniriz.

“Huysuz Virjin” adıyla maruf sanatçı Seyfi Durunoğlu’da, son yaptığı bir tuvalet kağıdı reklamında bu deyimi “Türk’ün aklı ya kaçarken, ya da sıçrarken”e dönüştü.

Ama onu izleyen herkes ne dediğini anladı.

Türk’ün aklı başına,hep son dakikada gelir.

Hatta geç kaldığı bile olur.

Yalan da değil.

Biz toplum olarak bunu, yüzlerce, binlerce kez kanıtlamışızdır.

Hemen hiçbir şeyin tedbirini, vakti zamanında almayız.

Bunu sırf ben söylemiyorum.

19 yıl önce 1998’de, 145 hemşehrimizin hayatını kaybettiği ve 2 bin’e yakın yaralının olduğu deprem’den ders alınması ve tekrarında “en az zayiatla” geçiştirilmesi için tedbir alınması istendi.

Türkiye Mimar ve Mühendis Odaları Birliği (TMMOB)Jeoloji Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı Dr.Mehmet Tatar da bu vesile ile yaptığı açıklamada “Ceyhan Depreminden sonra değişen bir şey olmadı. Oysa gerekli tedbirler vaktinde alınırsa, depremin afete dönüşmesi önlenebilir” dedi.

Yani “geç kaldığımızı” ama henüz her şeyin bitmediğini söyledi.

Bakın; konunun uzmanı bu konuda daha neler anlattı;

“Depremlerin afete dönüşmesi önlenebilir. Jeolojik olarak insanlık tarihinden daha eski olan depremler, hem Dünya’da hem de ülkemizde trajik ve travmatik vakalarla doludur. Bu felaketlerin bir kısmı henüz hafızalarımızdan silinmemiştir.

Eski çağlarda, Anadolu medeniyetlerinin yeşerdiği yerlerde kentler, depremler sonucu ya yer değiştirmiş, ya da uygarlıklar tamamen yok olmuştur”

İnşaat Mühendisler Odası (İMO) Adana Şube Başkanı H. Çağdaş Kaya da;

“Merkez üssü Yakapınar olan 6.2 şiddetindeki depremin yakınlığı ve fay hattı üzerinde bulunması nedeniyle Ceyhan İlçesi’nde daha ağır tahribata ve yıkıma yol açtığını” belirtti.

Çağdaş Kaya “depremde 145 kişinin hayatını kaybettiğini, Bin 517 kişinin ise yaralandığını, 48 bin’i az hasarlı, 19 bin’i orta ve 9 bin’i ağır olmak üzere yıkılanlar da dahil 76 bin konut ve iş yerinin depremden zarar gördüğünü söyleyerek “depremin zararlarının en aza indirgenmesi, ancak depreme dayanıklı binalar inşa edilmesi ve bunu sağlayacak yasal düzenlemeler ile mümkündür” dedi.

Bizim “Elif Kız” (CHP Adana Milletvekili Elif Doğan Türkmen) de, bu hususta kanun yapıcılara önemli görevler düştüğünü hatırlatarak şunları söyledi;

“Kentimizdeki yapılaşma olası bir depreme hazır değil. Bir deprem sonrası toplanılacak alanlar yetersiz. Bir çoğu rant alanına dönüştürülmüş. Ancak mecliste bu konuda verdiğimiz önergeler, ilgilileri tarafından cevapsız bırakılıyor.

Hakkını yemeyelim; Hürriyet Gazetesi Çukurova-Gap ilavesinde, Sinan Tanyıldız güzel bir başlık atmış.

“Unutmayalım”

Evet unutmayalım..

Unutmayalım ki, geçmişten ders alalım.

Aklımız başımıza biraz erken gelsin.

Buna rağmen “Türk’ün aklı her zaman başında” diyenler varsa, bu yanlış teşhis için onlardan özür dilerim.