Bugün az da olsa hâlâ kadını geride gören, geride düşünen insanların var olduğu ülkemizde kadının yerine bakmak sanırım önemli olacaktır. Türk tarihi kadına verilen önem ile doludur ve hatta denilebilir ki, insanlığın ta başından beri kadını erkek ile aynı derecede gören tek millet, Türklerdir. Bunu ayrıntılı olarak görebilmek için başka milletlerde ve Türklerde kadına verilen önemi karşılaştırmak yeterlidir.
Bu karşılaştırmayı yapabilmek için dışarıdan birkaç örnek verelim:
1- İngilterede 11. Asra kadar kocalar karılarını satabilirlerdi.
2- Çinde boşanma hakkı sadece erkeğe mahsustu.
3- Budizmin kurucusu Buda, ilk başlarda kadınları dinine kabul etmemiştir.
4- Roma Hukukunda kadın kendi malına hükmedemezdi.
5- Araplarda bir dönem kız çocuklarının diri diri gömüldüğü iddia edilmektedir.
Bu birkaç topluma ait kadının yerini gördükten sonra gelelim Türklerde kadının yerinin nasıl olduğuna:
Her şeyden önce dünyanın bildiği bir gerçek var ki; insanlık tarihindeki ilk Kadın Hükümdar Saka Türklerinin lideri Tomris Hatundur.
Diğer örneklere bakalım.
- Türklerin en eski destanlarından olan Yaradılış Destanında Yaradana ilham veren Akana adındaki kadındır.
- Oğuz Kağan atamızın kutlu eşlerinden biri mavi bir ışıktan, diğeri kutsal bir ağaçtan doğmuş olağanüstü kadınlardır.
- Bilge Kağan kitabesinde “sizler Anam Katun, büyük annelerim, hala ve teyzelerim...” ile hitabelerine başlar.
- Eski Türk inancına göre Han ile Katun gök ve yerin evlatlarıdır. Kadının yeri yedinci kat göktür.
- Eski Türk destanlarında kadın erkeğinin her daim yanındadır. Kadın erkeğin güç ve ilham kaynağı kabul edilirdi. Nitekim dünyanın bugüne kadarki en büyük devletini kuran Cengizhan, ben dünyanın Hanıyım, karım da benim Han’ımdır demiştir.
- Türk kültüründe destan kahramanları iyi ata binen, iyi savaşan, iyi kılıç kullanan kadınlarla evlenmek istemektedirler. Örnek olarak; Korkut Atanın Bamsı Beyrek hikâyesindeki Banu Çiçek Katunu verebiliriz.
- Savaşta kadınların düşman eline geçmesi büyük bir utanç sayılırdı.
- Oğuz Kağan destanında gördüğümüz gibi ırza tecavüzün cezası ölüm veya gözlere mil çekilmesiydi. Bu konuda Arap seyyah ibni Fadlan tanık olduğu bir olayı anılarında ayrıntıları ile anlatmaktadır.
- Diğer bir Arap seyyah ibni Batuta şunları söyler: Burada tuhaf bir duruma tanık oldum ki, o da Türklerin kadınlarına gösterdiği hürmetti. Burada kadınların değeri ve derecesi erkeklerden daha üstündür.
- Kağanın buyrukları sadece Kağan buyuruyor ki ifadesiyle başlamışsa geçerli kabul edilmezdi. Yani Katunun da buyruğu gerekliydi.
- Yabancı devletlerin elçilerinin kabulünde hatun da hakanla beraber olurdu. Tören ve şölenlerde kadın, hakanın solunda oturur, siyasi ve idari konumlardaki görüşlerini beyan ederdi. Örneğin Büyük Hun Devleti adına Çin ile barış anlaşmasını Tanrıkut Metehanın Katunu imzalamıştır. Avrupa Hun Devletinde de, Atillanın abisi Bleda öldüğünde onun yerine karısı, Atilla ile beraber ve gerektiğinde ayrıca yabancı elçilerle görüşmeler yapmıştır.
- Ebul Gazi Bahadır Han Secere-i Terakimede Oğuz ilinde yedi kızın uzun yıllar beylik yaptığını anlatmaktadır.
- Kadının yüceliği Altay Dağlarının en yüksek yerine Kadınbaşı ismi verilerek yaşatılmıştır.
- Eski Türklerde kadın miras hakkına sahipti. Kadının kendisine ait mülkü vardı. Kadının bunu istediği gibi kullanma hakkı vardı.
- Eski Türklerde koca karısını boşayabildiği gibi kadın da kocasını boşayabilirdi.
Sonuç: Türklerde Kadın konusunu acaba neden gündeme aldım?