Hazine ve Maliye Bakanı “enflasyonun uzun süre kalıcı olabilme riskinin göz ardı edilmemesi gerektiğini” söyledi. Bunun anlamı Türkiye’nin uzun yıllar enflasyon sıkıntısını çekme ihtimalinin olmasıdır. 1975-2000 yılları arasında ülkemizde yaşanan yüksek enflasyonun kur ve faizlerde aşırı yükselmeye neden olduğunu, bu durumun ekonomik, sosyal ve siyasi sorunlarlayol açtığını hatırlatmak istiyorum. Özellikle yaşı ellinin üzerinde olanların değinilen zaman dilimini anımsamak bile istemediğinden eminim. Sözü edilen problemli yıllara dönülmemesi için neler yapılmalıdır?
Bu sorunun cevabını bulmak için İktisat Fakültelerin kurulduğunu, bilim insanlarının, yöneticilerin, üretici ve tüketicilerin yıllardır uğraştıklarını söyleyebiliriz. Yine, kimsenin elinde “sihirli bir değnek” olmadığını da peşinen kabul etmemiz gerekmektedir. Enflasyon ile mücadelede denenen, başarılı olduğu gözlenen hususları uygulamaktan başka çaremizinolmadığını anlamak başarının ilk şartıdır.Çünkü, son yıllarda ülkemizde iktisat ilminin genel kabul görmüş ilkelerinin dışına çıkarak “başarı” arandığı gözlenmektedir.
Enflasyonla mücadelede üreticiye, tüketiciye, bireylere kısaca hepimize bir takım görevler düşmektedir. Elindeki yetki ve imkanlar dikkate alındığında, en büyük vazifenin hükümetlere düştüğü kuşku götürmez bir gerçektir. Siyasi iktidar bu konuda bir takım temel yanlışları yapmakta ısrar ederse, üretici, tüketici ve bireylerin doğru şeyleri yapması sonucu fazla değiştirmeyecektir.
Öyle ise hükümetin enflasyon ile mücadelede yapması gereken bazı temel doğruların neler olduğunu sayabiliriz. Bunların başında hiç kuşkusuz denk bütçe uygulaması gelmektedir. Yapılan tüm araştırmalarda, enflasyonu en fazla yükselten nedenlerin başında bütçe açıklarının geldiği saptanmıştır. Son yıllarda bu konuda Türkiye’nin kötü bir tablo sergilediği 2020 ve 2021 yılında bütçe açıklarının biraz da salgının etkisi ile tarihi zirvelere ulaştığıgörülmektedir. Kamu harcamalarında “israfın” önlenmesi hayati derecede önemlidir. Kaynakların “üretimi ve eğitimi” artıracak şekilde yönlendirilmesi temel gereklerden birisidir. Bu konularda bir takım hata ve eksikliklerin yapıldığı, paraların üretim alanlarının dışına kaydığı gözle görülür hale gelmiştir. Ülkece üretim seferberliği başlatılmalıdır. Tarım, sanayi ve hizmetler sektöründe ihracatı mümkün kılan ileri teknoloji ürünlerinin üretilmesi sağlanmalıdır. Yerli ve milli üretim sözü savunma sanayinin yanı sıra diğer alanlarda da hayata geçirilmelidir.
Saygılarımla,