TÜRKİYE’DEKİ KOMPLOLAR-PROVOKASYONLAR TARİHİ

5 Ocak Gazetesi’nin genç muhabirleri, yazarları yeni çıkan kitapları okumaya pek düşkünler. Bazı ilginç bulduklarını bana verir, düşüncelerimi, görüşlerimi almak isterler. Son verdikleri kitap, yukarıda adı geçen kitap yazarı da Atilla Akar.

Olayları önyargısız, tarafsız bir gözle ve belgelere dayalı değerlendirdiği için, kitabını beğendim, ilginç buldum. Bu kitaptan bazı alıntıları sunuyorum.

İzmir’de 17 Haziran 1926 gününde gerçekleşmeyen Atatürk’e suikast girişimi, Türk siyasi tarihinde önemli bir olay. Planlayıcıları; ittihatçılardan eski maarif nazırı Şükrü, iaşe nazırı Kara Kemal, Ankara Valisi Abdülkadir ve Lazistan mebusu Ziya Hurşit.

Atatürk bu olayı fırsat bilip, kendisi için rakip ve tehlikeli bulduğu, ama suikaste karışmayan muhaliflerini elemine etti. Kimdi bunlar? İttihat terakkinin ünlü maliye nazırı Cavit, genel sekreteri Doktor Nazım ve daha bir çok ittihatçı. Ayrıca Milli Mücadeleyi birlikte başlatıp yürüttükleri, sonradan yolları ayrılan ve Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nı kuran, bir çok yakın general arkadaşları.

Yedek asteğmen Kubilay’ın başının kesildiği Menemen’deki 23 Aralık 1930 irticai ayaklanma, Atatürk’ü çok üzmüş kızdırmış ki, ‘yarın haritada Menemen diye bir yer görmek istemiyorum’ demiş.

Derviş Mehmet’in önderliğindeki isyanın perde arkasındaki devlet, her zaman olduğu gibi İngiltere.

Yapılan mahkeme sonunda isyana iştirak eden ve isyanı destekleyen 36 kişi idam edilmiş.

İsyana kalkışanların tümü, 1847’de Osmanlı Devleti’ne baş kaldırmış olan, Kürt Bedirhan aşiretinden Girit’e sürgün edilenlerden.

Derviş Mehmet ve bazı arkadaşları, İngilizler tarafından İngiltere’ye özel kamplara gönderilmiş, burada bu işler için eğitilmişler.

Gerçek şu ki, İngilizler Osmanlı’yı yıkmak, yeni Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni sarsmak için, her yolu denemiş ve halen buna devam etmekteler.

1934 yılında Trakya’da patlak veren Yahudi karşıtlığını, ilk kez duydum. 45 bin Yahudinin Trakya’daki ekonomide büyük ağırlığı varmış. Bu Yahudilerin Trakya’dan göç etmeleri için, ölüm tehdidi,ticaret yapmalarını önleme, ev ve dükkanlarını yakma,yıkma,yağmalama gibi bir çok şey yapılmış.

Sonunda bu Yahudiler göç etmek zorunda kalmışlar, mal ve mülklerini de çok ucuza elden çıkarmışlar. Böylece Trakya’daki ekonomi ve varlık Türklerin eline geçmiş. Bir savaş olduğunda da, Yahudilerin beşinci bir kol olması önlenmiş.

Bu olayın tertipçilerini o dönemin iktidarı olan CHP. Bununla ilgili bir çok belge de var.

İkinci cihan savaşın sıkıntılı günlerinde CHP iktidarı, devlete gelir sağlasın diye, varlık vergisini koydu. Asıl amaç, Türkiye’deki gayri Müslimlerin ekonomik güçlerini azaltmak ve Türklerin ekonomik yönden güçlenmesiydi. Vergi takdirinde büyük haksızlıklar yapıldı ve bunlara da itiraz etmek mümkün değildi. Ödeyemeyenler Aşkale’ye sürgüne,kış vakti yol yapımına yollandı hem de, hayvan vagonlarıyla. Adil olmayan bu yasa, içte ve dışta çok eleştirildi ve iktidar kınandı, yıprandı.

4 Aralık 1945’de İstanbul’da, Tan gazetesi ve matbaasıyla, bazı sol yayınlar satan kitapçılar, üniversite öğrencileri tarafından yağmalandı, tahrip edildi işin tertipçisi yine CHP iktidarı.

İstanbul’da 1955 yılında yaşanan 6-7 Eylül olayları, ülkemizin itibarını sarsan ve utanç veren bir şey. Atatürk’ün Selanik’teki evine Yunanlılar bomba attı diye başlayan olaylar, kontrolden çıktı, Rumlara ait çok sayıda işyeri,dükkan ve ev yıkıldı, yağmalandı.

İşin gerçek yüzü şöyleymiş;

Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu, o günlerde Londra’daydı. Yapılan müzakerelerde bunaldığı için, Ankara’nın yardımını istemiş. Hükümet de Selanik’te Yunanlılar Atatürk’ün evini bombaladı diye bir yalan uydurmuş halkı galeyana getirmek için. Bombayı Atatürk’ün evine değil de konsolosluğun bahçesine atan, sonradan Nevşehir Valisi olan o zamanki MİT mensubu Oktay Engin. Bu olayı bizzat kendisinden dinlemiştim. Ama hükümet sonunda bu yağmalama olayını solcuların üstüne yıktı.

27 Mayıs 1960 askeri darbesinin neden, ve de kimler tarafından yapıldığı bugün biliniyor. Demokrat Parti Hükümeti Amerikan yardımı kesilince, gerekli parayı bulmak için, Rusya’ya yanaşmıştı. Bundan rahatsızlık duyan ABD, İngiltere ile birlikte bu darbeyi yaptırmış.

Bu Amerika’nın bize oynadığı ilk oyun değil, İskenderun demir çeliği, Seydişehir Alüminyumu, Aliağa rafinerisini Ruslara yaptırdığı için Süleyman Demirel’i iktidardan düşüren de yine ABD idi.

Zaten ülkemizdeki bir çok olayda devletimizin ve de, dış güçlerin parmağı var. Özellikle Türkiye geliştikçe yabancıların bu tip tertipleri daha da artıyor.