Dr. Tatar, 1993’ten bu yana her 22 Mart’ta kutlanan Dünya Su Günü’nün, temiz ve güvenli suya erişimde yaşanan küresel sorunlara dikkat çekmek amacı taşıdığını hatırlattı. Günümüzde yaklaşık 2,1 milyar insanın temiz suya erişimde zorluk yaşadığını belirten Tatar, küresel su krizinin giderek derinleştiğini vurguladı.

Bu yılki Dünya Su Günü temasının “Su ve Cinsiyet Eşitliği” olduğunu hatırlatan Tatar, “Suyun aktığı yerde eşitlik yeşerir” sloganını hatırlatarak, suyun yalnızca teknik bir mesele değil, aynı zamanda bir insan hakkı ve sosyal adalet konusu olduğunu söyledi.

Dr. Tatar, Türkiye’nin su zengini bir ülke olmadığını belirterek, kişi başına düşen yıllık 1.305 metreküp kullanılabilir su ile ‘su stresi çeken’ ülkeler arasında yer aldığını ifade etti. İklim değişikliği ve nüfus artışıyla birlikte gelecekte su kıtlığı riskiyle karşı karşıya kalınabileceğine dikkat çekti.

13 Mart 2026 tarihli Cumhurbaşkanı kararıyla yürürlüğe giren Ulusal Su Planı (2026-2035) ile yeraltı sularının korunması, tarımda modern sulama sistemlerine geçiş ve su kayıp-kaçak oranlarının düşürülmesi gibi kritik hedeflerin belirlendiğini ifade eden Tatar, ancak plana cinsiyet eşitliği perspektifinden bakıldığında eksiklikler olduğunu dile getirdi. Kadınların su yönetimi ve karar alma süreçlerinde yeterince temsil edilmediğini belirten Tatar, ulusal ve havza bazlı su yönetim planlarının toplumsal cinsiyet eşitliği gözetilerek yeniden ele alınması gerektiğini vurguladı.

Kılıçdaroğlu’ndan Özel’e Telefon Girişimi
Kılıçdaroğlu’ndan Özel’e Telefon Girişimi
İçeriği Görüntüle

Açıklamasını, suyun temel bir insan hakkı olduğunun altını çizerek tamamlayan Dr. Tatar, su kaynaklarının kirletilmesinin ve ticarileştirilmesinin kabul edilemez olduğunu belirtti ve suyun sürdürülebilir ve adil bir şekilde yönetilmesi çağrısında bulundu.

Kaynak: Haber Bülteni