TÜRK TARİHİNDEN KESİTLER 2

9 Ekim Cuma günü yayımlanan ‘Türk Tarihinden kesitler’ başlıklı yazıma, 12 Ekim Pazartesi günü devam edeceğimi ifade etmiştim. Ancak, gazetemizin geleneksel kahvaltılı toplantısına konuk olan, Adana Büyük Şehir Belediye Başkanı, sn. Zeydan Karalar’ın yazısını, 12 Ekim Pazartesi günü yayımlayacak olmamızdan dolayı, 13 Ekim Salı günü yayımlama imkanım oldu. Bir günlük gecikme için, siz değerli okurlarımdan özür dilerim.

*Herodot’un tanımlamasına göre İskitler kentlere yerleşmiyorlardı. Beraberlerinde götürdükleri atlı arabalarda yaşıyorlardı.*

Sosyal yaşam olarak Türklere benzemektedirler…

At sırtında, yay ve ok ile savaşa alışmış bir kavim olan İskitler, yiyecek için tarıma değil, hayvan sürülerine dayanıyorlardı. Genellikle pantolon ve bot giyip, atlarında üzengi kullanıyorlardı. İskitler domuz eti yemedikleri gibi, bu hayvanı kesinlikle yetiştirmezlerdi. Yemin törenleri sırasında büyük bir kaba şarap koyan İskitler, bu şaraba biraz da kanlarından karıştırarak içerlerdi. Türklere özgü olan kan kardeşliği, İskitlerde yaygın olarak görülmekteydi. Kral öldüğü zaman, kol ve yüzlerini kesmek, saçlarını tıraş etmek de Türk kavimlerinin bir özelliği olarak gene İskitlerde görülmekteydi. İskitlerin Türklere benzeyen birçok yanı vardı, üstelik araba içinde yaşamaları, Türk olmayan göçebe kavimlerde pek sık rastlanmayan bir adetti.

Bu özelliklerin farkına varan tarihçilerin hemen hepsi, İskitleri Türk saymaktadırlar. Ancak, bazı Türk tarihçileri de İskitleri yeterince incelemeden Türk olarak benimsememektedirler. Arabalarda yaşayan İskitler sürekli olarak civar bölgelere akınlar yaptıkları için komşu ulusların sürekli korktukları bir kavim olmuştur. İran’da Medler, Persler tarafından uzaklaştırılınca Güney Rusya ve Aral bölgesine doğru göç etmişler, ama İskitlerle yaptıkları savaşlarda yenilmişlerdir. İran imparatoru Sirüs son seferini İskitler üzerine yapmış ve Aral bölgesinde M.Ö.529 da yenilmiştir. Bu tarihlerde İskit İmparatoru Tomris isimli bir kadındır. Daha sonraları ise Pers İmparatoru Büyük Darius’un yaptığı seferler boşa çıkmıştır. İskitler yalnız İran cephesinde değil, sınırları bulunan tüm cephelerde sürekli savaşmış cengâver bir ulus olarak tarih sahnesine geçmişlerdir.

İskitler'de İnanç ve Gelenekler…

İskitler her bakımdan atlı bir uygarlığın temsilcisi oldukları için, barbar sözcüğü ile tanımlanmışlardır. Tüm göçebelerde ve dağlı kavimlerde olduğu gibi İskitlerde de ruhsal yaşama inanış öncelik taşımıştır.
Greklerle temastan önceki İskit dininde Şamanizme ait önemli kalıntılar bulunmaktadır. İskitler'de de Şamanların var olduğu Herodot tarihinden öğrenilmektedir. Şamanizm İskitler aracılığı ile Traklara da geçmiştir.
Grek kaynaklarında ve Herodot tarihinde İskit tanrıları şu sırayı izleyerek açıklanırlar. En önde canavarların tanrıçası sayılan Tabiti, gök tanrısı Papaios da önemli bir tanrıydı. Ay ve yıldızların sembolü olarak da tanrıça Apaia'ya inanılıyordu. Bu tanrıça evliliğin ve kadın haklarının simgesiydi. Apollon kötülükleri yok eden ışık tanrısı, Afrodit kadın güzelliğinin, aşk ile sevginin tanrıçasıydı

Bugünkü Yakut Türklerinin atası sayılan İskitler, gerek batıdan Avrupalı topluluklarının, doğudan ise Yüeçilerin baskıları gerekse teşkilatlanma, devletleşme aşamasına geçemedikleri için dağılmışlardır. Ancak günümüz batılı tarihçileri de, İskitler’in kökeni ve konuştuğu dil konusuna değinmeden, arkeolojik çerçevede konuyu ele almakta ve isimlendirmesiyle bile çok şey ifade edecek biçimde, İskit kültürünü “İskit-Sibirya Kültürü” çerçevesinde incelemektedirler.

Devam edecek….