TÜRK EKONOMİSİNİN ÇIKMAZI

Ekonomiyle ilgili temel kavramları, 1980 yılında Osmaniye Ticaret Lisesine başladığım günden itibaren öğrenmeye başladım. Ardından 4 yıllık İşletme Fakültesi, 2 yıl süren Yüksek Lisans ve 33 yıl devam eden Bankacılık hayatım, bu kavramları anlamakla geçti. Enflasyon, Hayat Pahalılığı, İşsizlik, Gelir Dağılımı, Dış Ticaret Açığı, Cari Açık, Bütçe Açığı, Ödemeler Dengesi, Döviz Kurları, Altın Fiyatları ve Faiz Oranları, en fazla kafa yorduğum ekonominin temel göstergeleri oldu. Kendisini iktisatçı olarak tarif eden bir insanın hayatı aşağı-yukarı bu kavramları anlamakla, bunların dünyada ve ülkesindeki seyrini takip etmekle geçmektedir.

Bu bağlamda, 1980-2024 dönemini baz alırsak, ülkemizde yukarıda saydığım temel göstergelerin orta ve dar gelirli grupların sürekli aleyhinde geliştiğini söyleyebiliriz. Emekliler, Memurlar, İşçiler, Esnaf ve Çiftçiler Enflasyonun getirdiği Hayat Pahalılığı, Faizlerin Yüksekliği, Döviz Kurları ile Altın Fiyatlarındaki yükselme ile mücadele etmeye çalışmaktadır. Baz alınan dönemin son yirmi yılında ise bu mücadeleyi dar ve orta gelirli kesimin kaybetti açıktır. Günümüzde bu kesim dayanacak güçlerinin kalmadığını iktidara anlatmaya çalışmaktadır.

Niçin ülkemizde ekonominin yukarıda saydığım temel parametreleri orta ve dar gelirli kesimin aleyhine bir seyir takip etmektedir? Bunun aslında cevabı basittir. Birincisi üretim artışı, refahı artıracak kadar artmamakta, ikincisi adil paylaşım olmamaktadır. Türkiye ne yazık ki üretimini top yekün refahını yükseltecek boyuta çıkaramamaktadır. Nüfus artışı ve dış göç ile gelenlerin ihtiyacı olan mal ve hizmetleri ülke içerisinde yeterince üretemeyen Türkiye, ithalat, borçlanma, bütçe açığı, işsizlik, cari açık, faizlerin yüksekliği, döviz ve altın fiyatlarının artışı ile boğuşmaktadır. Bunların üzerine iktidarların, gelir dağılımını orta ve dar gelirlilerin aleyhine bozacak politikaları, orta ve dar gelirli kesimin işini her geçen gün zora sokmaktadır.

Yukarıda özetlenen durum, Türk Ekonomisinin temel çıkmazıdır. Bundan kurtulmanın yolu, ihracata dayalı üretim ve adil gelir dağılımını sağlayacak politikaların uygulanmasıdır. Ne yazık ki seçmen, bu politikaların tam tersini uygulayanları iktidar yapmaktadır. Sonra da halinden şikayet etmekte ve daha garip olanı, bir sonraki seçimde yine aynı zihniyette olanları seçmektedir. Bu kısır döngü yıllardır devam eder hale gelmiştir. Günümüz Türkiye’si bu durumun tipik örneğidir.

Saygılarımla,