TÜRK DÜNYASI ORTAK ALFABESİ

Bağımsız Türk Devletlerinin kurduğu Teşkilatın çalışmaları sonunda, Türk Dünyası'nın Ortak Alfabe kullanması kararı alındı.

Sovyetlerin 1990 yılında tamamen ortadan kalkması ile onun egemenliği altında bulunan 6 Türk Devleti (Tacikistan da dâhil) bağımsızlığına kavuştu ve bu devletleri ilk tanıyan ülke de Türkiye oldu. 1991 yılında ve 1993 yılında bu devletlerle Türkiye toplantılar yaparak ortak alfabe konusunu görüştüler. Oysa dünya egemen güçleri bu ülkelerin Türk olmasını hiç beklemiyordu. Çünkü dünyayı o şekilde düzenlemişlerdi kendilerince. Ama olmadı. Dünyayı yönetmek isteyen egemen güçlerin hesabı tutmadı ve görüldü ki, Türklerin de bir hesabı var. Bugün gelinen noktada Bağımsız Türk Devletleri Ortak Alfabe kullanma kararı aldılar ve ortak alfabeye geçme sürecini başlattılar. Niye sürecini başlattılar diyorum? Çünkü aşamalar var ve böyle bir konunun da aşamalarının olması son derece doğaldır.

Ne dedim? Dünyayı kendi belirlediği düzenle yönetmek isteyen egemen güçlerin hesabı var ise Türk Milletinin de bir hesabı vardır. Bu gerçeği neye dayanarak söylüyorum? Birincisi, büyük fikir adamı Gaspıralı  İsmail'in Türk Dünyası için söylediği ve hiç unutulmayan bir sözüne dayanarak söylüyorum. Nedir o? "Dil'de, Fikir'de, İş'de Birlik". İkincisi de, bugün Türk Dünyası'nın en büyük yarası olan Doğu Türkistan davasının 1930 ve 1940'lardaki büyük lideri İsa Yusuf Alptekin'in şu düşüncelerine dayanarak söylüyorum.

"Biz, Uygurlar, Kazaklar, Kırgızlar, Özbekler, Tatarlar bir millettir; Türk Milletidir, Türk Milletinin ahfadıdır, çocuğudur. Anamız birdir, babamız birdir, dilimizin kökü birdir. Ben o zaman, dil okuyan dilci kardaşlarımıza okullarda okutmak üzere bir imlâ hazırlattım. Böyle ortak bir dil imlâsı hazırlattım. Bu imlâyı her kabile anlayabilecekti. Gayem, gücüm yetse dünyadaki bütün Türkler için ortak bir dil hazırlatacağım. O işin peşindeydim ve hazırlığa da girişmiştim... Birbirinin yazdığı kitabı, yaptığı neşriyatı ve yayını takip edebilsin, yararlansın istiyordum. Bilhassa esir Türkler, öğrenmek istediğini öğrenemiyor. Geçmişiyle, medeniyetiyle yakınlık, tanıdıklık kuramıyor. Doğu Türkistan'da okul yok, matbaa yok, kitap yok, gazete yok, mecmua yok. Hiç bir şeyi öğrenemiyor. Hiç olmazsa Rus mahkûmu Müslüman Türkler tarafından eskiden yazılan, Türkiye'de yazılan kitaplardan yararlanabilecek durum meydana gelsin diyordum."

Gaspıralı İsmail'in 1990'ların başlarında ve İsa Yusuf Alptekin'in 1930 ve 1940'larda Türk Dünyası ortak bir haberleşme, anlaşma imkânı oluşturma istek, arzu ve düşünceleri bugün gerçekleşme aşamasına gelmiştir. Türkiye'nin Büyük Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk tarafından alfabe değişikliğine götürülmesinin arka planındaki gerçek de budur. Zaten bugün kararı alınan 34 harflik ortak alfabenin temeli de bizim kullandığımız alfabedir.

Bu tarihlemeye baktığımızda görüyoruz ki, bu konu iktidara göre belirlenen bir konu değildir. Yani, hükümetler gelip geçer, ama devletin planı işler.

Rahat uyu büyük fikir adamı Gaspıralı İsmail, rahat uyu büyük mücadele adamı İsa Yusuf Alptekin, rahat uyu büyük Başbuğ Mustafa Kemal Atatürk!

Bıraktığınız yerden devam ediliyor ve edilecek.

26 Eylül Türk Dil Bayramı Kutlu Olsun.