TERKÜŞBİN-İ CELALEDDİN

-Hazırlan, gidiyoruz Canbolat.

-Nereye gideceğiz zebani?

-Tahtalı Köye.

-Neden?

-Senin her fırsatta adını bilmediğin, soy adını hiç bilmediğin biri vardı ya hani?

-Evet vardı.. Ne olmuş?

-İşte o kişi seni baş zebaniye şikayet etmiş ve şu talepte bulunmuş;

-"Türkiye'de Adana diye bir il var.. O ilde Süleyman Canbolat adında "şapkalı biri" yaşıyor.. Allah rızası, peygamber efendimizin kavli için o belayı yanınıza alın.. Bunu yaparsanız önce ülkemizi, sonra Adana'yı, en sonunda da bizleri kurtarmış olursunuz."

-İyi de zebani, adını bilmediğim, soyadını adını hiç bilmediğim, ne iş yaptığıyla hiç mi hiç ilgilenmediğim birini siz nerden biliyorsunuz?

-Biz biliriz.

-Nasıl yani?

-Biz özel, tüzel, bergüzer kişileri çok iyi biliriz.

-Nerden bilirsiniz yahuuuu?

-Çünkü onlar nadide insanlar.

-Neden nadideler? Kime göre nadideler?

-Çünkü onlar, HAC'ca

8 bin 888, Umre'ye de 9 bin 999 defa gitmiş.

-Zebani?

-Söyle Canbolat.

-O ve onun gibi gözaçık müptezeller HAC'ı ve Umre'yi senin benim paramla "su yolu" yaparken, başkalarının sırasını 9 bin 999 kez çalarken, kul hakkı yerken, senin baş zebani'n neredeydi?

-Orayı karıştırma.

-Nedenmiş o?

-Emir büyük yerden geldi de onun için.

-Ne emri? Emri veren kim?

-HAC da; Emir-i guffar-i gaddar-i cemalaletin-i resmiyettin-i abdulvahapbilal-i terkeş-i hüdaverdi var..

Bilir misin?

-Zebani?

-Evet.

-Bana öyle birini sordun ki, onun adını öğrenene kadar, sen ve yanındakiler Almanya'ya "yaya olarak gider" geri dönersiniz.

-O muhterem zat (!) senin buraya gelmeni istiyor.. Bende, benden isteneni yerine getirmek için geldim.. Daha fazla oyalanma, hazırlan gidiyoruz.

-Zebani.

-Söyle Canbolat.

-333 saat, 333 dakikada söylediğin o muhterem zatın (!) adını tekrar söyle;

"Gelmezsem avcarlanmış şerefsiz olayım."