"Saçmalama.. Olur mu öyle şey Canbolat" diyeceksiniz..
Denemeyin, de-me-yin..
Oldu çünkü..
Bizatih-i yaşadığım için biliyorum..
İzah edeyim;
-Beynime pıhtı atması sonucu sağ gözüm, "bir daha geri gelmemecesine" GAYB'a gitti.. Büyük çaba gösterdim.. Ne yaptıysam, ne ettiysem kurtaramadım..
Beni seven dostlar;
"Boşuna debelenme, GAYB'a gideni geri döndüremezsin" dedi..
Onlar bunu dedi de, ben ne yaptım?
Debelenmeye, eşelemeye, eşelenmeye, eşekleşmeye devam ettim..
Sonuçta giden göz "benim göz" be gardaşım..
-Elzemdir.
-Önemlidir,
-Özeldir,
-Adamına göre de tüzeldir..
Gözümü, GAYB yönünden ŞARK yönüne çevirebilmek için ne Adana bıraktım, ne Mersin, ne Antep, ne Bursa..
Yetmedi, yettiremedim, başaramadım.
Gözümü kaybetmemden dolayı olmalı ki, bu kez cep telefonum;
"Benden buraya kadar" dedi..
"Nasıl olur" dedim..
"Öyle olur" dedi.
Bu noktada "Kafayı mı yedin" sorunuza peşinen cevap vereyim;
"Benim telefonum hem yazaaaar, hem konuşur."
İnanmayan varsa, meselenin halini de, gidişini de Çakmak Plaza'daki Resul oğlu Ekrem'den öğ-re-nir.. Resul oglu Ekrem, bendenize aynen şunu dedi;
"Telefonun senden çok daha akıllı.. Yazdığın yazıları yazanın sen olduğunu mu sanırsın? Telefonun olmazsa, Nurettin Nebati ekonomisinden daha beter olursun."
"Neden?" dedim"
"Doğru tek te ondan" dedi.
"Telefonumun vassabı çöktü adam et" dedim..
"Edemem" dedi..
"Sebep ne?" dedim..
"Telefonunun beyni, beynin gibi olmuş ta ondan" dedi..
"Anlamadım" dedim..
"SAF'ı oynama" dedi..
"Samimiyim" dedim..
"Ben de samimiyim" dedi..
"Ne olacak" dedim?
"Kötü olacak" dedi..
"Sonuç" dedim?
"Son durak" dedi.
"Ne demeye çalışıyorsun?" dedim..
"Muhatabına sor" dedi.
"Muhatap kim?" dedim..
"Yapay zeka" dedi.
"Yapay mı, yatay mı?" dedim.
"Algı yeteneğin bayağı azalmış.. Beynine pıhtı atışı devam ediyor.. Baktırırsan iyi olur" dedi.
"Baktırmazsam ne olur?" dedim..
"Sağ gözüne sor, o sana herşeyi en ince ayrıntısına kadar anlatır" dedi..
"NOKTA mı?" dedim..
"NOKTA oğlu NOKTA" dedi.
......
Diyen, son kelamı ediyor da;
"Edemeyen neylesin."