T.C. MERKEZ BANKASI BAŞKANININ MESAJLARI -3

Sayın Başkan, ücret artışlarının enflasyonu direkt olarak yükselttiğini ifade etmiştir. Bunun anlamı, enflasyonu düşürme programı süresince, çalışan ve emeklilerin maaş ve ücretlerinde enflasyonun altında artış yapılacağıdır. Yani, enflasyonu düşürmenin bütün yükü çalışan ve emeklilere yüklenecektir. Yandaş hale getirilen sermayenin bir bedel ödemeyeceği, aksine bu dönemde daha da zenginleşeceği anlaşılmaktadır.

Son iki yazımda olduğu gibi bu günkü yazımda da T.C. Merkez Bankası Başkanı Sayın Hafize Gaye ERKAN’ın, Enflasyon Görünüm Raporundaki mesajlarını irdelemeye devam etmek istiyorum. Çünkü, Sayın Başkanın mesajlarında önümüzdeki günlerde ekonomide yaşanacaklar anlatılmaktadır. Söz konusu mesajları doğru analiz edersek, yürürlüğe konacak uygulamalardan nasıl etkileneceğimizi tahmin etmemiz kolaylaşacaktır.

Sayın Başkan, ücret artışlarının enflasyonu direkt olarak yükselttiğini ifade etmiştir. Bunun anlamı, enflasyonu düşürme programı süresince, çalışan ve emeklilerin maaş ve ücretlerinde enflasyonun altında artış yapılacağıdır. Yani, enflasyonu düşürmenin bütün yükü çalışan ve emeklilere yüklenecektir. Yandaş hale getirilen sermayenin bir bedel ödemeyeceği, aksine bu dönemde daha da zenginleşeceği anlaşılmaktadır.

Peki enflasyonu düşürmenin tüm maliyeti çalışan ve emeklilere yüklenebilir mi? Daha doğru ifadeyle çalışan ve emekliler bu yükün altından kalkabilir mi? Elimizi vicdanımıza koyarak çalışan ve emeklinin durumunu masaya yatıralım. Değinilen kesimin, ortalama olarak asgari ücret düzeyinde maaş veya ücret aldıkları, eline geçen paranın gıda, kira, elektrik, su, ısınma giderlerine yetmediği ortadadır. Çoğunlukla ek iş yaparak ayın sonunu getirmeye çalışan bu kesimin, daha fazla bir yükü kaldırması mümkün değildir.

Aksine sözü edilen kesimin üzerindeki yüklerin azaltılması gerekmektedir. Asgari ücret alan çalışanların gelir vergisinden muaf tutulması, atılacak ilk adımlardan birisi olmalıdır. İllere göre “kira desteği” verilmesi, kamu hizmetlerinden ücretsiz yararlandırılması, bu kesimin refah düzeyinin yükselmesine katkıda bulunacaktır. Değinilen kesimin toplam nüfusumuzun yaklaşık yarısını oluşturduğu, bu kadar büyük bir kitlenin ekonomisini düzeltmeden, mutlu bir Türkiye’nin yaratılamayacağı akıldan çıkarılmamalıdır.