İkinci Dünya Savaşı'nın son aylarında gerçekleşen Wilhelm Gustloff faciası, denizcilik tarihinin en büyük can kaybına yol açan olayıdır. Titanic gibi popüler kültürde geniş yer bulan kazaların aksine, Gustloff’un batışı, savaşın kaosu ve siyasi konjonktür nedeniyle uzun süre sessizliğe mahkûm edilmiştir.
‘Hannibal Operasyonu’ bağlamında facianın teknik detaylarını, batış sürecini ve bu trajedinin neden hafızalardan silindiğini birlikte analiz edelim dilerseniz.
İşte huzurlarınızda, tarihin en büyük deniz faciası; MV Wilhelm Gustloff…
***
1945 yılının Ocak ayı, 3. Reich için sonun başlangıcıydı. Kızıl Ordu’nun Doğu Prusya’ya girmesiyle birlikte milyonlarca Alman sivil ve asker, tarihin en büyük deniz tahliye operasyonlarından biri olan ‘Hannibal Operasyonu’ kapsamında Batı’ya sığınmaya çalışıyordu. 30 Ocak 1945’te Polonya’nın Gdynia (Gotenhafen) limanından demir alan MV Wilhelm Gustloff, bu operasyonun en dramatik öznesi olacaktı.
Başlangıçta bir turizm gemisi (KdF-Kraft durch Freude) olarak inşa edilen 1.900 kişilik Gustloff, o gün resmi kayıtlara göre 6 bin, gayri resmi tahminlere göre ise, 10 binden fazla insanı ağırlıyordu. Geminin her bir metrekaresi; koridorlar, sosyal alanlar ve hatta boşaltılmış yüzme havuzları, dondurucu kıştan kaçan kadınlar, çocuklar ve yaralı askerlerle doluydu.
Baltık Denizi’nin dondurucu sularında ilerleyen gemi, yetersiz koruma ve teknik aksaklıklarla savunmasız durumdaydı. Saat 21:00 sularında, Alexander Marinesko komutasındaki Sovyet denizaltısı S-13, Gustloff’u hedef aldı. Ateşlenen üç torpido, gemiyi stratejik noktalardan vurdu:
Birinci torpido: Mürettebat konaklama alanını vurdu.
İkinci torpido: Çocuk ve kadınların sığındığı kapalı havuz bölgesini hedef aldı.
Üçüncü torpido: Makine dairesini vurarak gemiyi karanlığa ve hareketsizliğe gömdü.
Gemi, torpido darbelerinden yaklaşık 45-50 dakika sonra sulara gömüldü. Hava sıcaklığının eksi 18 derece olması, filikaların buz tutması ve gemideki aşırı kalabalık, kurtulma şansını neredeyse sıfıra indirdi. Yaklaşık 9 bin 343 kişi hayatını kaybetti. Bu rakam, Titanic faciasındaki can kaybının yaklaşık altı katıdır.
***
Bu denli büyük bir felaketin dünya hafızasında hak ettiği yeri bulamamasının altında yatan temel nedenleri, tarih bilimcileri şöyle sıralıyor;
Savaşın kanıksanması: 1945 yılına gelindiğinde, kitlesel ölümler günlük birer istatistik haline gelmişti. Hiroşima, Nagazaki ve Dresden bombardımanları gibi olayların gölgesinde kaldı.
Siyasi bariyerler: Soğuk Savaş döneminde Batı, mağduriyet üzerinden bir Alman milliyetçiliği tetiklemekten kaçınırken; Sovyetler Birliği, sivil kayıpların etik tartışmalarını engellemek istedi.
Hukuki durum: Gemi sivil mülteci taşısa da, içinde askeri personel bulunması ve savaş bölgesinde seyretmesi nedeniyle uluslararası hukukta "meşru hedef" kategorisinde değerlendirildi.
***
Merak edenler için, Titanic ile MV Wilhelm Gustloff’un arasındaki farklara kısaca göz atalım.
Titanic’in batma nedeni: Buz dağına çarpma, MV Wilhelm Gustloff’un batma nedeni: Torpido saldırısı…
Titanic’te hava ve su sıcaklığı: - 2 derece civarı, MV Wilhelm Gustloff’ta: -18 derece civarı.
Titanic’te tahmini can kaybı: 1.500, MV Wilhelm Gustloff’ta ise: 9 bin 343!
Titanic’in batma süresi: 2 saat 40 dakika, MV Wilhelm Gustloff’un batma süresi ise: 45-50 dakika.
Sonuç olarak; MV Wilhelm Gustloff’un hikâyesi, savaşın sadece ideolojik çatışmalardan ibaret olmadığını, asıl yıkımın savunmasız siviller üzerinde gerçekleştiğini kanıtlamaktadır. Bugün Baltık’ın derinliklerinde yatan binlerce isimsiz hayat, bize tarihin zaferlerden çok trajedilerle örülü olduğunu hatırlatmaktadır.