Tarihin Gördüğü En Zalim Hükümdar-4

Qin Shi, kendisinden önceki hanedanlıklar küçük çaplı setler yapmıştı. Ancak bunlar birbirlerine karşı etkili olabilen küçük duvarlardı ve çok daha büyük, çok daha güçlüsüne ihtiyaç vardı. Eski setlerin çoğunu yıktırdı ve milyonlarca Çinliyi zorla çalıştırmak üzere işçi olarak aldı.
Sloganı şuydu;
“İnşa et ve devam et…”
***
Yapımında 3 milyondan fazla kişinin çalıştığı ve inşaatında 1 milyon insanın öldüğü Çin Seddi’nde 11 kule vardır ve bu kuleler hem askerlerin konaklaması, hem de işaretleşme amacıyla kullanılırdı. Kuledeki askerlerin kaldırdığı her flama 500 düşmanın yaklaştığı anlamına geliyordu. Qin Shi sadece bir set inşa ettirmiyordu, settin ıssız kaldığı bölgelere karakol mahiyetinde yeni şehirler de yaptırıyordu. Settin üzerinde her daim1,5 milyondan fazla asker görev yapıyor, ikmal atları muazzam bir mühendislik ve organizasyonla gerçekleştiriliyordu.

Sabah şafakla çalışmaya başlayan ve gece yarısına kadar ağır inşaata devam eden halk hem açlık, hem de aşırı çalışma koşullarından dolayı ya ölüyor ya da intihar ediyordu. Ölenler ise boşa gitmiyor ve duvarların harcına karıştırılıyordu!
Çin Seddi’nin yapılış amacı sadece Türk ve Moğol baskınlarından korunmak değildi. Ülkenin bir bütün haline geldiğini göstermek, cezalı yöneticileri sürgüne göndermek, ağır iş için cezalandırmak ve ülkeden kaçışları engellemekte bu amaçlar arasındaydı. Bir saldırı yaşandığında esir edilen düşmanlar psikolojik bir baskı yaratmak için yakılarak surlardan aşağıya atılıyor ya da mancınıklarla düşmana atılıyordu. Kendisinden sonra yönetime geçen 20 hanedan 17. Yüzyıla kadar Çin Seddi’ne ekleme yapmaya devam etmiştir.

Qin Shi’nin en büyük tutkusu ise ‘Ölümsüzlüktü.’ Tıpkı Büyük İskender ve kendisinden sonra gelecek olan Cengiz han gibi tüm büyük kralların ortak düşüncesiydi bu aslında.

“Her şeyi elde ettim.
Ben bir Tanrı kadar güçlüyüm.
Ve şimdi ölümsüzlüğü bulmalıyım.”

Bu nedenle 1.000 yaşına geldiği iddia edilen büyücüleri, yaşam iksirini bulduğunu söyleyen simyacıları dünyanın dört bir yanından getirtiyordu. Gerek isteyerek, gerekse zorla… Onları öncelikle canlı canlı toprağa gömdürerek, iddialarını kanıtlamalarını bekliyordu. Eski simyacıların binlerce yıl yaşadığına dair bilgileri simya kitaplarında okuması, onun içtiği şaraplara cıva katmasına ve sağlığının bozulmasına neden olmuştu. Bir simyacı Qin Shi’ye kimseye görünmeden yaşarsa, kötü ruhlardan korunarak ölümsüz olacağını söylemiş ve bu da Qin Shi’nin farklı şehirlerde bulunan 200 sarayı arasında yeraltı geçitleri kurdurarak gizli bir hayat sürmesine sebebiyet vermişti.

200 sarayı olan bir adam ve onları birbirine bağlayan yeraltı geçitleri…

Akıl almaz bir takıntı.

***
M.Ö. 211 yılına gelindiğinde ise bir dedikodu yayılmaya başlamıştı. Sarı Nehrin alt kısımlarındaki bir bölgeye gök taşı düştüğü, bunun da imparatorun öleceğinin kehaneti olduğu ileri sürülmüştü. Qin Shi durumu araştırması için bir diplomat gönderdi. Gök taşı düşmesi gerçekti, ancak kehanetin yok edilmesi gerekliydi. Olayın gerçekleştiği bölgenin çevresinde yaşayan bütün halk öldürüldü ve gök taşının parçaları tek tek toplanarak toz haline getirildi.

1 yıl sonra, yani M.Ö. 210 yılına gelindiğinde ise, artık yılların verdiği mücadelenin getirdiği yorgunluk ve simyacılar nedeniyle içtiği cıvalar sonucunda sarayında öldü. Öldüğünde 49 yaşındaydı ve Çin Devleti gibi bir gücü yaratarak, tüm dünyayı sonsuza dek değiştirmeyi başardı.

Tarihin gördüğü en büyük mimari mühendisliklerden ikisini gerçekleştirmiş ve neredeyse 10 milyon insanın canını almış bir hükümdar olarak anılacaktı. Hakkında söylenenlerin efsanelere dayandığını iddia edenlerde mevcut. Ancak bugün çoğunun gerçek olduğunu biliyoruz.