Eski Dostlar’dan Adnan yollamış.
“Tamircilerin kıymetini bilelim” diyor.
Sözlerine de başından geçen bir olayı anlatarak başlamış.
***
3-5 ay önce bir hadise yaşadım.
Otomatik kapımızın elektronik kartının bilgi yolu yanmış.
“Bunu kim tamir eder?” dedim.
“Yapsa yapsa Turgut usta yapar” dediler.
Aldım gittim, buldum Turgut ustayı.
Küçük bir kablo parçası koyup lehimledi.
“Tamam” diyerek elime tutuşturdu.
“Borcumuz?”dedim,”Ne verirsen ver” dedi.
Arkasından da “Vermesen de olur” diye ekledi.
Söylemesi ayıp, takdir ettiğim banknotu usulca önüne bıraktım.
Bir miktar da ona yarım eden çırağa uzattım;
“Bu da sana tamirciliği tercih ettiğin için” diyerek.
Görülmeye değer manzara ondan sonra yaşandı.
Usta ayağa kalktı; sesi titriyordu.
“Siz nereden geldiniz beyim?” dedi.
Dedi ama, gözleri dokunsanız ağlayacak kadar doluydu.
O duygu dolu anlarda, kurduğu cümlelerden birini hatırlıyorum.
“Bu millet tamircinin değerini kökü kuruyunca anlayacak”
“Tamir sevaptır, ibadettir” diye mukabele ettim ve nedenini izah etmeye çalıştım.
Bu bir tasavvur meselesidir. Modernler ‘bozulanı at, yenisini al’ veya ‘kullan at’ tasavvurlarını inşa eden öznenin ceplerine koyduğunu harcıyorlar. Bunun sadece eşyaya değil, aynı zamanda Allah’a, insana ve çevreye de saygısızlık olduğunu unutuyorlar.
Zire bu iş bir boyutuyla, emeğe saygısızlıktır.
Emeğe saygısızlık, fakire göre Allah’a saygısızlıktır.
Kapitalizmin üretim ve tüketim çarkı da “ bozulanı at, yenisini al” döngüsü üzerine kurulmuştur.
Dünya’nın kaymağını yiyen şımarık ve küstah azınlığın “kullan at” standardını sürdürmeleri, Dünya’nın geri kalanına kaça mal olmaktadır hiç düşündünüz mü?
Şu dökülen kanlarda, yıkılan ocaklarda, bir hiç uğruna açılan savaşlarda, bu azınlığın hayat standardını koruma endişesi baş rol oynuyor.
Moda’nın varlığı da bu döngüden besleniyor.
İnsan’a yaratılıştan verilmiş olan ‘merak’ güdüsü, çirkin bir istismara alet ediliyor.
Bu durumun doğal sonucu olarak ‘tek tipleşme’ geliyor.
“Kullan,at” çılık, insan, eşya ilişkisinin dayandığı, ahlaki zemini de yok ediyor.
İnsanın eşya ile “ünsiyet” kurmasını önlüyor.
Kendisi ile ünsiyet kurulan bir eşya, artık sıradan bir eşya değil; görünce hatıralarınızı canlandıran bir “ayet” tir.
Onu kullanırken, gayr-ı ihtiyari, saygılı olmanız gerektiğini telkin eder size.
Sizin için değerli olmayan, başkaları için değerli olabileceği, ahlaki hassasiyetini bu sayede elde edersiniz.
Bu hassasiyet size “eşya kullanma ahlakını” kazandırır.
Tamir rahmettir.
Sadece eşya için değil, her nimet için geçerlidir.
Biz insanlar bozulan ikili ilişkilerimizi zaman zaman tamir etmezmiyiz?
Etmezsek yüreğimiz Karaca Ahmet Mezarlığına dönmez mi?
“Kullan at”çı modemlerin insan ilişkileri de “kullan at” sistemine aynı mantıkla eklemlenmedi mi?
İlk bozulduğu yerde ilişkiyi bitirip, bozmak üzere yenisini arayan tipler, hangi hastalıklı ortamda ürüyorlar dersiniz?
Tedavi de nihayet, bir tamir değil midir?
Bedeninizde arıza yapan her parçadan, ilk bozulduğu yerde vaz geçseniz manzaranın ne olacağını hiç merak ettiniz mi?ynı şey, aklımız, hafızamız için de geçerli.
Aklımız bozuluyor, imanımızla tamir ediyoruz.
Hafızamız bozuluyor kaynağımıza yeniden başvurarak tamir ediyoruz.
Aynı şey, bilgimiz, ilgimiz, tecrübelerimiz ve hatta imanımız için geçerli.
Sözün özü; tamir sevaptır.
Tamircilerimizin değerini bilelim.