Çete; yasa dışı işler yapmak veya şiddet içeren davranışlarda bulunmak amacıyla bir araya gelmiş arkadaş grubu ya da aile üyelerinden oluşan, tamamen suç işlemeye odaklanmış ‘kötü’ kişilerden oluşan topluluktur. Bu tür çeteler, gangster veya katil üyelerden oluşabilir.
Çetelerin suç türleri ise; tek hareketli suçlar, oldukça hareketli suçlar, bağlı hareketli suçlar, özgür hareketli suçlar, seçimlik hareketli suçlar, mütemadi (kesintisiz) suçlar ve dikkatsizliği suçlar olarak sınıflandırılabilir. Genellikle erkek üyelerden oluşan suç örgütleri birçok cinayete, uyuşturucu ticaretine, gaspa, hırsızlığa vs. bulaşan acımasız insan grubundan oluşur.
Filmlere, dizilere, hatta belgesellere konu olan suç çetelerini hepimiz biliriz.
Peki, tarihte sadece kadınlardan oluşan bir suç çetesi gördünüz mü?
Londra'da neredeyse 100 yıldır var olmuş ‘The Forty Elephants’ çetesini ve sadece kadın üyelerden oluşan suç ağını mercek altına almak istedim.
Gelin hep birlikte göz atalım...
***
Hepsi kadınlardan oluşan Londralı ‘The Forty Elephants çetesi 18. yüzyılda kuruldu. Bu çete 1880'lerden 1950'lere kadar aktifti. 1920'lerde ve 1930'larda, The Forty Elephants çetesinin Elephant and Castle Mob çetesi ile yakın bir ilişkisi vardı. Ancak The Forty Elephants çetesi, yalnızca kadınlardan oluşuyordu.
The Forty Elephants'ın ana suç aktivitelerinden biri hırsızlıktı.
Londra'nın lüks evlere girerek, ev sahiplerinin değerli mücevherlerini ve diğer pahalı eşyalarını çalmak için üyeler sıklıkla kendilerini hizmetçi kılığına sokarlardı.
Bununla birlikte, çetenin bir başka uzmanlık alanı, büyük mağazalardan oldukça gizli bir şekilde hırsızlık yapmaktı. Özel olarak tasarlanmış kıyafetlerine değerli eşyaları çalıp saklayarak bir dükkânı sadece bir saatte boşaltabilmeleriyle tanınırlardı.
Grubun özel tercihi ise, çok sevdikleri kürk ceketleri çalıp giymekti. Çaldıkları kıyafetleri giymektense, bu ürünlerin geliriyle doğrudan satın aldıkları pahalı modayı giymeyi tercih ettikleri iddia edildi. Giyim veya diğer eşyalar için alışveriş yaparken, kadınlara mağazalarda belirli bir mahremiyet verilirdi. Ancak The Forty Elephants çetesi, bu mahremiyeti kendi kazançları uğruna kullanırlardı. Çetenin liderleri arasında en ünlü olanı, sürekli taktığı ışıltılı yüzükler nedeniyle genellikle Diamond Annie olarak bilinen Alice Diamond'du.
Diamond Annie, 1916'da çete lideri olarak görevi devraldığında, çete daha da çok zenginleşti ve olağanüstü bir beceriyle her zaman polisten kaçmayı başarabildi. Çetedeki kadınların bazıları, ara sıra küçük hırsızlıklar nedeniyle tutuklandı ve yargılandı, ancak daha ciddi ve büyük çete faaliyetleriyle herhangi bir bağlantıları yoktu, bu nedenle cezalarını çektikten sonra kadınların çoğu çeteye yeniden katıldı. Çete, ayrıca zengin erkeklere daha sonra şantaj yapmak için kur yaptı. Ara sıra bu tekniği iyilik elde etmek ve tutuklanmaktan kaçınmak için kullandılar.
***
Tehlike altında birçok çete üyesinin o zamanlarda 'herhangi bir erkek kadar sert' olduğu düşünülüyordu. Öte yandan üyeler, 1920'lerin göz alıcı yaşam tarzını taklit etmek için en büyük partileri vermek ve barlarda cömertçe para harcamakla ünlüydü. Fakat yıllar geçtikçe gücü azalan çetenin üyeleri, korkunç bir yoksulluk içinde yaşamak veya seks işçisi olmak arasında seçim yapmak zorunda kalmıştı.
Diamond Annie, savaş döneminde başarılı bir çete lideri olarak hüküm sürdü. Ancak Annie'nin ve çetenin gösterişli yaşamı, kendisine hapis cezası verildiğinde sona erdi. Çeteden ayrıldıktan sonra kendi genelevini işleten Diamond Annie, 55 yaşında hayatını kaybetti.