TAMAM ÇOK GÜZEL DE...

Evet, tamam çok güzel, gerçekten çok güzel.

Nedir güzel olan?

Suriye'de Baas rejimi yıkıldı. Suriye'de gaddar baba-oğul Esad saltanat dönemi sona erdi.

Tamam, çok güzel, Suriye'de artık özgürlük ortamı oluştu.   Suriye'de hapishaneler boşaldı. İşkence ortamı yok oldu. Artık bu ortamlar olmayacakmış.

Gerçi bu arada azgın İsrail nedense fırsattan istifade Suriye'ye ve özellikle Golan tepelerine dünyanın gözü önünde saldırılar düzenliyor, ama o bir iç savaş değil, Suriye ve Suriyeliler için dış savaş. Yani, artık Suriyeliler için doğrudan vatan savunması durumu var.

İsrail saldırılarını bir kenara bırakırsak bu kadar güzel bir ortam oluşmuşken iç savaşta başka ülkelere giden Suriyelilerin ülkelerine bir an önce dönmeleri gerekmez mi?

Bir takım mihrakların iddiasına göre Suriye'nin bugünkü özgür ortamını bizim yöneticilerimiz sağlamış. Tamam, o da çok güzel. Ülke yöneticilerimizin özgür bir Suriye yaratmış olmasındaki katkılarından gurur duyarız. Hatta madem bu kadar becerisi vardı o yöneticilerimizin neden bu kadar bekleyip ülkemizin ekonomik iflasına yol açtılar diye sormayı bile erteleyebiliriz. Bu da tamam.

Bu da halloldu da ülkemizin bugün birçok yerini karartan, mutsuz eden, hayattan bıktıran vs bu yetmezmiş gibi ülkemizin geleceğini çok ciddi tehdit eden misafir Suriyeliler ne olacak? Suriye'de özgürlüğü sağlama başarı ve becerisini gösteren yöneticilerimiz kendi ülkemizdeki Suriyelilerin oluşturduğu zor, karanlık ortamı halletmeyi düşünmüyorlar mı acaba? Bu konuda henüz resmi, gönderme kararı almış bir açıklama görmedik. Ülkemizin olağanüstü sıkıntıya bugün ve yarın neden olan ve olacak olan misafir Suriyeliler yönetim tarafından gönderilmeyecek ise, Suriye'de özgür ortam oluşması ve Esad'ın gitmesinin bize yararı ne olacak?

Bakın Suriye'de hangi ortamın kurulduğu, kurulması gerektiği, baskı rejiminin yıkılması falan filan gibi konuların hepsi bizi öncelikle üç ana konuda ilgilendirir.

1- Suriye'nin kuzeyinde veya herhangi bir yerinde pkk, pyd, ypg terör örgütlerinin ortadan kalkması.

2- Ülkemizdeki Suriyelilerin derhal ülkelerine dönmesi.

3- Suriye Türkmenlerinin durumu ve onların Türkiye garantörlüğünde varlıklarının, haklarının korunması.

Bu üç ana konu sağlanmadan, Suriye'de yaşananlar bizim için insani ve komşuluk değerlendirmeleridir. Bu nedenle açık, somut olarak bu üç konuda kararlar almalı ve uygulamalıyız. İşte şu kadar kişi gitti, şu kadar araba gitti gibi basın yönlendirme haberleri toplumu tatmin etmemektedir ve etmez de. Ülke yönetimi bütün dünyaya karşı somut karar alacak, vatandaşlık kimliği alan varsa, o kimlikler de iptal edilip güzel, özgür memleketlerine gitmeleri sağlanacaktır. Bunu yapmanın dışında bir durum algı yaratma gayretidir ve çözüm değildir.

Diğer bir husus da ypg, pyd, pkk terör örgütlerinin Suriye'nin herhangi bir yerinde barınmalarına mutlaka engel olmaktır. Oluşan bu ortamda Türkiye'nin kararlı bir tavrı olursa bunu gerçekleştirmeye her şeye rağmen gücünün yeteceğini biliyoruz.

Ayrıca, Suriye Türkmenlerinin gelecekleri bizim garantimiz altında yeniden inşa edilmelidir. 4-5 milyon Suriye Türkmen’i gözünü ve kulağını Türkiye'ye dikmiş ve Türkiye tarafından bir an önce sahiplenilmeyi beklemektedir. Suriye ve Irak Türkmenleri konusunu yakından bilen biri olarak söylüyorum; Suriye'de kurulan yeni düzende Suriye Türkmenleri hak ettikleri yeri almaz ise Suriye'nin geleceği sıkıntıdan zor kurtulur.