Susuzluk tüm dünyayı tehdit eden boyutlara ulaştı. Bu yüzden, dikkat çekmek ve çözüm üretmek için, 22 Mart Dünya Su Günü ilan edildi.
Su yani H2O, birçok maddeyi eriten, oda sıcaklığında sıvı olan renksiz, kokusuz, tatsız ama yaşamsal bir madde. Su eksi derecelerde kara, buza dönüşür.
Çeşitli sular var. İçme, yağmur, temizlik, damıtık, madeni ve oksijenli su gibi. Ayrıca termal, nehir, göl, deniz, memba, kuyu ve yeraltı suları. Formülü D2O olan ağır su, nükleer reaktörlerde kullanılıyor.
Susuz bir hayat düşünülemez. Yetişkin bir insan vücudunun %60’ı su. Su oranı %20’ye düşen dokular yaşayamaz ve ölür. Su azlığı ayrıca sağlığı bozar ve çeşitli hastalıklara davetiye çıkarır.
En çok su tüketen kesim tarım ve sanayi. Sanayi atığı sularının bir kısmı pis ve kirli ve de bazı zehirleri içermekte. Böyle sular, birçok canlı ölümüne de neden oluyor.
Tarımda uygulanan yağmurlama sistemi, su kullanımını azaltır, toprak kaybını da önler. Bu yüzden yararlı bir metot.
Su yetmiyor, ihtiyacı karşılamıyorsa o zaman, ya tasarrufa gidilecek,yada yeni su kaynakları bulunacak. Bugün deniz suyunu, bazı kötü suları arıtarak kullanma imkanı mevcut.
İçme suyu; duru, renksiz, kokusuz ve taze olmalı. Kalsiyum oranı yüksek, kaba suları arındırarak içme suyu haline getirmek te mümkün. Batı dünyası iyi kalite içme suyu bulunmadığı için, soda ve maden suyu tüketiyor.
Atalarımız, eski Türkler, Osmanlılar su konusunda çok titizdi. Su kemerleri, bazıları birer mimari şaheser olan çeşmeler, hayratlar, sebiller bunun bir kanıtı. Su gibi aziz ol sözü de, suya verilen önemi gösterir.
Yakın bir gelecekte, özellikle geri kalmış birçok Afrika ülkesinde ciddi su sıkıntıları yaşanacak. Bunun anlamı kıtlıktır, açlıktır ve hastalıktır. Hatta su yüzünden savaşlar çıkacağı endişesi bile var.
Böyle bir sorun, tüm dünyanın ve insanlığın sorunudur. Şimdiden önlemler almak ve zaman kaybetmemek lazım. Bu, dünya çapında uluslararası kuruluşların üstesinden geleceği zor bir sorun. Bir an önce işe koyulması gerekiyor.