12 Kasım 2021 Cuma günü, ilk bölümünü yayımladığımız yazımıza, kaldığımız yerden devam ediyoruz.
Kendi kendinizi “herkes aynı hatayı yaptı nasıl olsa” diye ikna edebilirsiniz. Dolayısıyla, insanlar hataya grup halinde girerler, ancak çıkmaları pek de öyle olmaz. Hataya bir kere girince, insanların hatalarını fark etmesi, tek tek olur.
Bununla ilgili bilinen en eski deneylerden biri; Asch’e aittir. Bu deneyde, deneklere iki tane kâğıt gösterilmiştir. Birinci kâğıdın üzerinde, tek bir çizgi diğer kâğıdın üzerinde ise üç çizgi bulunmaktadır. Deneklerden beklenen ise, birinci kâğıttaki çizgiye en yakın uzunlukta olan çizgiyi, ikinci kâğıttan bulmaktır. Deney bu kadar kolaydır: Sadece aynı uzunlukta olan iki çizgiyi bulmak. Deney, iki farklı ortamda yapılmıştı. Birinci ortamdaki deneklerden yalnız başlarına, ikinci ortamdaki deneklerden ise, bir grup insanın yanında karar vermeleri istendi. İkinci ortamda ise, gerçek deneğin yanına altı tane işbirlikçi denek alındı. İşbirlikçi denekler, deneyi yapan kişiye yardımcı olmak için, oradaydılar ve deneyi düzenleyen kişinin daha önceden kendilerine verdiği talimata göre, yanlış cevabı vereceklerdi. Deneklerden cevaplarını sesli bir şekilde söylemeleri istendi. Yani herkes kendinden önceki kişinin cevabını duyuyordu.
Deneyin sonucu bir hayli ilginç… Denekler, grup baskısının olmadığı durumlarda % 99 oranında doğru cevap verdiler. Sonuçta iki tane aynı boyda çizgi bulmaları isteniyordu. Çocuk oyuncağı. Buraya kadar ilginç bir şey yok. Deneklerin yanına işbirlikçi denekler geldiği zaman ise sorulara ortalamada ancak % 63 oranında doğru cevap verebildiler. Bahsettiğimiz iki tane aynı uzunluktaki çizgiyi bulmak. İnsanlar bu kadar basit bir işte bile kendi fikirlerine güvenmiyorlar ve sürüyü takip ediyorlarsa, gerçekten kafa yormak gereken işlerde nasıl davranacaklarını bir düşünsenize... Kredi almak, muhtar seçmek, milletvekili seçmek, toplumsal bir konu hakkında fikir beyan etmek vs. gibi faaliyetlerde insanlar ne kadar kendi düşüncelerini uyguluyorlardır? Asch’in anlattığına göre, deneklerin davranışları kendi içlerinde de bayağı farklılık göstermiş. Deneklerin yaklaşık üçte biri, hiçbir şekilde gruptan etkilenmezken, bir kısmı ise sürekli grup ne derse aynısını söylemiş. Büyük bir şirkette yöneticilik yapmış, bir arkadaşım bir gün bana şöyle demişti: “İnsanlar tek tek baktıklarında mükemmel, adil ve hakkaniyetli insanlar olabilirler. Ancak 3-4 yönetici bir araya geldiğinde aklın mantığın almayacağı haksızlıklara imza atabiliyorlar.” Grup psikolojisi insana gerçekten mantıksız şeyler yaptırabiliyor.
Sürü psikolojisinin bir diğer yansıması da, arkadaş baskısıdır… İçinde bulunulan arkadaş grubu, aslında doğru olmadığını bildiğiniz bir işi yapmanız için, size itici bir güç oluşturur. Bu en çok lise öğrencilerinde görülür. Bir öğrenci, normal bir zamanda saygıyla konuştuğu bir hocasıyla, arkadaşlarının yanındayken biraz daha laubali konuşur. Çünkü arkadaşlarına hocayı “takmadığını” göstermeye çalışır. Aynı tip öğrenciler, sırf arkadaşları aldığı için aynı marka ayakkabıyı alır vs. ABD’deki polis raporlarına göre, arkadaşlarla beraber yapılan araba sürüşleri, tek başına yapılan sürüşlere göre daha riskliymiş. Özellikle gençlerin arabada yanlarında bir kişi varsa kaza yapma ihtimalleri % 40 oranında artıyormuş, yanlarında iki kişi varsa kaza yapma ihtimali ikiye katlanıyor, eğer yanında ikiden fazla insan varsa da dört katına kadar çıkabiliyormuş.
Bir başka örnek olarak da, son yaşanan finansal krizi verebiliriz. ABD’de yaşayan milyonlarca insanın ev fiyatlarının devamlı artacağını düşünerek ev alması ev fiyatlarını sürekli yükseltti. Devamlı yükselen ev fiyatlarını gören tüm Amerikalılar bir yolunu bulup ev almaya çalıştı. Ev alanların çoğu için en önemli motivasyon ev alan herkesin iyi para kazanmış olduğuydu. Herkes ev almak için çıldırıyor, bu trendin sürekli böyle devam edeceğini sanıyor, ancak akıllarına konut fiyatlarının bir gün düşebileceğini getirmiyorlardı. Tabi ki her sürüde olduğu gibi burada bir kısım insanlar kârlı çıktı. 2000-2005 arası ev alıp satanlar iyi kârlar elde etmişlerdi, ancak bu sürüye katılıp da 2007 yılına ev sahibi olarak girenler de vardı. 2007 yılında ev fiyatları inanılmaz bir şekilde düşünce herkes birbirini suçlamaya başladı.
Yarın devam edeceğiz.