SURİYE İLE İLGİLENMEK

Bu aralar ne yaparsan yap, ne yazarsan yaz Suriye konusundan kaçamazsın elbette. Ben de kaçamayıp konuya girme zorunluluğu duyuyorum.

Bu konuya ben bir farklı pencereden bakmak istiyorum. Her şeyden önce o kadar karmaşık, çapraşık ve matruşka gibi iç içe geçen olaylar ile dolu bir durumla karşı karşıyayız ki gerçekten çok dikkatli olmak gerektir. Bu tür durumlarda olayları dikkatle takip edip sabırla beklemek gerektiğine inanırım. Ama daha olaylar patlak verirken beraber bir takım insanlar uzman oluyor, her konuyu biliyor, vazgeçtim neler olacağını da söylüyor. Bu kadar karmaşık olayların, bu kadar bilinmezliği olan olayların önceden kestirilmesi çok ama çok zordur. O kadar çok bilinmeyen ve bu kadar çok bilinmeyeni değerlendirmek için o kadar parametre, o kadar seçenek var ki, bütün bu bilinmeyenleri o parametreler ve o seçenekler ile ortaya koyabilmek imkânsıza yakındır. Kimse konuşmasın mı diyorum peki... Hayır! Sadece hemen atlamamak, her şeyi bilme havasında olmamak, bazı iyi niyetli önerilerde bulunmak gerektir diyorum. Süreç o kadar karmaşık ki, bir takım kısaltma isimler bile kamuoyunda kafa karıştırıyor. Smo, so, htş, pkk, pyd, ypg, öso, ışid vs. vs. Bu kısaltmaların tam yerine oturmadığı durumlarda, bunlardan kim kimle nerede, ne yapıyor hemen anlaşılacak bir durum mu ki?

Bir de birçok devlet var ve her bir devletin planı, düşüncesi, hesabı ve beklentisi var. Bu devletlerin bu hesaplarını, planlarını nasıl bilebileceğiz? Devletlerin plan ve hesaplarını bilmez isek, nasıl bir fikir üreteceğiz?

Bunları neden yazıyorum? Şunun için:  Tekrar söylüyorum, biraz sabırla ve dikkatle takip etmek gerektir. Her söyleyenin her söylediği ile fikir üretmenin yanlışlara sürükleyebileceğini anlatmaya çalışıyorum. Elbette Suriye konusu en çok bizi ilgilendiriyor. Zaten onun için ısrarla dikkatle ve sabırla olayları takip etmek gerektir ve bilgi kirliliğine kapılmamak gerektir diyorum.

Şu pencereyi de açalım. 1998 yılında Avrupa Karma Parlamento Başkanı John Daniel Bendit - ki 1968 Fransız Gençlik Hareketinin liderlerinden Kızıl Deni - yaptığı bir açıklamada özetle şöyle dedi: "Türkiye, ATATÜRK yolunu terk etmelidir, yoksa istediğimizi yapmasını, yani federasyona dönmesini sağlayacağız."

Bu aslında Büyük Ortadoğu Projesi idi. Yani, Türkiye bugün böyle bir tehlikenin içerisine sürüklenmek isteniyor olabilir. Şu topraklar ülkemize eklenecek filan. Eklensin de, bir şartla: Türkiye, Milli ve Üniter (Tekil) yapısını koruyarak, yani ATATÜRK'ÜN iradesini baş tacı yaparak. Ülkemizdeki Türk olmayan Suriyelilerin neden getirildikleri ve neden gönderilmedikleri bugün daha iyi anlaşılmıyor mu?

Hepimizin üzerine titremesi gereken konu, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kuruluş temeli olan millilik ve tekillik özelliğini kaybetmemesidir.