SUDAN ÇIKMIŞ BALIK MİSALİ

Günlük hayatın rutini; sabah olduğunda herkes işine gidiyor. Akşam olduğunda ise, yorgun argın eve dönülüyor. Yemek yenildikten sonra, az buçuk TV seyredilip yatılıyor. Sabahgene aynı düzen. Biteviye sürgit devam ediyor. Hafta sonlarında ise AVM tapınaklarına gidiliyor. Nasıl gidilmesin? Yazın serin, kışın sıcak, karınlar doyurulup, lüzumlu lüzumsuz alışveriş yapılıyor. Böylece herkes kendini tatmin ediyor. Günler, aylar boyu, robot gibi hep böyle davranılıyor.

Herşey monotonlaşıyor, hayat daha az zevk vermeye ve anlamını yitirmeye başlıyor. Beklentiler ve umutlar yok oluyor. Kişiselleşme ve ego artıyor.

Büyük çoğunluk robot gibi yaşıyor ve maalesef bunun da farkında bile değil.

Çünkü insanlar, benliğini tüketim ekonomisine teslim edeli çok oldu. Kapitalizmin çarkları altında unufak oldular ama, gene de uyanamadılar.

Kendilerinden bekleneni haddinden fazlasıyla yerine getirip, sistemin bir parçası haline geldiler. Yaşayan bir zombiye dönüştüler, beyinleri bir hayal aleminde, bedenleri ise zombi oldu.

Bu dönüşüm hemen olmadı. Ortalama 40 yıllık bir süreçte sonunda gerçekleşti.Yani seksen sonrasında. Yukarıdaki başlıkta yazdığı gibi yavaş yavaş ürkütmeden farkına varılmadan gerçekleştirildi herşey.Hiçbir şey aniden olmadı, birden yapılmadı ki, direnç oluşmasın. Oluşmadı da. Kazanmadan harcamak, üretmeden tüketmek, emek vermeden, alın teri harcamadan hızlı yemek moda oldu adeta…Hızlı bir tüketim dönemine girildi.

Önce insanlar bencilliğe iteklendi. Sadece ben oldular. Benden sonrası tufan dediler. Sonra sosyal hakları tırpanlandı, seyrettiler. Ardından ahlak erozyonuna girildi. Herkes kanıksadı, normal saydı, tepki vermedi. Anayasal haklar kaldırıldığında ne olduğunu dahi anlayamadı. Anlasaydı da ne tepki verirdi o da ayrı. (Face Paylaşımı harici bir tepki vermezdi). Her dört senede bir oy verip demokrasi oyunu oynayarak bir yere varabileceğini sandı. Ancak gide gide bir arpa boyu yol gidebildi. En son atalarının bahşettiği Cumhuriyeti yıkt,ı yıkmakla kalmayıp bir de bu yıkıma sevindi. Bunu marifet sanıp,kutlamalar yaptı. Gelecek günler güzel olacak sandı. Şimdilik işler kör topal gidiyor. Bir de gerçeklere bakalım:

Bak bakalım bu süreçte reel ekonomide neler oldu?

Bu sene 600 bin esnaf, kepenk kapatmış ne gam.!!! Dolar gene 7.40’dan döndü. Hala 6.30/40 mertebelerinde geziniyor… Halbuki şurada 5’e ne kalmıştı (3 Ocak 2017 $:3,57 – 25 Temmuz 2018 $:4,87 , Devalüasyon %36,41 MB kurları). Yollar da yine araç kalabalığı, kamyonlar otobüsler tümen tümen gitmekteler ya yakıt 8-9 liraya çıkınca aynı şekilde gidebilirler mi? Süt ve süt ürünlerine kaçınılmaz zam geldiğinde (yutdışında 1Lt süt ile 1,5Kg yem alınabiliyor bizse samanı dahi ithal ediyoruz) gene sabah kahvaltılarında o güzel peynirleri yiyebilecek, çocuklarımıza bir bardak süt içirebilecek miyiz. Enflasyon 20’ye Ticari krediler % 33 civarına erişmişken yarına güvenle bakabilecek miyiz.Un keza öylesine… Unun torbası 75.tl’den 175.tl’ye çıktı. Temel gıda maddesi bu kadar zamlanırsa, düşünün…!!! Simit bile olmuş; 1,5 tl.

Bütçe açığını çeşitli fırsatçılıklar ile kısa vadeli kapatma cinlikleri yaparken (Vergi barışı,imar affı), parayı bastırıp 21 günlüğüne askere gidecek çocuklara bu kısa sürede ne öğretebileceğiz?Veya, vatanın savunmasında bu çocuklardan ne medet umabileceğiz? Parası olan sıyıracak, olmayan sınır ötesinde veya güney doğuda ölecek.!!! İnşaat sektöründeki durağanlık %20 otomotivdeki %55 Beyaz eşyada ise %25’e erişmişken insanların elindeki para hergün devalüe olurken, yarın kim ne satın alabilecek? Her geçen gün alım gücümüz düşüyor.

Ohal kalkmışken, ardı ardına sonbaharda ki yaprak dökümü gibi, şirket iflasları başladığında, buna bağlı olarak işsizlik arttığında ne yapabileceğiz? Kısacası ekonominin önce resesyona (durgunluk), ardından stagflasyona (durgunluk ve işsizliğin birlikte yükselmesi) girmesini nasıl önleyeceğiz? Maaşlar bankamatikten çekilirken dikkatinizi çekmiştir, paralar gıcır,gıcır bu da şu demek oluyor; banknot matbaası fazla mesai yapıyor ve sürekli para basıyor. (Karşılığı olmayan para). Bunun topluma dönüşü Enflasyonun zıplaması olacak. (Üç aylık enflasyon sapması %60) Bulgar levasının bile 2,80 liraya ulaşması size birşeyler ifade ediyor mu?

Ülkeye ve ülke ekonomisine kırılan güven, satılan kapatılan fabrikalar, işletmeler yeniden nasıl tesis edilecek? Ya da hangi bilgili yetkin kadrolar bizi nasıl ayağa kaldıracak? Nasıl bir kalkınma planı uygulanacak?

Evet sevgili vatandaş, Cumhuriyet çok zorlu bir varolma mücadelesinin ardından 4 yıllık bir savaşın sonunda onbinlerce şehit verilerek kurtuluş ve kuruluşla taçlanarak kuruldu.

Kurulduktan sonra ise, cemiyet hayatında bir sürü yenilik,düzenleme ve devrimler yapıldı, kurumlar oluşturuldu.Bu da yaklaşık bir, on yıllar sürdü. Peki ya temeli 15 saate dayanan yeni yönetim şeklimiz? Demokrasinin oyunu sonucunda yönetim şeklimizin değişmesi. Acaba bünye bu değişikliği özümseyecek ve yerleştirebilecek mi?

Yoksa bünye bu durumu toksin olarak algılayıp ret mi edecek? Bizim 5’ci dünya ülkelerinden ne farkımız olacak?Bunu süreç gösterecek. Temennimiz, tüm gelişmelerin ülke ve Milletimiz menfaatine olmasıdır.

SON SÖZ: ‘’KİŞİSEL ÇIKARLAR, TOPLUMSAL ÇIKARLARIN ÖNÜNE GEÇTİĞİNDE, YOK OLMAYA BİR ADIM MESAFEDESİNİZ DEMEKTİR.’’