Birer birer göçüp
gidiyoruz şu yalancı dünyadan.
Arkadaşlarımızı, "dostum" diye sarıldıklarımızı, CAN bildiklerimizi kaybediyoruz..
Son kaybımız "ağabey" dediğim, değer verdiğim Suat Hayri Akarçay oldu..
Onu kaybettiğimizi tesadüfen öğrendim... İnanamadım yeğeni Murat Gegin'i aradım;
"Doğru abi" dedi..
Üç kuruşluk menfaat uğruna birbirimi yediğimiz, birbirimize çemkirdiğimiz YAŞAM ahan da bu işte..
-Çok acımasız.
-Çok kısa.
**
1979'lu yıllar...
Türkiye'de ve Adana'da gazeteciliği doya doya yaşadığımız, asla unutamayacağımız günler, haftalar ve aylar..
-Herkes samimiydi o güzelim yıllarda..
-Dostluklar dibine kadar yaşanırdı..
-Yalanı, dolanı, dolambaçı, riyâyı, adam satmayı kimse bilmezdi..
-Başkaydı, çok başkaydı gazetecilik..
Gazetecinin yaptığı haberler, yazdığı yazılar; "Kanun hükmünde kararname" olarak bilinir, kabul görürdü..
Bugün "kararanname" olarak görülüyor, biliniyor..
Üzücü, kahredici, utanç verici..
Bugün, bu meslekte yaşanan "zennubelikler ve "koftiriklikler" o yıllarda yoktu..
Çok düşündürücü..
O güzel, bir o kadar da özel yıllarda tanıdım Suat Hayri Akarçay agabeyimi..
-Gerçek bir dosttu benim için..
-Çok samimiydi, çok sahiciydi..
Bazı gazetelerde bölge müdürlüğü görevi de yapan Suat ağabey Elazığ'da Sabah Gazetesi bölge müdürüyken, yanına gitmem için ısrarcı oldu.. "Gel Sülo" dedi..
Olmadı...
Çünkü ben o sıralar bir başka gazetede çalışıyordum.
**
Dostluğun ne olduğunu iyi bilen, dostça bakan, dostça gören, dostça davranan, elindeki lokması kendinin olmayan, paylaşmayı babasından öğrenen, idarecilik yönü çok iyi olan Suat Hayri Akarçay ağabeyim;
-Adam gibi geldiiiiiiiin, adam gibi gittin... Gittiğin yer nurlarla dolsun.. Allah'ım seni peygamber efendimize komşu etsin inşallah..