Söz konusu vatansa gerisi teferruattır

İyi bilinen bir konuşmacı, seminerine 50 dolarlık bir banknotu göstererek başladı.

Dinleyicilere “bu parayı kim ister?” diye sordu.

Nerede ise bütün eller havaya kalktı.

“Bu parayı sizlerden bine vereceğim. Fakat özellikle bazı şeyler yapacağım” dedi.

Elindeki kağıt parayı önce buruşturdu ve dinleyicilere “hala bu parayı isteyen var mı?” diye sordu.

Eller yine havadaydı.

Bu sefer konuşmacı “peki bu paraya şunları yaparsam” dedi ve 50 doları yere attı.

Onun üstüne bastı, ezdi ve pisletti.

“Hala bu parayı isteyen var mı?”

Eller yine havadaydı ve o parayı herkes istiyordu.

Konuşmacı şöyle dedi;

Arkadaşlarım burada çok önemli bir şey öğrendiniz…Burada gözlerinizin önünde paraya ne yaptıysam hiç önemli değil, onu yine de istiyorsunuz. Çünkü benim ona yaptığım şeyler, değerini düşürmedi…O hala 50 dolar.

Hayatımızda çoğu kez verdiğimiz kararlar veya hayat şartları nedeniyle, hırpalanır, canımız acıtılır, yerden yere vuruluruz…Kendimizi kötü hissederiz. Fakat ne olduğu veya ne olacağı önemli değil..Sizi sevenler ne kadar değerli olduğunuzu eninde sonunda anlayacaklardır.

Ama unutmamalısın ki;

Tutunamadığın dalda yaprak olmaya çalışma..Kimseye zorla sevdiremezsin kendini.

***

Şimdi bu anekdot’u niye anlattım?

İki ay sonra Cumhurbaşkanlığı ile milletvekili seçimleri var ya, o yüzden.

Partisi içerisinde birkaç delegesi olan, hemen milletvekilliğine aday oluyor.

Yatırıyor partisinin istediği parayı.

Kesin adaylığı tescillenirse, harcayacağı bütçeyi de ayarlıyor.

Belki de diğer arkadaşlarını geride bırakıp “aday” oluveriyor.

Diyor ki “Birinci zafer benim”

Sonra “ilk sıralarda yer kapma yarışını” kazanıyor.

Arkasından, gelsin milletvekilliği zaferi.

Bu bir yarış ya…Geride bıraktıklarına “muzaffer kumandan” edasıyla bakıyor.

Kendisi için onlar (geride kalanlar) artık “kaybetmişler”dir.

Şunu anlatmak istiyorum..

Ak Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı R.Tayyip Erdoğan da, Ana Muhalefet Partisi Lideri Kemal Kılıçdaroğlu da söyledi.

“Bizde şahsi düşünceler değil, memleket menfaatleri en ön sırada” diye.

Ama parti içi muhalefet buna imkan vermiyor.

Şimdiden görmeye başladık ta o yüzden söylüyorum.

İktidar, ana muhalefet ve diğer partilerin hepsinde durum aynı.

Kendisini liderine en iyi anlatan, anlattıran en ön sıralara geçiveriyor.

Bu arada bir çok değer memleket idaresinde görev alamıyor.

Bana kalırsa; seçimlerden sonra yapılacak ilk işlerden biri “partiler yasası”nı daha demokratik bir hale getirmek”tir.

Bunun ilk adımı da, parti liderlerinin ileride uygun bir zamanda bir araya gelmeleridir.

Eğer “mesele vatansa, gerisi teferruattır” sözünde hala ısrarla duruyorlarsa.