Atatürk ve İnönü dönemlerini bir tarafa bırakırsak, Türk Demokrasisi, çok partili, demokratik parlamenter sisteme geçtiği, 1946 yılı itibariyle, siyasette yeni bir döneme merhaba demiştir.
1950 seçimleri sonucunda, Demokrat Partinin iktidara gelişi ile birlikte, Adnan Menderes, 19. Hükümeti (Kabineyi) kurmuş, Celal Bayar’da 3. Cumhurbaşkanı olarak göreve başlamıştır.
2020 yılı itibariyle (2020-1946) aradan geçen 74 yılda, 65. Cumhuriyet Hükümeti kurulmuştur.
Aradan geçen 74 yıl, Türk Siyasetinde çok farklı uygulamalara ve çok değişik hadiselere şahit olmuştur.
Bunlardan biri de, kendi isteğiyle görevden ayrılma, ya da istifa etmedir.
Doğrusunu söylemek gerekirse; bizim siyasi yaşantımız da, pek te alışık olduğumuz bir mekanizma değil. Görev de başarılı olamamış nice bakan ve başbakanların, bir şey olmamış gibi, görevlerine devam ettikleri bilinmektedir. Bu durum, Türk siyasetinde, adeta bir gelenek vaziyetindedir. Ne kadar başarısız olursa olsun, istisna bir iki olay dışında, ne görevden alma olur, ne de istifa edilir. Sanki her şey yolunda, sanki her şey güllük gülistanlık, göreve devam edilir…
Halk istediği kadar yapılanlardan şikayetçi olsun, seçmen istediği kadar ama böle olmaz ki desin, koltuğa oturan, kolay kolay kalkmaz…Halkın ya da seçmenin ne dediğinin de pek bir önemi olmaz.
Seçim bitmiştir. İktidar olunmuştur. Artık güç ondadır. Halka da, seçmene de gerek kalmamıştır. Ne seçim vaatleri, ne de halka verilen sözlerin değeri kalmamıştır. Tabii ki arada tutulan vaatlerde ara sıra yerine getirilir ama bu deve de kulaktır. Yetkilendirilen kişi, artık siyasi gücünü kullanarak, her şeyi ben bilirim, ben yaparım moduna girerler…Ne doğru dürüst danışırlar, ne de istişare ederler. Efendim, bu uygulama yeterli değilmiş, halkın beklentilerini karşılamıyormuş, halkın isteği bu değilmiş, kimin umurunda…!!!
Siyaset dünyamızda bunlar olurken, dünya siyasetinde neler oluyor diye baktığımız da çok farklı uygulamalar görerek, iç geçirir, biz de neden olmaz diye hayıflanırız. Onur nedir, guru nedir, doğru uygulama nedir, omurgalı olmak nedir? Bu ve buna benzer soruların cevaplarını ne yazık ki dış ülke siyasetçilerinde görürüz. Şehre su veren ana arterde patlama olur, onarım uzun sürer, halk susuzluktan şikayet eder, ilgili Bakan ya da Belediye Başkanı derhal istifa eder. Harcamalar da, çok az bir miktar da olsa, devlet bütçesinden harcama yapılır, yine Bakan Ya da Devlet Başkanı(Alman Cumhurbaşkanı) istifa eder. Her hangi bir konuda başarısızlık olur, istifa edilir, İstanbul’da köprü yapılırken halat kopar, Güney Koreli Mühendis intihar eder. Bu ve buna benzer, her yanlış, hatalı, noksan uygulamalar da, en tepede ki, Cumhurbaşkanından Başbakan, Bakan ve diğer yüksek rütbeli mevkii sahibi istifa eder, canına kıyar, intihar eden olur... Hatta, bir çoğu, halktan özür diler… Biz, Japonya, Güney Kore, Singapur, Tayland, Vietnam gibi Asya ülkeleri ile ABD ve AB ülkelerinde gördüğümüz bu olayları öğrenince, imreniriz, iç geçiririz, bizim siyasetçilerimiz neden böyle değil diye…
Bunun sayısız örnekleri var. Onlar mahkemeye çıkarılırken, bizimkilerin dokunulmazlığı vardır. Devlet malına zarar vermiş, devleti zarara uğratmış, halkı mağdur etmiş, hiç umurlar da değildir.
İşte böylesine bir ortam da, İç İşleri Bakanı Süleyman Soylu, 10 Nisan Cuma günü, 21.45’de uygulamaya konan, kısıtlı sokağa çıkma yasağına uymayan kalabalıkları görüp te, bu husustaki uygulamayı eleştirenleri de dikkate alınca; o özlediğimiz, başka ülke siyasetçilerine
duyduğumuz imrenmeye adeta cevap verdi. Beklenmedik bir şekilde görevi bıraktı. Haber bomba gibi patladı. Bir anda gündem değişti. Demek ki Türkiye’de de böyle onurlu, omurgalı karar alacak bir siyasetçimiz de varmış dedirtti. Sebep ya da sebepler ne olursa olsun, Süleyman beyin görevi bırakması, soy adına yakışır bir vakarla, soylu bir davranış oldu.
Her şeye rağmen, tüm kesimlerce takdir edildi, helal olsun dedirtti… İşte siyasetçi böyle olmalı sözünü, her kese söyletti…Bu davranış, Türk siyaseti adına, örnek bir davranıştır.
Dileğimiz, tüm siyasetçilerimizin bu onurlu davranışı örnek almalarıdır. Sayın Soylu’yu kutluyorum. Siyaset dünyamıza yeni bir pencere açtığı için.
Tabii ki, İç İşleri Bakanlığında başarılı olduğu için, sayın Cumhurbaşkanı, istifayı kabul etmedi ve göreve devamın istedi. Süleyman bey, görevinin başında. Bundan böyle, var olan başarısının çıtasını, daha da yükselteceğini biliyorum ve kendisine, başarılarının devamını diliyorum. Yolu açık, başarısı daim olsun… Ayrıca bize bu zevki( oh bee, bizde de böyle onurlu davranış varmış) yaşattığı içinde teşekkür ediyorum.
SON SÖZ:’’ MAHKEME KADIYA MÜLK DEĞİLDİR.’’