Son dönemlerde insanlar çok sinirli, çok gergin, çok kızgın, çookk öfkeli.
Kimsenin yanına yaklaşılmıyor, kimselere selam verilmiyor.
Bu psikolojide olmamızın birçok nedeni olabilir, fakat en büyük sebep ekonomik darboğaz elbet.
İşsizlik, asgari ücretin ve emekli maaşlarının yetersizliği, kısacası geçim derdi bu faktörlerin en başında geliyor.
Öyle ki, gölgesiyle kavga edenlerden kendi kendine konuşana, durduk yere insanlara saldıranlardan yol ortasında oynayana kadar birçok tuhaf insan manzaraları görür olduk.
Hele bir de ülkemizin en sinirli ve hırçın şehri olarak bilinen Adana söz konusu ise, işte orada duracaksınız.
Sabah evden çıkıp, akşam evimize sağ salim dönene kadar; hareketlerimize, hal ve tavırlarımıza, ağzımızdan çıkan sözlere dikkat etmeliyiz.
Eğer birazcık aklınız başınızdaysa, eşinizi işinizi, çoluğunuzu çocuğunuzu, ailenizi ve geleceğinizi düşünüyorsanız, bunlara dikkat etmelisiniz.
Neden mi?
İşte nedeni…
***
Yaşanmış gerçek bir olay
Günlerden Pazartesi…
Hafta sonunun uyuşukluğu üstünden atamayan adam, sabah işe gitmek için evinden çıkar.
Okul telaşı, insanların işe yetişme koşuşturması derken trafik kilit, otobüsler tıka basa…
Başına gelecekleri düşünen adam, işine geç kalmamak için her Pazartesi yaptığı gibi biraz daha erken çıkar evinden.
İki otobüsün es geçtiği adam, 15-20 dakika bekledikten sonra nihayet otobüse binebilir. Öyle ki, otobüste adım atacak yer yoktur.
Pazartesi sendromunu içten içe yaşayan adam, dakikalar geçtikçe işe geç kalmış olmanın stresini yaşar. Her şeye rağmen sakinliğini korur, bir an önce ineceği durağa varmak için sabırsızlanır.
İnmesi gereken durağa yalnızca 2 durak kalmıştır,
Fakat o da ne?
Bir ‘Yiğit!’ çıkar meydane...
İnecek olan yolculara yer vermesi için müsaade isteyen adam, o yağız delikanlının beklenmedik tepkisiyle karşılaşır.
Durakta diğer yolcuların inmesi için kapının önünden çekilmesini isteyen adama, sert şekilde çıkışır genç çocuk.
Anlam veremediği bir tepkiyle karşılaşan adamcağıza;
‘Sen kimsin bana çekil dersin?’
Ne olduğunu anlamaya çalışan adam,
“Tamam kardeşim, uzatma geç yerine” der.
Çocuk susmak bilmez, ‘Sen kimsen de bana geç yerine dersin!’
Garip bir vaka…
Neyse, delikanlının çenesi durmaz; söylenmeye, laf vurmaya, sataşmaya devam eder.
Sakinliğini korumaya çalışan adam, “Bak kardeş; kim olduğumu, ne olduğumu bilmiyorsun. Bana bulaşma, var git işine” der.
Der ama nafile, üstüne gelmeye devam eden çocuk;
‘Kimsin lan sen!’
(Devam Edecek…)