Adana'yı bilenler iyi bilir: Bu şehirde sadece sıcak hava değil, hayatın kendisi de insanın yüzüne çarpar. ‘’Sokağın Sesi’’ derki dikkatli bir göz, Adana'nın her yönünün başka bir hikâye anlattığını görür. Kuzeyi başka, güneyi başka, Doğusu başka, Batısı başka yaşar bu şehri. Dört farklı yüz gibi.
Adana’nın güneyine indiğinizde ilk hissedeceğiniz şey, hayatın sertliği olur. Burada çarpık kentleşmeyi görürsünüz, daha eski sokaklar, çıkmaz sokaklar, dar sokaklar görürsünüz.
Bir yandan çocukların sokakta oynadığı, bir yandan sabahın köründe işe giden insanların olduğu bir mahalle kültürü yaşar burada. Yoksulluğun gölgesi eksik olmaz belki ama dayanışmanın sıcaklığı da hemen hissedilir. Yaşamın zor olduğu yerde insanlar birbirine daha çok tutunur.
Azla da yaşar…
Azla da güler…
Azla da sever…
Adana’nın Kuzeyine doğru çıktıkça ise çehresi değişir. Geniş bulvarlar, yeni yapılan siteler, büyük alışveriş merkezleri, kafeler ve butik dükkânlar. Burada yaşam biraz daha konforlu, biraz daha “modern”. Eğitim düzeyi, gelir seviyesi, beklentiler farklılaşır. Gençlerin elinde kahveler, kulaklarında müzik. Herkesin bir koşturmacası var ama bu koşturma hayatta daha fazla şeye ulaşma çabasıdır.
Adana’nın Doğusu ise daha çok sanayi ile anılır. Organize sanayi bölgeleri, atölyeler ve fabrikalar. Burada yaşam sessizdir ama üretim hiç durmaz. Gündüzleri iş makineleri çalışır, akşam olunca mahalleler kendi içine çekilir. Doğuda hayat, emeğin ritmine göre akar. Ne çok gösteriş vardır ne de telaş. Düz bir hayat ama içinde mütevazı bir istikrar barındırır.
Batıya doğru yol aldıkça Adana’nın gelişime açık yüzü ortaya çıkar. Yeni konut projeleri, tarım alanları, ekmeğini topraktan kazanan insanları görürsünüz. Birazda karışık bir nüfus profili görürsünüz. Burası biraz kuzeyin enerjisini, biraz doğunun sadeliğini taşır. Geçmişle gelecek arasında bir köprü gibidir. Eski köylerin şehre karıştığı, yeni hayatların kurulduğu bir bölgedir burası.
Adana’nın dört yönünde dört farklı hayat yaşanır anlayacağınız. Ama hepsi bu şehrin kalbinin attığı damardır. Belki biri biraz daha hızlı atıyor, diğeri biraz daha yorgun. diğeri daha fakir ama hepsi bir bütünün parçasıdır. Yani demek istediğim, ‘’Anlayana sivrisinek saz anlamayana davul zurna az’’.